adalet bakanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adalet bakanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Adalet Bakanı Sadullah Ergin "alacaklı mağdur değil"

Adalet Bakanı Ergin Malatya’da
20 Ocak 2012 Cuma 11:33
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Dink davasına ilişkin, “Hrant Dink davasıyla ilgili sürecin soğukkanlılıkla takibi ve süreç sonunda ortaya çıkacak tabloyu da hep beraber izlememiz gerekiyor. Bu ülkede karanlıklar aydınlığa çıkarılıncaya
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Dink davasına ilişkin, “Hrant Dink davasıyla ilgili sürecin soğukkanlılıkla takibi ve süreç sonunda ortaya çıkacak tabloyu da hep beraber izlememiz gerekiyor. Bu ülkede karanlıklar aydınlığa çıkarılıncaya kadar bize rahat yok” dedi.

Malatya Valiliği’ni, AK Parti Malatya Milletvekilleri, Belediye Başkanı Ahmet Çakır, AK Parti İl Başkanı Bülent Tüfenkçi ve diğer yetkilerle birlikte ziyaret eden Adalet Bakanı Sadullah Ergin, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.Hrant Dink’in davasına ilişkin bir soruyu yanıtlayan Bakan Ergin, “Hrand Dink’e sıkılan kurşunlar Türkiye’nin kardeşliğine, huzuruna ve barışına sıkılan kurşunlardır. Türkiye bu tür provokasyonlarla ilk kez karşılaşmıyor. Milletimiz müsterih olsun. Bütün bu karanlık

Türkiye’deki “tutuklu-hükümlü”

Türkiye’de, özellikle Ergenekon davası sürecindeki 3 yılı bulan tutukluluk süreleri nedeniyle “tutukluluğun infaza dö-nüştüğü” eleştirilerini, Adalet Bakanlığı verileri doğruladı. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, gelişmiş ülkelerde, cezaevinde bulunanların yüzde 10-15’ini tutuklular oluştururken, “temyiz” sürecini bekleyen “hükmen tutuklular” da ilave edildiğinde, Türkiye’de bu oran yüzde 60’ları buluyor. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 2015 yılına kadar kapasiteyi 40 bin kişi arttıracakları bilgisini verdi.

Ergenekon davası nedeniyle Türkiye’de cezaevlerindeki “hükümlü-tutuklu” oranı ile ilgili Adalet Bakanlığı’nın son verileri, bu konuda çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. MHP Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, cezaevlerinde kalan tutuklu, hükümlü, hükmen tutuklu ve cezaevlerinin kapasitesi ile, son 5 yılda yapılması planlanan cezaevleri konusundaki sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, AKP hükümetleri döneminde, 2002-2009 yılları arasında Türkiye’de 48 ceza infaz kurumunun hizmete açıldığını bildirdi.

Oran yüzde 60’ı buluyor

Daha önce yaptığı açıklamalarda, Türkiye’deki “tutuklu-hükümlü” oranının yüzde 50-yüzde 50 olduğunu ifade eden Ergin’in son verdiği rakamlar ise hükmen tutuklular da katıldığında oranın yüzde 60’ı bulduğunu ortaya koyuyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002’de, hükümlü sayısı 30 bin 879’ken, 24 bin 621’i tutuklu, 3 bin 929’u “hükmen tutuklu” olmak üzere toplam tutuklu sayısı 28 bin 550’yken, sonraki yıllarda tablo “tutuklular” aleyhine değişti. Özellikle 2003’ten sonra, hükümlü sayısı, tutukluların altında kalırken, cezaevindeki toplam tutuklu ve hükümlü sayısı, cezaevi kapasitesinin çok üzerine çıkarak iki katına yakın arttı. 2002 yılında toplam kapasitesi 73 bin 725 olan cezaevlerinde toplam 59 bin 429 tutuklu ve hükümlü bulunurken, 2009 yılı sonu itibarıyla toplam ka- pasite 106 bin 779’da kalırken, buralardaki tutuklu ve hükümlü sayısı 116 bin 340’a yükseldi.

Bakanlığın 31 Aralık 2009 itibarıyla verdiği rakamlara göre cezaevlerindeki 116 bin 340 kişiden 56 bin 581’ini hükümlüler oluştururken, bunlardan 40 bin 340’ını tutuklular, 19 bin 419’unu ise “hükmen tutuklular” oluşturuyor. Buna göre toplam tutuklu sayısı 59 bin 759’a ulaşıyor. Bakanlık verilerinde, cezaevlerinde kalan kişi sayısı, kapasitenin 10 bin üzerinde görünürken, Bakan Ergin, 20015 yılına kadar cezaevlerinin kapasitesine açılacak yeni cezaevleriyle birlikte 40 bin kişilik kapasite ekleneceğini bildirdi.

Cumhuriyet  
    

"Çek"te ceza ertelemesi bugün görüşülecek



Adalet Bakanı Sadullah Ergin, karşılıksız çek suçunda hapis
cezasının orta vadede kaldırılacağını belirterek, başka düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Eylül ayı itibarıyla bankaların 37 milyon 95 bin yaprak çek verdiğini ifade eden Ergin, “2 bin 172 kişi karşılıksız çek vermek suçundan kesinleşmiş cezasını çekmek için cezaevinde yatıyor” dedi.
Çek Kanun Tasarısı, Adalet Komisyonu’nda görüşülüyor. Tasarıya, “Tarafların karşılıklı rızasıyla vadesinde ödenmeyen borcun belirli vadelerde ödenmesi konusunda anlaşması halinde yürütülen kovuşturma, soruşturma ve cezanın infazının ertelenmesi” düzenlemesi bugün verilecek bir önergeyle eklenecek. Tasarının komisyonda kabul edilen ilk maddeleri şu düzenlemeleri içeriyor:
-  Çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamayacak.
-  Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılacak.
-  Banka, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu miktarı, ancak ibraz eden hamile talep ettiği takdirde ödeyecek. Banka, karşılığını bulunmaması halinde, çek bedeli 1000 lira veya üzerinde ise 1000 lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek


Milliyet 


Tarihinden önce ibraz edilen çek karşılıksız çıkarsa ceza yok! 

 TBMM Adalet Komisyonunda ele alınan Çek Yasa Tasarısı'nın 2 maddesi daha kabul edildi.
Tasarının kabul edilen maddelerine göre, bankalar, önce çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını kontrol edecek, ayrıca kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterecek.
Bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin adli sicil kayıtlarını, açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkar olanların ise esnaf ve sanatkar sicili kayıtlarını almak ve çek hesabının kapatılması halinde bunları, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren 10 yıl süreyle saklayacak. Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler, bankaya kendileri ile ilgili olarak Türkiye'de bir adres bildirmek zorunda olacak.
Çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde, çek düzenleyenin bankaca bilinen adresleri talebi halinde hamiline verilecek.
Çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamayacak.
Çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkar olup olmadığını, kendisi hakkında yasak bulunmadığını bankaya yazılı olarak beyan edecek.
Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişinin, yönetim organında görev yaptığı, temsilcisi veya imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri verilmeyecek.
Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılacak. Bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı çek hesapları açılacak ve hamiline d üzenlenecek çeklerin yapraklarında "hamiline" ibaresi matbu olarak yer alacak.
Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu bankaya ibraz edildiğinde hamilin vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenecek.
Çek hesabı, ancak sahibinin veya yasal temsilcisinin yazılı talebi ya da mevduat veya katılım fonu zaman aşımı süresinin dolması üzerine kapatılacak.
"Karşılıksızdır" işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yü kümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılacak.
Banka, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu miktarı, ancak ibraz eden hamile talep ettiği takdirde ödeyecek. Buna göre, banka, hamile, talep ettiği takdirde süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli bin lira veya üzerinde ise bin lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek.
Karşılığının kısmen bulunması halindeyse banka, çek bedeli bin lira veya altındaysa, çek bedelini aşmamak koşuluyla kısmi karşılığı bin liraya tamamlayacak bir miktarı; çek bedelinin bin liradan fazla olması halinde çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmi karşılığa ilave olarak bin lira ödemekle yükümlü olacak.
Hamilin talepte bulunması halinde, "karşılıksızdır" işlemi, ç ekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu, bankanın yükümlülüğü çerçevesinde ödediği miktar ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak, bu kişinin tüzel kişi adına bedeli tahsil etmesi halinde bu belirtilmek ve kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılacak. Banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar açıkça belirtilecek. Hamilin imzalamaktan kaçınması halinde, "karşılıksızdır" işlemi yapılmayacak.
Kısmi ödeme kabul edilmiş olsun veya olmasın, çekin tamamen veya kısmen karşılıksız çıkması halinde, "karşılıksızdır" işlemi yapıldıktan sonra ön ve arka yüzün fotokopisi çekilerek bankada saklanacak ve çek hamile geri verilecek.
Banka; çekin karşılığının hesapta bulunmamasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi, kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi hallerinde çek hamiline, her geçen gün için binde 3 gecikme cezası ödeyecek.
Üzerindeki tarihten önce ibraz edilen çekin karşılığının kısmen veya tamamen ödenmemiş olması halinde, bu çekle ilgili olarak hukuki takip yapılamayacak. İleri tarihli çekle ilgili olarak hukuki takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve "karşılıksızdır" işlemine tabi tutulması şart olacak.
Komisyonda çek konusunda tacir, taciri olmayan ve hamiline çek şeklinde ayrımına gidilmesi eleştirildi. CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe, Türk Ticaret Kanunu Tasarısında benzeri bir ayrım yapılmadığını belirterek, "Bunda sonra uzun boylulara başka, kısa boylulara başka çek ayrımına kadar gidilecek. Ekonomi bitti, deniz görüldü. Çek, kredi kartı gibi kabul görmüyor. Esnaf çek kabul etmiyor, kredi kartı istiyor. Çünkü banka ödüyor. Çekler tefecilerin eline düştü" dedi.
CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, "çekte muteberlik sı ralaması yapıldığını" savunarak, bunun doğru olmadığını söyledi. Dü zenlemeye TESK ve TOBB temsilcileri de karşı çıktı.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, konuyla ilgili eleştirilere, çekte ayırım yapılmasının amacının statü farklılığı yaratmak olmadığını belirterek, çeke güveni artırmak ve daha fonksiyonel hale getirilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Ergin, 2008 yılında 23 milyon çekin takasa ibraz edildiğini, bunun rakamsal tutarının 234 milyar lira olduğunu kaydederek, bunun 1,5 milyon adedinin karşılıksız çek olduğunu, tutarının ise yaklaşık 15 milyar lira oldu ğunu söyledi. Ergin, en çok keşide edilen çekleri küçük işletme sahiplerinin işini çevirmek amacıyla kullandığına işaret ederek, yapılacak düzenlemelerin buna zarar vermemesi gereğini vurguladı.
Tasarının görüşmeleri yarın 4. madde üzerinde devam edecek.

