karşılıksız çek cezası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karşılıksız çek cezası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etiketler:
ali babacan,
ankara,
hapis,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası,
maliye bakanı
"Çek"te hapis cezası kalkıyor
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, çekini ödemeyen kişilerin hapis yatmayacağını belirterek, bu kişilere 10 yıl çek kullanma yasağı getirileceğini söyledi. Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) pozitif sicil uygulamasının bu aydan itibaren başlayacağını vurgulayan Babacan, artık çek yazacak kişilerin sicilinin TBB'den sorulabileceğini kaydetti.
ANKARA (ANKA) - Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, çekini ödemeyen kişilerin hapis yatmayacağını belirterek, bu kişilere 10 yıl çek kullanma yasağı getirileceğini söyledi. Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) pozitif sicil uygulamasının bu aydan itibaren başlayacağını vurgulayan Babacan, artık çek yazacak kişilerin sicilinin TBB'den sorulabileceğini kaydetti.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan MÜSİAD'ın "Başkanlar Toplantısı"na katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan Babacan, bankacılık siteminin kriz süreci ve kriz sonrası dönemde çok iyi bir performans gösterdiğine işaret ederek, Türkiye'nin bugün sermaye yeterliliği konusunda dünyanın en iyileri arasında olduğunu vurguladı. Bankaların bilançosundaki tahsili geçmiş alacakların hızla düştüğünü belirten Babacan, "2009'da yüzde 5.3'e kadar çıkmıştı bu oran şimdi bakıyoruz yüzde 2.7'ye kadar geriledi. Bankaların alacaklarının sadece yüzde 2.7'si gününde ödeme yapmış durumda. Bu batmış anlamında değil, 90 gün içinde ödenmemiş takip için kenara konulan rakamlar" dedi.
-ÇEKLERİN YÜZDE 97'Sİ GÜNÜNDE ÖDENİYOR-
Aynı durumun çeklerde de görüldüğüne işaret eden Babacan, "Merkez Bankası'nda takasa girip karşılıksız olan çek oranı krizin en şiddetli döneminde yüzde 10'a kadar çıkmıştı. 2011 boyunca yüzde 3'ler civarında seyretti. Mesela 100 TL'lik çek geliyorsa her gece bunun yüzde 3'ü karşılıksız çıkmıştı. Bu hiç ödenmediği anlamına gelmiyor, sorulduğu anda karşılığı yok anlamına geliyor. Çeklerin ilk gece yüzde 97'si gününde ödeniyor. Buda piyasalarda çarkların döndüğü anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.
"Çek"te hapis cezası kalkıyor
"Çek"te hapis cezası kalkıyor
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, çekini ödemeyen kişilerin hapis yatmayacağını belirterek, bu kişilere 10 yıl çek kullanma yasağı getirileceğini söyledi. Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) pozitif sicil uygulamasının bu aydan itibaren başlayacağını vurgulayan Babacan, artık çek yazacak kişilerin sicilinin TBB'den sorulabileceğini kaydetti.
ANKARA (ANKA) - Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, çekini ödemeyen kişilerin hapis yatmayacağını belirterek, bu kişilere 10 yıl çek kullanma yasağı getirileceğini söyledi. Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) pozitif sicil uygulamasının bu aydan itibaren başlayacağını vurgulayan Babacan, artık çek yazacak kişilerin sicilinin TBB'den sorulabileceğini kaydetti.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan MÜSİAD'ın "Başkanlar Toplantısı"na katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan Babacan, bankacılık siteminin kriz süreci ve kriz sonrası dönemde çok iyi bir performans gösterdiğine işaret ederek, Türkiye'nin bugün sermaye yeterliliği konusunda dünyanın en iyileri arasında olduğunu vurguladı. Bankaların bilançosundaki tahsili geçmiş alacakların hızla düştüğünü belirten Babacan, "2009'da yüzde 5.3'e kadar çıkmıştı bu oran şimdi bakıyoruz yüzde 2.7'ye kadar geriledi. Bankaların alacaklarının sadece yüzde 2.7'si gününde ödeme yapmış durumda. Bu batmış anlamında değil, 90 gün içinde ödenmemiş takip için kenara konulan rakamlar" dedi.
-ÇEKLERİN YÜZDE 97'Sİ GÜNÜNDE ÖDENİYOR-
Aynı durumun çeklerde de görüldüğüne işaret eden Babacan, "Merkez Bankası'nda takasa girip karşılıksız olan çek oranı krizin en şiddetli döneminde yüzde 10'a kadar çıkmıştı. 2011 boyunca yüzde 3'ler civarında seyretti. Mesela 100 TL'lik çek geliyorsa her gece bunun yüzde 3'ü karşılıksız çıkmıştı. Bu hiç ödenmediği anlamına gelmiyor, sorulduğu anda karşılığı yok anlamına geliyor. Çeklerin ilk gece yüzde 97'si gününde ödeniyor. Buda piyasalarda çarkların döndüğü anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.