AA 
 

Gönderilen her dilekçe özgürlüğe bir adımdır.

 Evet arkadaşlar hakkınızı yasal yollardan arayın   bilgi alın adalet bakanlığı,ekonomi bakanlığı ve milletvekillemize gönderin ...

 Gönderilen her dilekçe özgürlüğe  bir adımdır.






Sn ………………………………….




Ülkemizde aylardır süre gelen ve bir türlü her kişi ve kurumun kabul ettiği fakat ne hikmetse hiçbir kurumun ve kişinin çözüm konusunda bişeyler yapmadığı,ağırdan aldığı ÇEK lerini ÖDEYEMEDİĞİNDEN dolayı önce adli para cezası ve maliyeye yatırılması gereken bu parayı ÖDEYEMEDİĞİNDEN hapis cezası alarak cezaevine girmek zorunda kalan binlerce hatta onbinlerce insanın bu sorununa EKONOMİ bozulur diyerek sürekli ertelenmesini tekrar dile getirmek için bişeyler yapmanın kaçınılmaz olduğu bir gerçektir.


Ülkemizde çekten mahkumiyet alanların sayısına baktığımızda Adalat Bakanlığının verilerine göre sadece 2007 yılında mahkum olan insan sayısı 104 bin civarındadır.Bu sayı böyle olduğu halde milletvekillerinin verdiği soru önergelerine verilen cevaplarda sayılar 1500 olarak ifade edilmektedir.Bu 1500 sayısının doğru olmadığı aşikardır.


Şüphesiz sonucu İNSAN ÖZGÜRLÜĞÜ kısıtlanması olan bir kanun öncelikle HUKUK kuralları dikkate alınarak yapılmalıdır.Ancak basında çıkan haberleri takip ettiğimiz zaman,yaşama hakkından sonra en önemli hak olan özgürlük hakkı EKONOMİ ortaya getirilerek HUKUK bir kenara atılmakta,bu kadar ciddi bir konu ÇEK denilen özünde nakittir denilen fakat kullanımda vadeli olarak kullanıldığı TBMM tarafından da yasa çıkartmak suretiyle kabul edilen bir kağıt parçası,putlaştırılarak insanların hayatlarını karartmakta ,aileler dağılmakta sosyal bir felakete doğru hızla ilerlemektedir.


Türk Ceza Kanunun 5. maddesi herkesin artık bildiği gibi 01.01.2009 tarihinde,2 defa süreli yasalarla uzatıldıktan sonra yürürlüğe girmiş ve 3167 sayılı kanunun bir çok maddesinin ceza kanunlarının anayasası sayılan TCK ile ya tamamen zıt ya da çeliştiği birçok hukuk profösörü tarafından kabul edilmiş ve 3167 sayılı kanunla cezaevinde bulunan insanların salıverilmesi gerektiği basında defalarca yazılmıştır.Bu durumu Adalet Komisyonu Başkanı gazatecilerle yaptığı röportajlarda dile getirmiştir.Durum bu kadar açık iken,okuma yazma bilen herkesin bir hukuksuzluğun yaşandığını anlayabildiği halde konuyu EKONOMİ gerekçelerine bağlayarak bu zulümü devam ettirmek ne kadar HUKUK DEVLETİ kriterlerine uygun taktiri size bırakıyorum.Fakat şu bir gerçektir ki bu yasadan dolayı ceza alan hapis yatan ve kaçak yaşayan insanlar ve bu insanların aileleri şu anda verilen bu cezanın ADİL olmadığını biliyor ve şu andaki çaresizliklerinden dolayı kanuni haklarını sınırlı olarak kullanabiliyor.Bakanlığınızın bu kanunsuz ceza uygulamasına son vermek için gerekeni yapmasının HUKUK’i ve VİCDANİ olarak çok ACİL olduğunu bir defa daha bilirtiyor.SAYGILAR SUNUYORUM.

Kütahya milletveki Sn Alim Işık'ın soru önergesinin detayları




 

 

 

 


CEZA MAHKEMELERİ 3167SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLEMESİ HAKKINDA KANUN İLE İLGİLİ AÇILAN DAVALAR VE SANIK SAYILARI




CEZA MAHKEMELERİNE 3167 SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLEMESİ HK. KANUN İLE İLGİLİ ÇIKAN DAVALARDAKİ SANIKLARIN KARAR TÜRÜ



2009 YILINA AİT VERİLER  ADLİYELER ,ÇEK DAVA SAYISI  VE ÇEK TOPLAM BEDELLERİ




 

 

 

 

 

 

 

 





CEZA MAHKEMELERİNE  AÇILAN DAVA VE KİŞİ SAYISI
(HAZİRAN 2009 A KADAR)



 2009 YILINDA (HAZİRAN)3167 SK dan CEZAEVLERİNE GİREN KİŞİ SAYISI





Kaynak TBMM                                                                                                                                  

VADELİ ÇEK var olmalıydı.?


Değerli Arkadaşlar

Sn Adalet Bakanının konuşmasına baktığımızda dikkatleri çekmemiz gereken en önemli cümle

"PİYASADA 200 MİLYAR LİRALIK ÇEK VAR "

Bu cümleden ne anlamamız gerekiyor...bir günde 200 milyar tl lik çek olamayacağına göre bu bir itiraf niteliği taşıyor..

Bunun doğru açıklaması piyasada 200 milyar tllik VADELİ ÇEK var olmalıydı.gerçek olan bu...

Pekii bu ne anlama geliyor.bizim piyasamızda dolaşıyor gibi görünen nakit para değil VADELİ ÇEK bu durumu herkes biliyor.fakat iş ceza vermeye geldiğinde ÇEK=NAKİT ceza veriyorlar..çünkü 2002 deki anayasa mahkemesi kararı açık.ne diyordu o kararda ÇEK BİR HAVALEDİR...hesapta para yoksa o çeki keşide ederse keşideci cezalandırılır...

Bakan ne diyor piyasada 200 milyarlık çek var...asıl anlaşılması gereken nokta zaten burada eğer borcun vadesi varsa buna karşı verilen ödeme aracının adına çek te deseniz bu çekin hem dünyadaki tanımına hemde ticaret kanunundaki tanımına uymaz...ve gene türk ticaret kanunun 692 ve 707 maddesinde çekin tanımı açık ve nettir...

Madde 692 - Çek:

1. "Çek" kelimesini ve eğer senet Türkçe'den başka bir dille yazılmış ise o dilde "Çek" karşılığı olarak kullanılan kelimeyi;

2. Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedelin ödenmesi için havaleyi;

3. Ödeyecek kimsenin "muhatabın" ad ve soyadını;

4. Ödeme yerini;

5. Keşide gününü ve yerini;

6. Çeki çeken kimsenin (Keşidecinin) imzasını; ihtiva eder.

II- UNSURLARIN BULUNMAMASI:

Madde 693 - Yukarıki maddede gösterilen hususlardan birini ihtiva etmiyen bir senet aşağıdaki fıkralarda yazılı haller dışında, çek sayılmaz.

bu durumda vadeli olan bir kağıt parçasına çek diyemezsiniz...zaten yargıtay başkanınında açıkladığı ve yanlışınızı yüzüne vurduğu 5838 sayılı yasayla eklediğiniz madde ile bunu yasa koyucu da kabul etti...hal böyle iken de tanımına bile uymayan bir kağıt parçası ile insanları hapsetmek HUKUK kurallarını katletmek anlamı taşır...

Ayrıca alacaklının hakkını koruyacağız diye borçluyu hapsetmekte anayasamızdaki eşitlik ilkesine aykırı olur...

Çek yasasının TCK 21. ve 52.maddeye aykırılıkları da cabası...kısaca likidite söylemleriyle bu yanlışlıkları kapatmaya kimsenin ne şansı nede hakkı vardır....

Artık bütün bu bilmezden geldikleri gerçekleri görmeliler ve doğru olanı yapmalılar.aylardır hatta yıllardır boşu boşuna hapis yatırdıkları insanlardan da bi özür dilemeleri şart.

ttk 707

II - VADE:

Madde 707 - Çek, görüldüğünde ödenir. Buna aykırı her hangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir.

Keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek ibraz günü ödenir.


Yukarıda ttk 707. madde ve aşağıda çek yasasına 5838 sayılı kanunla eklenen madde...

VE  canım ülkemde yapılan kanunlar..

MADDE 18 – 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 2 – 31/12/2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”

My Way

KARŞILIKSIZ ÇEKTEN ‘YATANLAR’ KURTULACAK




Bu kanun hayatımızda herşeyi değiştirecek


KARŞILIKSIZ ÇEKTEN ‘YATANLAR’ KURTULACAK
Karşılıksız çekten hapse düşenlere ya da düşme riski altında olanlara iyi haber. Hapis cezasını kaldıracak tasarı çok yakında kanunlaşacak

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TBMM Adalet Komisyonu gündeminde bulunan Çek Yasa Tasarısı’na ilişkin çalışmaları bir an önce başlatacaklarını bildirerek, “Cezaevine düşmüş, düşme riski altında olan insanlarımızın sorunu bizim sorunumuzdur. Umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur” dedi.

Üzerinde çalışılan yeni Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek kullanana hapis değil para cezası verilecek. Çek borcunu faiziyle ödeyene dava açılamayacak, mahkum edilenler ise serbest kalacak.

ÇEK MAĞDURU DENİLSİN
Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39.1 artarak 1 milyon 508 bin 504’e çıktı. Ergin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada çeki keşide etmekten, ödeyememekten dolayı cezaevinde olan, cezaevine girme tehdidi altında bulunanlara işaret ederek, konunun sadece çekin borçlusu açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Ergin, “çek mağduru” ifadesinin kullanılmasının doğru olduğunu belirtti ve ekledi; “Piyasada yaklaşık 200 trilyon TL’nin üzerinde likit, nakit para yerine kullanılan çek miktarı olduğu belirtildi. Bu miktarda çekin yerine ikame edeceğimiz bir alternatif koymadan, çeke mevcut olan güveni sarsacak bir tedbiri almanız, piyasadaki faiz oranını, ekonomik dengeleri etkileyebilecek bir hadisedir.”

Kaynak
Mynet
http://finans.mynet.com/haber/AnaSayfaHaberler/17Ekim2009/O1255762313929/7/Bu-kanun-hayatimizda-herseyi-degistirecek

Karşılıksız çekten hapse girmeyen esnaf kalmayacak




Vadeli çekleri karşılıksız çıkanlar hapse giriyor ama, alacaklıya borçlarını ödemediklerinden değil, devletin kestiği para cezasını ödemediklerinden hapis yatıyor.
Şimdilerde esnafımızın en büyük dertlerinden biri, “karşılıksız çek” sorunudur.
Sorunun önemini çok kişi ve özellikle Büyük Türk Büyükleri bilmiyor, anlamıyor.
-  Ticari hayatta alışverişler her zaman peşin parayla yapılmaz. Kredi kullanılır. Kredi (1) Ya bankadan alınır. Borçlu bankada senet imzalar (2) Ya da banka dışında borçlu alacaklıya bir senet (ödeme vaadi olan imzalı kâğıt) verir.
-  Çağdaş hukuka göre insanlar (dolandırıcılık, sahtekârlık gibi özel durumlar hariç) ticari borçları nedeniyle hapsedilemez. Borçlu ödeme yapmazsa, alacağı olan, icra takibiyle parasını tahsil etmeye çalışır.
-  Bankalar, bankada hesabı (parası) olanlara çek karnesi verir. Çek bir ödeme aracıdır. Esas olarak çekin karşılığının bankada olması ve de çekin ibrazında bankaca ödenmesidir.

Senette hapis yok 
-  Bizde bir zamanlar, bankalarca verilen çeklerin kötü kullanımını önlemek için, karşılığı olmayan çeki yazan banka müşterilerine hapis cezası uygulanıyordu.
-  Borç senedini ödenmeyenlere hapis yok iken, karşılıksız çek yazanların hapisle cezalandırıldığı günlerde borç senetlerinin yerini vadeli çek aldı.
-  Ama bir süre sonra, çağdaş hukuk ilkelerine göre, insanlara borç dolayısıyla hapis cezası verilemeyeceği görüldü. Senet borcunu ödemeyenler gibi çek borcunu ödemeyenlerin de hapse girmemelerini sağlayan bir düzenleme yapıldı. (Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 18’inci basım, 2007)
-  Fakat karşılıksız çek kullanımını caydırmak için bu defa da kanuna karşı hile yapıldı. Yeni düzenlemeye göre, karşılıksız çek yazanlara, çek üzerindeki borç miktarıyla orantılı olarak devlete para cezası ödeyecekleri hükmü getirildi. Devlete bu parayı ödemeyenlerin hapse atılmasının yolu açıldı.
-  Dikkat buyurunuz, çeki ödeyemeyen para cezasını devlete ödüyor. Bu uygulamada çeki ödeyemeyen para cezası ödese de, para cezası ödeyemediği için hapse girse de, çekin alacaklısının cebine beş kuruş girmiyor. Borcu aynen kalıyor. Hapse girenin para kazanma imkânı kalmadığından işi çöküyor. Alacaklın parasını alması hayal oluyor.

1.5 milyon karşılıksız çek
Sadece 2009 yılının ilk 9 ayında (daha öncekileri unutunuz) 1.5 milyon çek karşılıksız çıkmış. Ekonomi yazarı Hacer Gemici’den öğrendiğime göre, daha önceki dönemden bu yana yargıya intikal eden dosya sayısı 1 milyona ulaşmış.
Kim diyebilir ki karşılıksız çek ödemeyenlerin hepsi fırsatçı ve kötü niyetli? Bu işin sonunda hapis var. Kim bile bile hapis yatmak ister?
Onun için:
(1) Karşılıksız çek sayısındaki artışa bakarak ekonominin sorununun büyüklüğünü görelim.
(2) Vadeli çek uygulamasına son vermek için, çeki ibrazında ödenecek bir ödeme aracı haline tekrar getirmek ve çekten senede dönmek için gereken düzenlemeleri yapalım.



Olayların içinden
Güngör Uras

Teşekkürler SAyın RAMAZAN KERİM ÖZKAN (CHP Burdur)




CHP Burdur milletvekil Sayın Ramazan Kerim  Özkan dün meclis kürsüsünde yapmış olduğu konuşmasında yaşamış olduğumuz sorunları bir bir dile getirmiştir.Kendisine teşekkür ediyoruz

Sayın Ramazan Kerim Özkan'ın Meclisteki konuşması 15/10/2009

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Borçlar Kanunu'yla ilgili olaraktan verdiğimiz önergede Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın 13'üncü maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini, ikinci fıkranın madde metninden çıkarılmasını talep ediyoruz: "Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de aynı şekle uyulması zorunludur. Ancak sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır."

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, bu kanunlar görüşülürken yaz boyunca, günlerdir vatandaşlarımızdan çekle ilgili olsun, borçlarla ilgili olsun, bu yapılanmalarla ilgili olsun esnaflarımızdan mesajlar alıyoruz. 550 milletvekilimize değişik mesajlar geliyor ancak çekle ilgili olduğu için bakıp siliyorsunuz ama ben bunların yaklaşık on bir tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum; ne diyor, esnafımız ne diyor, işçimiz ne diyor, çek mağdurumuz ne diyor, onları sizlerle paylaşmak istiyorum metinden geldiği gibi:

"Esnaftım. 50 kişiye istihdam sağlıyordum. Bankalar beni bitirdi. Eşim kanser hastası. Çeklerim yazıldı. Bir de şimdi hapse gireceğim. Esnafa bir af verebilir misiniz?" Sayın Bakana söylüyor, bizlere söylüyor.

"Parası olmayan birini cezaevine gönderen tek hukuk kuralı bizde. Bir çeke imza attık, dünyam karardı. Üç yıl hapis aldım, lütfen kurtarın beni.

F. A."

"Vekilim, ekonomik kriz beni de vurdu, param kalmadı, çekimi ödeyemedim, sonum hapis. Hapisteyken kim benden para alacak. Borca hapis olur mu? Lütfen, bu çığlığı duyun. Çeklerden çektiğimiz yetmez mi?"

"Saygıdeğer Vekilim, beş yıl ceza gaspa, dolandırıcılığa, tecavüze verilmiyor. Bu işi çözeceğinize inanıyoruz. Onurumuzu kırmayın. AK PARTİ'yi, Cumhuriyet Halk Partisini, Milliyetçi Hareket Partisini ve tüm vekillerimizi çok seviyoruz. Ne olursunuz çek mahkûmlarını affedin. Kaçak yaşamaktan usandık. Ceza indirimi yok, şartlı tahliye yok, açık cezaevi yok. Beş yıl hapis. Bir terörist bile pişmanlık yasasından yararlanıyor. Artık bu feryatları bitirin."

"Ekonominin tek suçlusu esnaf mı? Çekini ödeyemeyen birine üç yıl ila beş yıl hapis reva mı? Yüce Allah bunun hesabını sormaz mı? Bir Cem Garipoğlu kadar ceza indirimi bile yapılmıyor. Çek Kanunu'nda -yazık, çok yazık- 700 bin kişi kaçak durumda. Likidite kaygısı olur diye bizi cezaevine atanları Allah'a havale ediyorum."

"Çeklerimi ödeyemedim. Hapis cezası aldım. Ailem dağıldı. Çocuklarımı bir yıldır göremedim. Aranıyorum, bu yüzden borcumu da ödeyemiyorum. Sizin huzurunuz yerinde mi? Çek keserken teminat olarak özgürlüğümüzü ve hürriyetimizi veriyoruz, farkında mısınız? Çocuklarımı özledim, yuvamı özledim. Üç bayramdır çile çekiyoruz."
"Bir çeke imza attım, ödeyemedim. Cezası bu kadar ağır olmamalı. Allah aşkına bizleri affedin. Devletimiz çeklerde tahsildar olmuş, ceza kesmiş, alamadığı para için de bizleri beş yıl hapse mahkûm etmiştir. Esnaf olarak bunu kaldırmamız mümkün değildir. Sayın Başbakanımız demokratik açılımda 'Her şey müzakereyle çözülecek.' diyor. Çek Kanunu'nda da müzakere istiyoruz. Eşler, çocuklar, analar, yakınları için ağlıyoruz."
Bu feryatlar telefonlarımıza gelen mesajlardan, aynen, hiçbir katkı koymadan alınmıştır. Sizlere de geliyor, sizler de biliyorsunuz.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli komisyon üyeleri; gerçekten, çeki alamayan, çek karşılığını alamayan borcunu ödemiyor. Çeki ödeyemeyen hapse giriyor, çalışamıyor. Bu sorunun bu Meclis tarafından çözülmesini talep ediyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özkan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutup, işleme alıyorum:


TBMM tutanaklardan alıntıdır

ÇEK' ten ticarete 5 yıl hapis yerine para cezası geliyor




Adalet Bakanı Sadullah Ergin, insanların çekten cezaevine girmesini önleyen bir çözüm üzerinde çalıştıklarını açıkladı
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ekonomik kriz nedeniyle ödenmesinde sorun yaşanan çeklerle ilgili Meclis'te bekleyen Çek Yasa Tasarısı'nın bu yıl yasalaştırılacağını açıkladı. Ergin, piyasada dolaşan 200 milyar liralık çek bulunduğunu, alınacak yanlış bir kararın piyasada sıkıntı yarabileceğini belirterek, "Eğer çeke olan güveni azaltırsak insanlar başka bir araca yönelebilir, likidite baskı doğabilir, faizler artabilir. Bu nedenle hem sahte çek vermeyi caydıran hem de insanların cezaevine girmesini önleyen bir çözüm arıyoruz. Çek suçlarına ekonomik ceza verilmesi üstünde çalıyoruz" dedi.

ÇEKTE PARA CEZASI ARTACAK
SABAH'ı ziyaret eden Ergin, tasarı ile ilgili olarak Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile bir çalışma yaptıklarını belirtti. Karşılıksız çek verenler ile çek mağdurlarını rahatlatacak bir yol aradıklarını bildiren Ergin, "Çek suçlarına ekonomik ceza verilmesi üstünde çalıyoruz. Para cezasının artırılmasını düşünüyoruz" dedi.

Tekrarı halinde hapis cezası verilecek
HAPİS CEZASI : Tasarı, karşılıksız çek verenlere uygulanan 5 yıla kadar hapis cezasının kaldırılması ve bunun yerine para cezası uygulanmasını öngörüyor. Bu maddenin geriye yürütülmesi ve karşılıksız çek verenlerin affedilmesini önleyecek bir madde tasarıda yer alıyor. Hapis cezası ise karşılıksız çek verme suçunun tekrarı halinde gündeme geliyor.
İNTERNETTEN TEŞHİR EDİLECEK: Kredi kartı borçluları gibi karşılıksız çek verenler de kara listeye alınacak ve teşhir edilecek.
BANKA 474 LİRA ÖDEYECEK: Çek karşılıksız çıkarsa, çek hesabı açan, veren banka alacaklıya her çek yaprağı için 474 lira ödeyecek.
ÇEKLER İKİYE AYRILIYOR: Çekler, tacir ve tacir olmayan kişilerin çekleri olmak üzere ikiye ayrılacak.
HAMİLİNE ÇEKE SIKI TAKİP: Hamiline çekler için bankada ayrıca bir hesap açılacak. Bunlarda çek defterinde hamiline ifadesi yer alacak.
BİLGİLER 10 YIL SAKLANACAK: Müşteri çek hesabını kapatsa bile bankalar adli ve ticari sicil kayıtlarını en az 10 yıl saklayacak.
BANKALARA YAPTIRIM: Bankalar çekin karşılığını zamanında ödemezse her gün için binde 3 faiz ödeyecek. Çeklerin süresinde ödenmesini sağlayacak bir sistem oluşturulacak ve çekler elektronik ortam üzerinden işleme konulabilecek.

Sabah

"Çek yasa tasarısı çalışmaları başlayacak"




Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TBMM Adalet Komisyonu gündeminde bulunan Çek Yasa Tasarısı'na ilişkin çalışmaları bir an önce başlatacaklarını bildirerek, ''Cezaevine düşmüş, düşme riski altında olan insanlarımızın sorunu bizim sorunumuzdur. Umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur'' dedi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TBMM Genel Kurulu'nda, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın 1. bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Çek Yasa Tasarısına ilişkin düzenlemenin, TBMM Adalet Komisyonu'nda bulunduğunu anımsatan Ergin, ''çek mağduru'' ifadesinin kullanılmasının doğru olduğunu belirtti. Ergin, çeki keşide etmekten, ödeyememekten dolayı cezaevinde olan, cezaevine girme tehdidi altında bulunanlara işaret ederek, konunun, sadece çekin borçlusu açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Ergin, çekin alacaklısının da bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Çek borçlusu, çek alacaklısı, piyasada dönen çek miktarı, çek aracılığıyla temin edilen likitide ihtiyacını etkileme potansiyelini beraber değerlendirme zaruriyeti var. Meclis tatile girmeden önce yapılan değerlendirme toplantısında, piyasada yaklaşık 200 katrilyonun üzerinde likit, nakit para yerine kullanılan çek miktarı olduğu belirtildi. Bu miktarda çekin yerine ikame edeceğimiz bir alternatif koymadan, çeke mevcut olan güveni sarsacak bir tedbiri almanız, piyasadaki faiz oranını, ekonomik dengeleri etkileyebilecek bir hadisedir. Cezaevine düşmüş, düşme riski altında olan insanlarımızın sorunu bizim sorunumuzdur. Komisyonda bekleyen Çek Yasasına ait çalışmaları bir an önce başlatacağız. Hükümetin diğer bakanlıklarıyla koordine içerisinde, komisyonda diğer partilerden üye arkadaşlarımızla mutabakat noktasında arayışımız devam edecek. Umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur. Bununla ilgili gayretimiz, çalışmamız var. Siyasi parti temsilcilerimizle bu diyaloğu önümüzdeki haftadan itibaren devam ettireceğiz.''

Cumhuriyet

Cezaevi koşulları Batılıları şaşırttı



Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi, Türk karakolları ve cezaevlerindeki kötü koşulları rapor etti. Cezaevlerinde kalanların üç yıl içerisinde iki kat artmasına şaşıran heyetin tespitlerine göre birçok tutuklu yere serilen şilteler üzerinde yatmak zorunda kalıyor.

Avrupa Konseyi’ne bağlı çalışan ve cezaevleri ve tutukluluk koşulları konusunda Avrupa’nın devletlerarası referans organı olan Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi tarafından polis ve jandarma karakolları, yabancıların tutulduğu alıkoyma merkezleri ve cezaevlerinde Haziran ayında yaptığı iki haftalık incelemeler, ortaya çarpıcı sonuçlar çıkarttı.

Slovenyalı savcı Ales Butala başkanlığındaki heyet 04-17 Haziran 2009 tarihlerinde aralarında polis merkezleri, jandarma karakolları, kaçak göçmenlerin tutulduğu yabancılar alıkoyma merkezleri, askeri ve sivil cezaevlerinin bulunduğu 33 farklı noktaya haberli veya habersiz ziyaretler gerçekleştirdi.

Gözaltındakiler uyutulmuyor

Heyet, ziyaretleri ile ilgili raporu hazırlamadan önce Türk yetkililerle biraraya gelerek, iki haftalık izlenimlerini paylaştı. Ziyaretleri sırasında polis veya jandarma tarafından gözaltına alınan 200’den fazla kişiyle görüşen heyet, kötü muamelenin görülme sıklığı ve vahametinde bir düşüşü eğilimi olduğunu gözlemledi. Yakalama anında aşırı güç kullanımının sürdüğüne dikkat çeken heyet, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde alıkonulan şüphelilerin uykudan mahrum bırakıldıklarının tespit edildiğini, uykudan mahrum bırakmanın Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yer alan 4 güne kadar alıkoyma yetkisi ile sistematik olarak kullanılmaya başlandığına dikkat çekti. Heyet, ziyaret ettikleri polis ve jandarma kurumlarındaki gözaltı koşullarının genel olarak tatmin edici nitelikte olduğunu vurguladı. Ancak daha önceden gözaltına alınmış olanlarla yaptığı görüşmede ise bugünkü durumun geçmişle kıyaslandığında çok daha iyi olduğunu belirtti.

Doktorlara muayene eleştirisi

Tıbbi muayenelerle ilgili sistemin gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekilen heyet incelemesinde, muayene esnasında polislerin odada bulunması sebebiyle, şüphelilerin doktorlarla özel konuşamadıkları, fiili muayenenin aceleyle yapıldığını veya hiç yapılmadığı belirtilerek, “Bu durum esasen polislerin, doktorun özel olarak tam muayene yapmasına izin vermeyi reddetmelerinden kaynaklanmamaktadır. Neden, bu işi tam olarak yapmaya motive olmayan doktorların kendileridir. ’Gerçek hastaları’na öncelik tanımakta ve polis tarafından getirilen kişilerle ilgili olarak gidebilecekleri kadar kestirmeden gitmektedirler. Hatta bazı doktorlar, şüphelilerden korktuklarından bahsetmiş veya bu kişilere karşı bariz ön yargılarını ifade etmişlerdir” denildi.

Göçmenlere açık hava egzersizi

Yabancılar için oluşturulan alıkoyma merkezlerindeki fiziki koşulları genel olarak kabul edilebilir olarak nitelendiren Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi heyeti, bu merkezlerde kalanlara, günde en az bir saat açık hava egzersizinden faydalanmaları için gerekli önlemleri alma çağrısında bulundu.

Aralarında Hasdal Askeri Cezaevi’nin de bulunduğu 5 cezaevini de ziyaret eden heyet, fiziksel koşulların kötülüğü karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Cezaevlerinde kalanların sayısının 2006 yılından bu yana iki kat arttığına ve 112.000 binden fazla kişinin cezaevinde bulunduğuna dikkat çeken AİÖK heyeti, bazı tutukluların yerde şilteler üzerinde yatmak zorunda kaldığını ve bu durumun endişe verici olduğunu kaydetti.

Çocuk mahkumlar yer yatağında

Batman M Tipi Cezaevi’nde tutulan çocukların içinde bulunduğu koşullara ilişkin ciddi bir endişe taşıdıklarını vurgulayan heyet raporunda, “Söz konusu kuruma yapılan ziyarette, yalnızca 6 yatak ve yerde 12 şilte bulunduğu bir birimde, 22 çocuk vardı. Buna ek olarak bu birimde havalandırma zayıftı. Bu durumun ortadan kaldırılması için acil önlemler alınması gerekmektedir” uyarısında bulundu. Ziyaret edilen cezaevlerinin hiçbirinde, kalanlara kişisel hijyen malzemeleri, temizlik maddeleri veya çarşaf/yastık kılıfı temin edilmediğine dikkat çeken heyet üyeleri, mahkumların, yemek haricindeki kullanılan elektirik dahil olmak üzere bütün masrafları kendilerinin karşıladığını, birçoğunun para kazanma imkanı bulunmadığı için aile desteğine ihtiyaç duyduğunu belirtti.

1750 tutukluya bir doktor

Cezaevlerinde son yıllarda yaşanan bu hızlı nüfus artışının, yalnızca mahkumların fiziksel yaşam koşullarını etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda sağlık hizmetlerini de etkilediğine vurgu yahan heyet, 206 cezaevi doktoru kadrosundan yalnızca 64’ünün dolu olmasını ciddi bir endişe kaynağı olarak nitelendirdi ve “Bu ortalama her 1750 tutukluya bir doktor düşmesi demektir” dedi.

Haber vermeden denetim hakkına sahipler

İşkencenin Önlenmesi Avrupa Komitesi, Avrupa Konseyi çerçevesinde 1987 yılında kabul edilip 1989’da yürürlüğe giren, “İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onur Kırıcı Muamele ve Cezanın Önlenmesi İçin”, Avrupa Sözleşmesi uyarınca oluşturulan bir insan hakları komitesi. Bağımsız uzmanlardan oluşan üyeler, haber vermeden ve izin almadan istedikleri ülkenin cezaevi ve karakollarını denetleme hakkına sahip. Komitenin hazırladığı raporlar, 47 üyeli Avrupa Konseyi‘nin karar organı bakanlar komitesine sunuluyor. Bakanlar komitesi, görülen eksikliklerle ilgili üye ülkeyi uyarma hakkına sahip.

VATAN

Yargıtayda dağ gibi dosyalar


YENİ adli yıl bugün başlarken 2008'den 2009'a devreden dosya sayısı 729 bin 706'ya ulaşan Yargıtay Başkanlığı, artan iş yüküne çözüm istedi. 2008'e ait Yargıtayı Faaliyet Raporu'nda, Yargıtay'daki iş yüküne dikkat çekildi. Rapora göre, 2007'den 2008'e devreden dosyalarla birlikte iş yükü hukuk dairelerinde yüzde 5, ceza dairelerinde yüzde 26, Başsavcılık'ta da yüzde 16 oranında arttı. 2008'den 2009'a da kurullarda 190, hukuk dairelerine 120 bin 97, ceza dairelerine 242 bin 454, başsavcılıkta 366 bin 965 dosya devretti. Raporda, Yargıtay'daki dosya sayısındaki artışın, çözüme kavuşturulması gereken en büyük sorun olduğu vurgulanarak, bir an önce önlem alınması istendi. Raporda, "Bu temel sorunun çözümü için yapısal değişikliklerin yanında, fiziki, mali ve insan kaynaklarının yetersizliklerinin giderilmesi gerekmektedir" denildi. Bilindiği gibi Hükümet'in 'Yargı Reformu Stratejisi ve Eylem Planı'nda Yargıtay'daki iş yükünün azaltılması Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kurulması öngürülüyor. Bu mahkemelerin kurulması için Yargıtay Kanunu'nda değişiklik yapılması gerekiyor. Öte yandan, yargıda 'toplu izin kullanımı' anlamına gelen ve 1 Ağustos Cumartesi günü başlayan adli tatilin sona ermesi nedeniyle bugün Yargıtay Konferans Salonu'nda tören düzenlenecek. Törende, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok birer konuşma yapacak. Gerçeker ve beraberindekiler, daha sonra Anıtkabir'i ziyaret edecek ve akşam da TBMM'de 'Adli Yıl Açılış Kokteyli' verilecek.

SABAH

Hapishaneleri karşılıksız çekler doldurdu



Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın soru önergesine verdiği yanıt, karşılıksız çek nedeniyle açılan davaların 2008 ve 2009 yılında arttığını ortaya koydu.



Rakamlara göre, 2008 yılında karşılıksız çek nedeniyle 211 bin 363 dava açılırken, yargılanan kişi sayısı 312 bin 516 oldu. 2009’un ilk altı ayında ise 159 bin 774 dava açıldı ve 221 bin 755 kişi yargılandı. 2009 yılında karşılıksız çek nedeniyle cezaevlerine giren kişi sayısı ise bin 461 oldu.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın çek davaları ve TBMM’de bekleyen Çek Kanunu tasarısına ilişkin soru önergesini yanıtladı. Tasarının 8 Mayıs 2009 tarihinde TBMM’ye sunulduğunu ve Adalet Komisyonu’nda oluşturulan alt komisyona havale edildiğini hatırlatan Bakan Ergin, ceza mahkemelerinde karşılıksız çekle ilgili açılan ve yargılanan kişi sayıları hakkında da bilgi verdi.

6 AYDA 221 BİN 755 KİŞİ MAHKEMELİK OLDU

Bakan Ergin’in Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’na ait istatistiklere dayanarak verdiği bilgilere göre, 2009’un ilk altı ayında karşılıksız çek nedeniyle ceza mahkemelerinde 159 bin 774 dava açıldı. Bu davalarda 221 bin 755 kişi hakim karşısına çıktı.

2009’un altı ayında çek davaları nedeniyle bin 461 kişi hapse girdi. Bunlardan 5’ini çekle ilgili ihtara ve yasaklamaya uymama, 67’sini Çekle ödemelerin düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanuna muhalefet, diğerlerini de karşılıksız çek keşide etme suçu oluşturdu.

EKONOMİK KRİZ DÖNEMLERİNDE KARŞILIKSIZ ÇEKLER ARTTI



Bakan Ergin’in verdiği bilgiler ekonomik krizin yaşandığı yıllarda karşılıksız çek suçlarında artış yaşandığını ortaya koydu. Buna göre 1994 yılında 180 bin 656 dava açılırken 196 bin 494 kişi yargılandı. 1995 yılında 138 bin 165 dava açılırken yargılanan kişi sayısı 150 bin 123 oldu. 1996 yılında 152 bin 29 dava açılırken bu davalarda 162 bin 867 kişi hakim karşısına çıktı.

1998 yılında 262 bin dava açıldı ve 199 bin 810 kişi yargılandı. 199 yılında açılan 320 bin 320 davada 337 bin 69 kişi yargılanırken 2000 yılında 262 bin 611 dava açıldı ve yargılanan kişi sayısı 281 bin 881 oldu. Ekonomik krizin yaşandığı 2001 yılında ise açılan dava sayısı yeniden artarak 307 bin 381’e ulaştı ve bu davalarda 327 bin 306 kişi yargılandı.

2002 yılında 177 bin 910 dava açıldı, 191 bin 40 kişi yargılandı. 2003 yılında açılan dava sayısı 131 bin 790’a düşerken yargılanan kişi sayısı da 142 bin 543 oldu. Karşılıksız çek davalarındaki düşüş 2004 yılında da sürdü. 2004 yılında açılan 123 bin 587 davada 136 bin 502 kişi hakim karşısına çıktı.

2005 yılında 97 bin 275’e gerileyen çek davalarında 112 bin 116 kişi yargılandı.

2006 yılında yeniden artış eğilimi gösteren davalarda 128 bin 653 kişi yargılandı ve 115 bin 76 dava açıldı. 2007 yılında ise 142 bin 174 davada 158 bin 632 kişi yargılandı. 2008 yılında da ceza mahkemelerinde açılan dava sayısı 211bin 363 olurken bu davalarda 312 bin 516 kişi yargılandı.

Kaynak : Anka

ÇEK MAĞDURU MİLLETİN UMRUNDA MI

Toplumdaki yaranın kangren haline gelmesine medyada adeta görünmemesi, ortamın güllük gülistanlık gibi sergilenmesi, hele kamuoyunun ilgisizliği çok şaşırtıcı.

Yeni Yasa Tasarısı TBMM’ye gönderilince çek mağdurları, biraz da basının yanlış yönlendirmesiyle fazlaca iyimserliğe kapıldı. Oysa hukukçuların gözlemleri farklı..
Dibi eşelendiğinde kimi maddelerinde eskisine oranla daha ağır yaptırımların getirildiğini belirtiyorlar.
Çek yasası toplumumuzda adeta kangren haline gelmiş bir yarayı kanatmasına rağmen medyada adeta görünmemesi ya da dezenformatik bir tavırla ortamın güllük gülistanlık gibi sergilenmesi çok şaşırtıcı..
Daha da şaşırtıcı olan kimi okur çevrelerinden Presstürk’e mail, telefon, fakslarla gelen eleştiriler..
“Siz madem bir haber portalısınız, niye bir misyon üstlenmiş gibi aynı konuya bu kadar ağırlık veriyorsunuz. Zaten hükümet de yasa çıkartıyor, daha ne istiyorsunuz” diyorlar..
Doğru, bir haber portalıyız biz; ama onbinlerin mağduriyeti söz konusu olursa gerektiğinde bir misyon da üstleniriz..
Bizim ne ilan derdimiz var, ne tıklama sayısı gibi kaygımız..
Ne avlanmış bir çekimiz var, ne bir çek alacağımız; ama aileler dağılmışken, çoluk çocuk perperişanken susamayız, susmayacağız da..
Namuslu, dürüst, toplumcu, yurtsever bir çizgiyi sürdürmek için amatör ruhla çalışan, yıllarını basında geçirmiş bir grup eski gazeteciyiz biz Presstürk çalışanları..
Yani her haksızlığa karşı kafa tutmaya, isyana devam; bu işin bir yanı, öteki yüzü ise vahim..
Belli ki kamuoyu böylesi bir dramla henüz yüzleşmemiş; zaten ateş düştüğü yeri yakmaz mı..
Ne nedir, ne doğru ne yanlıştır; algılayamıyor millet ve bu kafa karışıklığını gidermek, meseleyi derinliğine irdelemek gerekiyor kesinlikle..
“Alt Komisyona inen çek yasa tasarısı nemenem bir şeydir?” sorusu en açık ve net yanıtını http://karsiliksizcek.wordpress.com’daki yorumda buluyor..
İlgili ilgisiz herkesin okuması tavsiyesiyle bu başarılı çalışmadaki soru – cevapları aynen yayınlıyoruz…

Çek Yasası niçin değisiyor ?
Önce yeni bir çek yasası’nın niçin yapıldığına bakalım. Beş yıl önce çek yasası değişmiş idi, 2009 içinde iki önemli değişiklik yapıldı. Tüm yasa yeniden değiştirilmek isteniyor.
-. Türk Ceza Kanunu ‘nda 2005 yilinda köklü degisiklikler yapildi. Çek Yasasi’nin bu kanuna uyumlu hale gelmesi gerekiyor.
- Ticari bankacılığın besini vadeli çeklerdir. Bankacılık (ve faktöring) sektörü çek kullanınımını artmasını istemektedir.
- Kara para ile mücadele bir yoluda ticari çeklerdir. Ticari çek kullanimi belgelendirildikçe, trafik daha iyi kontrol edilir.
- Bankalarin sorumlulugu arttırılmaktadır. Çek karnesi veren bankalar gerekli istihbaratı yapmak zorundadır.

Çek Yasası’nda neler değişiyor, ne sağlıyor ?
- Çek yasası ile pratik olarak yeni birşey gelmiyor.
- Adalet ve Hukuk işlerse cezanın kaldırılması gerekiyor. Ben kişisel olarak cezaların süreceğini tahmin ediyorum. Cezaların sürmesini isteyen bir etkili bir lobi vardır. Yani yanlışta ısrar edilecektir.

Çek yasasında cezalar nasıl olmalıydı ?
* Temel bazı sorunlar var.
- Çek bir ticari ilişki sonucunda verilir. Vadesi olan borç-alacak sözleşmesidir.
- Çekin geçerli olması için ticari ilişkinin sürdüğü-olduğu ispatlanmak zorundadır. Daha doğrusu borçlu bu ilişkinin olmadığını ispatlarsa çek geçersiz olur.
- İlk kez karşılıksız çek kesilmesi durumunda %15 civarında bir tazminat istenir. Bu tazminat gün hesabıyla hapse çevrilmez. Bu nedenle sulh ceza mahkemesinde görülür.
- Çek karnelerinin iade edilmesi ile ilgili hükümler aynen sürer.
- Mükerrerlik ayrı bir durumdur. Bence dolandırıcılıkdan fazla bir farkı olmuyor. Çekiniz karşılıksız çıktı. Banka karneyi istedi. Vermediniz. Çek vermeye devam ettiniz. Bunlarda karşılıksız çıktı … Buradaki doğrudan hapis cezası aynen sürmelidir.

Meclis af çıkartabilir mi ?
* Çek bir ticari ilişkiyi belgeler. Devletin bu ilişkiden para cezası alması zaten haksızlıktır.
- Ekonomik kriz nedeniyle bu para cezalarında bir af yapılabilir.
- Para cezalarına vadeli ödenmesi gibi bir seçenek bana inandırıcı gelmiyor. Para cezasını ödeyemediği için hapise giren tacirin işi bozuluyor. Işini tekrar kurup, hem borcunu hem cezayı ödemesi çok zordur.
- Ekonomik krizin, yıkıcı etkilerini gözardı etmeyelim.
- Devlet bunun dışında bir kimseye : senin borcunu sildim, senin alacağını sildim diyemez. - Bunlar ticaretin gereğidir.
- Ekonomik krizin sonuçları ortada iken para cezalarına bir kolaylık yapılması ise çok normaldir.

Kanun boşluğu nedir ?
* TCK ‘da çeşitli değişiklikler yapıldı.
- Çek Yasası için ek madde konularak 31.12.2008 tarihine kadar gerekli değişiklikler yapılacaktır hükmü eklendi. Değişiklikler yapılmadığı için çek yasasındaki cezalar kanunsuz oldu.
- 2009 yılı içerisinde çeşitli şehirlerde bu maddelere dayanılarak beraat verildi. Diğer mahkemeler ise kararlarını sürdürdü.
- Yeni Çek yasası’nın zorunlu hale gelmesinin ana nedeni budur.
- TCK ‘da bir suç için ceza verilebilmesi kasıt unsuruna bağlıdır. Kasıt unsuru gözetmeden karar verilemez.
- Bu boşluk, yeni yasa çıkınca bitecektir. Bu aradaki boşluk herkes için geçerlidir.
- Boşluk nedeniyle tüm davaların düşmesi gerekirken, şikayetcilerin yeni şikayetde bulunma hakkı saklıdır.
- Karşılıksız çek için şikayet süresi altı ay olduğuna göre, yasa çıkmadan altı ay önceki çekler tekrar şikayet edilemeyecektir.
- Şikayet süresi daha uzun olan dolandırıcılık gibi suçlar için şikayet edilebilir.
İcra davaları aynen sürecektir.

Anayasaya aykırılık nedir ?
- Bir sözleşmeden doğan borçdan ötürü hapis cezası verilemez. 2009 yılında çekler vadelidir kuralı geldiği için çekler adi birer bono (sözleşme) olmuştur.
- Çek yasasında savunma alınmasına gerek olmadan ceza verilebilmektedir. Bir kişiye, savunması alınmadan hapis cezası verilemez.
- Mahkemeler herkes için adil davranmak zorundadır. “Kanunsuz ceza olmaz” görüşüne göre beraatler verilmiştir. Bu kararların temyiz süreleri geçtiğine göre kesinleşmiştir. Dolayısıyla mahkemeler aynı suç için farklı karar vermektedir. Kanun önünde eşitlik ilkesine aykırıdır.
Bu maddelerden ötürü çek yasasındaki ilk kez karşılıksız çek verenlere hapis cezası verilmesi anayasaya uygun değildir.

Sorunu kim çözecek?
* Sorunu meclis çözebilir. Yeni yasa çıkartırken çağdaş kurallara uygun davranılır.
- İlk kez karşılıksız çek verenlere para cezası verilir.
- Kasıt unsuru aranarak, dolandırıcılık amacıyla bu suçu işleyenlere hapis cezası verilir.
- Mükerrirler hapis cezası almak zorundadır. Çünkü yasaya göre çek karnesi iade edilmek zorundadır.
* Sorunu meclis çözebilir. Yeni yasada çağdışı hapis cezaları korunur.
- Fakat ek bir madde ile ekonomik krizin etkileri ve süren davaların yükü nedeniyle 31.12.2008 ‘den önceki davalar sonlandırılır.
* Sorunu yargıtay çözebilir.
- Kanundaki boşluğu tespit ederek bir emsal karar yayınlar. Süren tüm davalar, yeni yasa ile tekrar gözden geçirilmek üzere kapanır. Pek çok mahkeme, bu konuda cezaları bozma yönünde karar aldı. Kararı veren mahkemenin bir üst mahkemesine itiraz etmek

Cezaevindekilerin durumu ne olacak ?
İlgili ağır ceza mahkemesine itiraz dilekce vermenizi öneriyorum. Örnek dilekceler sitede var. Bir avukat ile görüştüğünüzde oda hazırlayacaktır.
Her durumda, meclis-yargıtay bir şekilde bozma kararı verecektir. Bu durumda zaten ceza kaldırılacaktır.

Süren davalarda ne yapmalıyım?
-İtiraz dilekcesi, savunma hakkı isteyerek kararı geciktirmeye çalışınız. Bu sizin doğal hakkınızdır.
-Karar çıktığında, itiraz sürelerini geçirmeyiniz ve temyiz ediniz.

Cezaevlerinde dosyalar istenmiş, bir hazırlık mı var?
* Cezaevinde olan arkadaşların duygularını sömürmeyelim. Tüm cezaevleri birbirine elektronik olarak bağlıdır. Beraat kararı çıkınca kimse içeride tutulmayacaktır. Bunun için dosyaların istenmesi vs gibi bir şeye gerek yoktur.


Kaynak

Sayın Medya , Sayın Vekiller , Sayın Devlet büyükleri , bürokratlar


R:C Diyorki..!!
Karşılıksız çeke verilen ceza vatandaş gözü ile bakıldığında Adli Para Cezası.Yani para cezasını öde yaptırımlardan kurtul.Ne yazikki kazın ayağı öyle değil.Karşılıksız çek davalarında şu an yürürlükte bulunan yasa ile (3167) şikayet edebileceğiniz kişi sayısı 1 değil.İmza atanı şikayet edebildiğiniz gibi çekin sahibi başka bir şahıs veya tüzel kişilik ise (şirket) çek sahibini veya tüzel kişiliğin müdürünüde (hissedarda diyebiliriz genelde LTD şirketlerde en yüksek hisse sahibi olan şirket müdürü oluyor aile şirketlerinde)şikayet edebiliyorsunuz.Bu ne gibi bir sıkıntı yaratıyor? Bir aile şirketinde şirket müdürü görünen ailenin reisi Baba'yı şikayet edebilirsiniz.Diyelimki işlerinde yardımcı olan oğluda çeke imza atan kişi.Karşılıksız çek davasında bu iki şahısıda şikayet ettiniz.Kesilen çek miktarı 50.000 TL.Mahkeme şu anda yürürlükte bulunan yasa ile (3167) Şirket müdürüne (Babaya) 50.000 TL Adli Para Cezasını infaz ediyor ve aynı şikayer dilekcesinde bulunan çeke imza atan kişiyede 50.000 TL Adli Para Cezasını infaz ediyor.Bir anda 50.000 TL çek keşide etmiş olan bir aile devlete (hazineye) 100.000 TL borçlanmış oluyor.Bu borç haricinde çeki verdiğiniz firmaya olan 50.000 TL lik borcunuzda duruyor tabiki.Siz aile olarak esasen 50.000 TL lik bir çek kesmişken önünüze çıkan borç miktarı 150.000 TL oluveriyor.İnfaz sonrası devlet bütün imkanları ile sizden bu borçu tahsil etmek için her türlü yaptırımı uyguluyor.Evinize Adli Para Cezasını ödemeniz için 30 günlük süreniz olduğunu bildiren bir tebligat geliyor.Eğer 30 gün içerisinde ödeyemezseniz sonunuz çok basit bir matematik hesabı.50.000TL / 100TL = 500

Hesap ne kadar basit değilmi? İşte bu basit görünen hesap sizin ömrünüzden 500 günü cezaevinde geçireceğinizi , bu süre zarfında hiçbir şekilde şartlı salıverilmeden yararlanamayacağınızı , belkide 2 sene önce sizin kayınbiraderinizi bıçakla yaralayan biriyle aynı koğuşu paylaşacagınızı hesaplıyor.

Peki diyelim Baba olarak siz kendinize tebliğ edilen cezayı ödediniz.Yani bir nevi 500 gün bedelli mahkumiyet parası verdiniz serbest kaldınız.Ertesi gün gelip oglunuzu alıyorlar ve bu sefer bu basit matematik hesabı oglunuza işliyor.Ya biz biraz önce karşılıksız çek için o cezayı ödemeiştik dediğinizi duyar gibiyim.Malesef siz şahsınızın cezasını ödediniz.Bir çek için 2 ceza ve 2 ödeme bekler hazine sizden.

Şimdi soru basit.Ben eğer cezayı ödeyebilecek 50.000 TL sahibi isem , neden çeki ödemedim de(ÖDEYEMEDİM) devlet hazinesine 100.000 TL ödüyorum.Çek verdiğim kişiyede borçlu kalmam cabası.

Karşılıksız çekte Adli Para Cezası kavramı tamamen Avrupa Birliği uyum yasalarını bypass geçebilmek , bu uyum yasalarını (!) kandırabilmek için yapılmış bir düzenleme ama bunu tabiki normal vatandaş bilmiyor.Avrupa Birliği yasalarında Ekonomik suça Ekonomik ceza kavramı var.Bu kavram para ile ilgili bir suç konusunda özgürlük kısıtlayıcı bir ceza verilemeyeceğini , sadece yine para ile ilgili bir ceza verilebileceğini anlatıyor ki zaten Avrupada durum böyle.Borcunu ödeyemedi diye kimseyi hapise atmıyorlar.

Bizim yasaya baktıgınızda ilk gördüğünüz şey Adli Para Cezası.Karşılıksız çek ile ilgili kesinlikle hapis yaptırımı kelimelerini göremiyorsunuz.Bakılınca çekin karşılıksız kaldı devlet sana para cezası veriyor.Yani ekonomik suça ekonomik ceza.Ama T.C.K 52. maddeyi merak edip okuyunca Adli Para Cezasının kılıf hapis cezasınında minare olduğunu şıp diye anlayıveriyorsunuz.

Sayın Medya , Sayın Vekiller , Sayın Devlet büyükleri , bürokratlar karşılıksız çek yasasında Adli Para Cezası demek HAPİS demek.Bu çok net belli.Çeki keşide eden kişinin çek miktarı kadar Adli Para Cezası ödeyebilecek parası olsaydı zaten gider çeki öderdi ve karşılıksız çek suçu oluşmamış olurdu!!!Acz içine düşmüş şirket sahibi veya birey zaten PARASI OLMADIĞI için çekini ödeyememiş.Bu kişiden çek miktarı kadar Adli PARA cezasını ödemesini beklemek Sen çölde bahtsız bedevisin kardeşim demekle aynı şey.Kesin yerine getirilemeyecek bir ekonomik (!) ceza koymak direkt olarak aslında o yasaya hapis cezası koymak demektir.Ama halk cahil , halk bilinçsiz , halk kanundan yasadan anlamaz , halk okumaz , halk araştırmaz , halk irdelemez , halk ses çıkarmaz , halk koyundur durumları biraz eskide kaldı.Çağ internet çağı her yasa , her kanun , her bilgi internette mevcut.Unutulmamalıdır ki affetmek Allah'a mahsustur.Ama kendini alık görerek çekte hapis yoktur söylemleriyle kandırılan halk artık uyanmıştır ve affetmek deminde belirttiğim gibi Allah'a mahsustur biz alık halka değil.Keser döner sap döner , gün gelir hesap döner atasözünü biraz düşünün ve uyanın artık devir değişti...
Ayrıca gazetelerin yeni çek kanunun ile ilgili haber yaptığı "çek borcunu faiziyle beraber öderseniz dava yok" safsatası yine bize medyanın sallapati habercilik yaptığını gösteriyor.

Bu durum zaten 3167 sayılı eski çek yasasında aynı.26.2.2003 tarihinden beri (4814 nolu yasanın yürürlük tarihi) sözü geçen eski yasanın 8. maddesi bunu söylüyordu

MADDE 7. - 3167 sayılı Kanunun 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Madde 8. - Çekte yazılı keşide gününe göre hesaplanacak ibraz süresinin bitim tarihinden itibaren en geç on gün içinde çekin karşılıksız kalan kısmını yüzde on tazminatı ve ibraz tarihinden ödeme gününe kadar geçen süre için 16a maddesine göre hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte ödemek suretiyle düzeltme hakkını kullanan, çek keşide etmek hakkını yeniden kazanır.

Ve aynı kanunun 16/c.maddeside faizle beraber çek ödendiğinde DAVAnın düşeceğini açıkca belirtiyor.Yani yeni yasa ile değiştirilen birşey yok , bir yenilik yok.Aynı tas aynı hamam.İlgili madde aşağıda.

Davanın açılmasına engel olan, davayı düşüren ve cezayı ortadan kaldıran nedenler :

Madde 16c-
(26.2.2003 tarih,4814 sayılı kanunla ek madde)

Aşağıda belirtilen koşulların yerine getirilmesi halinde ceza davası açılmaz :

a) 8 inci maddeye göre düzeltme hakkının kullanılması,

b) 8 inci maddede belirtilen süre geçtikten sonra ve henüz dava açılmadan önce çek
tutarı veya karşılıksız kalan kısmı ile çek tutarına veya karşılıksız kalan kısmına
ait yüzde oniki tazminatın ve çekin ibrazından ödeme tarihine kadar geçen süre içinde
16a maddesine göre hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesi.

Dava açıldıktan sonra hüküm verilinceye kadar geçen süre içinde, çek tutarı
veya karşılıksız kalan kısmı ile çek tutarına veya karşılıksız kalan kısmına ait
yüzde onbeş tazminatın ve çekin ibrazından ödeme tarihine kadar geçen süre içinde
16a maddesine göre hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesi halinde ceza davası düşer.

Hüküm verildikten sonra hüküm kesinleşinceye kadar geçen süre içinde, çek tutarı
veya karşılıksız kalan kısmı ile çek tutarına veya karşılıksız kalan kısmına ait yüzde
onsekiz tazminatın ve çekin ibrazından ödeme tarihine kadar geçen süre içinde 16a
maddesine göre hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesi halinde ceza davası düşer.

Hüküm kesinleştikten sonra çek tutarı veya karşılıksız kalan kısmı ile
çek tutarına veya karşılıksız kalan kısmına ait yüzde yirmi tazminatın ve çekin
ibrazından ödeme tarihine kadar geçen süre içinde 16a maddesine göre hesaplanacak
gecikme faizinin ödenmesi halinde bütün cezaî sonuçları ile birlikte hüküm ortadan kalkar.



Keşke BÜYÜK medya grupları en azından kendi hukuk departmanlarına danışsalar , biraz irdeleseler halkı yanlış bilgilendirmeseler.Ama ne gerek var ver yazıyı büyük puntolarla bas kağıda yanındada 300 parçalık puzzle ver olay bitsin.

R.C

SANA SESLENİYORUM EY YÜCE DEVLET!




SANA SESLENİYORUM EY YÜCE DEVLET!
Mustafa Özbey yazıyor.."Şu çığlığı duyun: Ailelerimizle, eşimizle dostumuzla, hısımla akrabayla hasretliğimiz bitsin.. Okula giden yavrularımızın yüzü düşmesin!"

4 Mayıs 2009


Ne diyorlar:
"Durdurun infazları, açın hapishaneleri, bırakın bizi..
Ailelerimizle, eşimizle dostumuzla, hısımla akrabayla hasretliğimiz sona ersin..
Okula giden yavrularımızın yüzü düşmesin..
Babalarının, amcalarının, dayılarının, ağabeylerinin; evlerinin erkeğinin hırsız, dolandırıcı, vurkaççı olmadığını görsün..
Herkes biliyor ki bizler paçasını üçkağıtçıya, çek - senet mafyasına, gözünü para hırsı bürümüş malum yerlere kaptırmış birer kader mağduruyuz..
Dönelim işimizin gücümüzün başına..
Ocağımızı yeniden yakalım, aşımıza kavuşalım..
Yeniden karalım hayatımızın kağıtlarını..
Borçsa borç, alacaklıysa alacaklı..
Çalışalım çabalayalım, gecemizi gündüzümüze katalım..
Hayatımızdan geçelim..
Kan kusup kızılcık şerbeti içtik diyelim..
Vazgeçelim dünya nimetlerimden, güzelliklerinden, ikballerinden..
Varsın ömrümüzün geri kalanı yoksunluklarla, yoksulluklarla, içimizde uhde kalanlarla geçsin..
Yeter ki bu mahpus hayatı bitsin..
Yeter ki elini kana bulamış..
Tecavüz, sapıklık, sübyancılık, oğlancılık, zina akla gelen her sapkınlığa meyyal, kafayı sıyırmış..
Haram yemiş, zina yapmış, başkasının malını mülkünü iç etmiş,
Hırsızı, uğursuzu, cepcisi, yankesicisi, alavere dalaverecisiyle bir tutulmayalım..
Salıverin bizleri..
Salıverin ki alacaklımız alacağını, borçlumuz borcunu alsın..
Hayata dönelim..
İnsan olduğumuzu, insan yerine konduğumuzu..
Başımızda bir devlet olduğunu anlayalım.."


***
Böyle diyor içerdeki mağdurlar, çilekeşler, kadersizler, biçareler, boynu bükükler; elinden bir şey gelmeyen bizim insanımız..
Böyle diyorlar elinden her şey gelebilen dışarıdakilere..
Kanun yapanlara, kanun yapıp yeniden yenisini yapanlara..
Presstürk’e mektup yağıyor, mesaj yağıyor, mail yağıyor..
Yayınlıyoruz, hep de yayınlayacağız..
İşte itiraf ediyorlar; kimi oyuna gelmiş, kimi esen rüzgarı yanlış okumuş, kimi boş bulunmuş..
Belli ki binlercesi alavere dalaverede mağdur olmuş, iş kazasına uğramış, gitgeldeki piyasa dalgalarında boğulmuş..
Kim hata yapmıyor ki hayatında..
Önemli olan tekrar etmemesi, ders çıkarılması, yeniden düşülmemesi aynı hataya..
Kişiye en ağır cezayı, en alçaltıcısını layık görenler sütten çıkmış ak kaşık mı ki..
Onlara hatasını kim, nasıl ödetecek..
Para musluğunun başındakilerin..
Kan emicilerin, milleti sağanların, ilik kurutanların..
Kara kara suratlıları, eli beli silahlıların, pusudaki kurtların..
Aileleri, yuvaları dağıtanların..
Sevenlerini, sevdiklerini demir parmaklıklara atanların..
Bu para harisliğine, bu gözü dönmüşlüğe göz yumanların suçu yok mu..
Biliyoruz; kabahat samur kürk bile olsa kimse üstüne almaz..
Hadi bu dünyada kendilerini de bizleri de kandırdılar; bunun bir de Yüce Rabb katı var..
Bunun bir de..
Bu kadar kadar günahla, bu kadar veballe cayır cayır yanması var..

Mustafa Özbey

www.pressturk.com

TEŞEKKÜRLER SAYIN MUSTAFA ÖZBEY

BİR AVUKAT GÖZÜYLE ÇEK TASLAĞI!



Karşılıksız çek suçundan her 4 kişiden birisi cezaevinde ya da aranıyor. Adli para cezasını ödeyebilen var mı? Çoluk çocuğu perişan olmayan kaldı mı?
12 Nisan 2009


Avukat DOĞAN DURU

Karşılıksız çek keşide etmekten dolayı keşideciye çek bedeli kadar adli para cezası verilmesi ve bunu haliyle ödeyemeyeceğinden (mevcut kanuna göre ödeyebilse çek bedelini öder ve tüm cezai yaptırımdan kurtulur zaten) dolaylı olarak hapis cezası ile cezalandırılması bir insanlık ayıbı ve büyük adaletsizliktir. (çeşitli sözleşmeler ,senet , fatura karşılı mal verip tahsilat yapamayanlar içinde geçerlidir bu adaletsizlik ). Çek, senet vs gibi ödeme araçlarını Nitelikli Dolandırıcılık yapmak suretiyle kullanan şahıslar yüzünden iflas etmiş ve senelerce çekini ödemiş, istihdam sağlamış müflis kişilerde mevcut çek kanunu ile cezalandırılmaktadır.





MAĞDURİYETLER GİDERİLSİN



Kanun koyucunun bu adaletsizlik getiren 3167 sayılı kanunu acilen revize etmesi ve mağduriyetlerin giderilmesi bir vatan - vatandaşlık borcudur. 3167 sayılı kanuna göre karşılıksız çek keşide etmek suç olmaktan çıkarılmalı, çeklere de senet-bono vasfı kazandırılmalıdır. Yaptırımlar hiç bir aşamada hürriyeti bağlayıcı olmamalı, tüm ödeme araçlarını kapsayıp toplumda güveni sağlayabilecek şekilde yasa düzenlenmelidir.

Örneğin: Karşılıksız çek , senet , kredi kartı kullanmak durumlarında çek - senet ve kredi kartı kullanımının yasaklanması, yurt dışına çıkış yasağı , müflis tüccarlara adli yardım , kamu yararına çalıştırma , sanığın gelirine göre adli para cezalarının yapılandırılması (süre sınırı olmadan ), etkin pişmanlık , ticari faaliyet yasakları vb yaptırımlar getirilebilir. Ama hapis cezası asla. Borcundan dolayı insanı hapisle cezalandırmak hem bu borcun ödenmemesi, hem de yuvaların yıkılmasına, hiç suçu olmayan diğer aile fertlerinin perişan olmasına sebep olmaktadır. Çek-senet-kredi kartı gibi ödeme araçlarını kötü niyetli kullananlar nitelikli dolandırıcılıktan yargılanmalı, şikayetler bu yönde olmalı ve dolandırıcılık yapanlar ve yapmayanlar ayrılmalı yüce adalet tecelli etmelidir.

Ödeme araçlarını kullanarak kişi ya da kurumları nitelikli dolandırıcılık yaparak dolandıranlar En ağır hapis cezası ile cezalandırılmalıdır. Sayısı milyonlara ulaşan vatandaşımız dolandırıcı olmadığı halde " karşılıksız çek suçundan mağdurdur."Aciz duruma düştüklerinden ceplerinde bırakın hukuki mücadele verecek parayı, geçinecek geliri olmayan, hem kanundan hem alacaklılardan kaçarak boğaz tokluğuna yaşamını sürdüren vatandaşlarımız vardır.



TİCARİ HAYATLAR BİTTİ



Borçlarını elinde olmayan sebeplerle ödeyemeyen iyi niyetli vatandaşımız iflas ettikten sonra alacaklılara karşı can güvenliğini bile sağlayamazken bir de devletimiz önünde kaçak duruma düşmekte, yuvaları yıkılmaktadır. Bu hususta sayısı milyonları aşan mağduriyetler vardır. Kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Buna karşılık vadeli-vadesiz ödeme araçlarını kötü niyetli olarak kullananlar zaten bu hususta hukuksal önlemlerini dolandırıcılığa başlamadan almış ve bir çok insanın ticari hayatını bitirip çeklerini ödeyemez duruma getirmişlerdir.

Bankalar yeni düzenlemede kolaylıkla verilen ve üzerine sınırsız tutarda rakam yazılabilen çek koçanlarından çek bedeli kadar sorumlu tutulmalıdır ki insanlar karşılıksız çekler yüzünden mağdur olmasınlar. Çekin ödeme aracı olarak piyasadaki itibarı da düşmesin. Bankalar tarafından gereken teminatlar alınmalı (nakit blokaj – gayrimenkul – alacak temliki vs) buna göre çek koçanı vermelidir.

Ayrıca her keşide edilen çek üzerine keşide tarihi de yazılmalı ve keşide tarihinde bankaya keşide edilen çek ya da çeklerin tüm bilgileri (tutarı, vadesi, keşide tarihi) bildirimi zorunlu tutulmalı, çek hamili bu durumu sorgulayabilir olmalıdır. Ya da bankalar çek koçanlarını verdiklerinde her koçan için belirli bir limit tahsis edip buna göre uygulama yapabilir. Böylece bankalar aldığı teminatlar oranında çek kullandırabilir. Çek ibrazında da çek hesabının karşılıksız olması halinde ödemeyi bu teminatlara istinaden hamile yapabilir. Böylece çek hamili de çeki daha bankaya ibraz tarihinde korunmuş olur.

Buna karşılık günümüzde karşılıksız çek davaları yaklaşık 2-3 yıl civarında sürmekle temyiz vs itirazlarla bu durum daha da uzatılabilmektedir. Davaların akabinde ise zaten çek miktarı kadar para cezası verilmekte ve haliyle aciz durumda olan sanık bu adli para cezasını ödeyemediği için hapis cezasına dönüştürülüp infazı gerçekleştirilmektedir. Kısaca “mevcut 3167 sayılı çek kanununda ve mecliste şuan bulunan yeni tasarı taslağında hapis cezası kalkmış gibi görünse de hüküm çek bedeli tutarı kadar veya 150 bin TL gibi yüksek bir rakam ile adli para cezasına bağlandığından bu para cezasının da aciz duruma düşmüş iflas etmiş müflis kişiler tarafından ödenmesi imkansız olduğundan adli para cezası hapis cezasına çevrilmekte ve dolaylı olarak hapis cezası uygulanmış olmaktadır. Konuyla ilgili olarak karşılıksız çek keşide etmek suçundan yargılanan ve nihayetinde adli para cezalarını ödeyemediklerinden hapis cezası alan sanıkların istatistiksel net bilgileri adalet bakanlığından ve yetkili kuruluşlardan alınabilir. Bu yeni tasarı taslağını hazırlayanlar hangi ülkede yaşıyorlar…



DÖRT KİŞİDEN BİRİ CEZAEVİNDE



Her 4 kişiden birisi cezaevinde ya da aranıyor karşılıksız çek suçundan. Adli para cezasını ödeyebilen var mı? Çoluk çocuğu perişan olmayan kaldı mı? Alacağını alabilen alacaklı var mı? 3167 sayılı kanun baştan aşağıya yanlıştır. Bankaların sorumlulukları niye 475 ytl ? Sorumlulukları çek bedeli kadar olsun veya kişinin kredibilitesine göre her çek yaprağının üzerine banka “ bu çek yaprağı xxx tutara kadar bankamız güvencesi altındadır. “ şeklinde açıkça yazsın. Alacaklı olan kişi daha üst miktarda bir rakam yazılmasını kabul ederse aradaki fark için sadece icra takibi yapabilsin. Bunu düşünmek bu kadar zor mu?Adalet komisyonu başkanı size buradan sesleniyorum lütfen bu yasayı tek bir kerede her kesimi ve mevcut durumu değerlendirerek tüm ödeme araçları için hazırlayınız.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iç-dış borcu olduğu ve geçmişte ekonomik krizler yaşadığı düşünüldüğünde, T.C vatandaşlarının borcu olması , iflas etmesi , çek , senet , fatura yada kredi kartı borçlarını ödeyememesi ve yapılandırmaya gitmesi, iç - dış borçlarını elinde olmayan imkanlar neticesinde çoğu zaman vadesinde ödeyemeyen devletimizin ; borçlarını zamanında çeşitli imkansızlıklar yüzünden ödeyemeyen vatandaşını ( çekini, senedini, kredi kartını, kirasını , faturalarını ) gayet normal karşılaması ve ona bu hususta yardımcı olması gerekir.



Devletimizin karşılıksız çek suçundan mağdur, dolandırıcılık yapmamış aciz durumda insanları bırakın hapisle cezalandırmasını, borçlunun borcunu ödeyebilmesi için uzlaştırıcı rol izlemesi ve borcu olan vatandaşlarımızın can güvenliğini sağlaması kaçınılmaz hale gelmiştir. Konuyla ilgili bir çok onurlu, gururlu insanın bunalıma girerek intihar ettiği haberleri hızla artmaktadır. Aciz duruma düşen ve borçlarını ödeyemeyen, dolandırıcılıkla hiç bir ilgisi olmadığı halde karşılıksız çek davaları yüzünden hüküm giyen tüm müflis iş adamları şu anda ceza evlerinde tecavüz, cinayet, dolandırıcılık, terör vs suçlardan hüküm giymiş suçlularla aynı koğuşlarda birlikte cezaları çektirilmekte bu yolla topluma yeniden kazandırılmaya çalışılmaktadır. İnsanların borcundan dolayı hürriyetinin bağlanmaması gerektiğini düşünen tüm vatandaşlarımızın ve ülkemizin bir sevdalısı olarak mecliste yeni tasarı taslağı bulunan 3167 sayılı kanunda yapılan büyük hataların ( karşılıksız çek keşide etmenin, para cezasıyla cezalandırılması ve bunun öde-ne-me-di-ğin-de dolaylı yoldan hapis cezasına dönüştürülmesi gibi) tekrar etmemesi ve iflas eden müflis insanlarla , dolandırıcılıktan yargılanması gereken dolandırıcıların karıştırılmaması , bu hususta mağdur olmuş ve ödeme imkanları 3167 sayılı yasa ile dolaylı yoldan hapis kararı ile elinden alınmış, dolandırıcılık ile alakası olmayan tüm çek mağdurlarının adına bu hususu tarafınıza ve ilgili makamlara bildirmeyi bir vatandaşlık görevi olarak görüyorum.
Bu hususta alacaklı pozisyonunda olanlarda unutmamalıdır ki karşılıksız çekten hapis cezası aldırmak müflis insanları mahkum ettirmek zaten aciz duruma düşmüş bu insanların borçlarını ödemelerini engellemektir. Ayrıca alacaklılara karşı kin, nefret ve beddua olarak dönecektir. Unutmayınız ki çeklerini elinde olmayan nedenlerden dolayı ödeyememiş insanlarda dolandırılmış ( karşılıksız çek ile mal/hizmet vermiş), ihanete uğramış ve aciz durumdadırlar.

Yasa koyucumuzun bu soruna acil olarak bir çözüm bulmasını temenni ediyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

www.pressturk.com/
 
Karşılıksız çek mağdurları © 2010 | ByNcdt