Etiketler:
çek mağdurları,
karşılıksız çek cezası
Çekte hapis cezasını kaldıracak düzenleme
Erdoğan istedi, 2B’ye ‘kat’ rötuşu geliyor
Çekte hapis cezasını kaldıracak düzenleme ile 2B yasası Başbakan’ın talimatıyla yeniden gözden geçiriliyor. 2B’de yüksek gelir beklenen çok katlı yapıların üzerinde olduğu arsalarla ilgili çalışma derinleştiriliyor. Kat mülkiyeti sorununun nasıl aşılacağına bakılıyor.
İSTANBUL – Bakanlar Kurulu gündemine geçen hafta gelen 2B düzenlemesi Başbakan’ın talimatıyla yeniden gözden geçiriliyor.
CNBC-e’nin edindiği bilgilere göre, Başbakan Tayyip Erdoğan ve kabine üyeleri, özellikle İstanbul, İzmir ve Antalya gibi büyükşehirlerdeki değerli 2B arazileri üzerindeki çok katlı yapılardaki mülkiyet konusuna dikkat çektiler. Bu konuda karışıklık yaşanabileceği endişesini dile getirdiler. Bunun üzerine konunun tekrar ele alınması kararlaştırıldı. 2B ile ilgili düzenleme ancak Şubat ayı sonuna Meclis’e gönderilebilecek.
Çekte hapis cezasını kaldıracak düzenleme ile 2B yasası Başbakan’ın talimatıyla yeniden gözden geçiriliyor. 2B’de yüksek gelir beklenen çok katlı yapıların üzerinde olduğu arsalarla ilgili çalışma derinleştiriliyor. Kat mülkiyeti sorununun nasıl aşılacağına bakılıyor.
İSTANBUL – Bakanlar Kurulu gündemine geçen hafta gelen 2B düzenlemesi Başbakan’ın talimatıyla yeniden gözden geçiriliyor.
CNBC-e’nin edindiği bilgilere göre, Başbakan Tayyip Erdoğan ve kabine üyeleri, özellikle İstanbul, İzmir ve Antalya gibi büyükşehirlerdeki değerli 2B arazileri üzerindeki çok katlı yapılardaki mülkiyet konusuna dikkat çektiler. Bu konuda karışıklık yaşanabileceği endişesini dile getirdiler. Bunun üzerine konunun tekrar ele alınması kararlaştırıldı. 2B ile ilgili düzenleme ancak Şubat ayı sonuna Meclis’e gönderilebilecek.
Etiketler:
çek,
çek cezası,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası,
karşılıksız çek mağdurları,
yeni çek kanunu
‘Çek’te hapisler ‘anayasa ihlali’ sayıldı, tahliye için yasa değişiyor
‘Çek’te hapisler ‘anayasa ihlali’ sayıldı
Meclis, kapasitelerini aşan cezaevlerinde kısmen rahatlatma sağlamak amacıyla karşılıksız çek suçundan tutuklu ve hükümlü olanları yılbaşından önce tahliyesi için adım atmaya hazırlanıyor.
Karşılıksız çek suçunda “ekonomik suça ekonomik ceza” yaklaşımıyla hapis cezasını kaldıran yasa tasarısı yarın Bakanlar Kurulu’nda görüşülecek. Tasarıyla tahliye edilenler bir geçiş dönemi boyunca yeniden çek sahibi olamayacak. Çek talep edenlerin ödeme gücünün araştırılması konusunda bankalara yüklenen sorumluluklar işlevsel hale getirilecek. Merkez Bankası nezdinde oluşturulan merkezi sistem aracılığıyla, geçmişte çek sicili bulunanlara veya ödeme gücü zayıf görülenlere çek verilmeyecek. Tasarı, yerel mahkemelerde görülen 405 bin dosya ile Yargıtay’daki 53 bin dosya ve Yargıtay Başsavcılığı’nda incelenen 163 bin dosyayı etkileyecek. Bakanlar Kurulu’ndan yarın çıkması durumunda tasarının hızla Meclis Adalet Komisyonu’nun gündemine alınması ve yılbaşından önce yasalaştırılması hedefleniyor.
Tipik Anayasa ihlali
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya düzenlemeyle ilgili şunları söyledi: “2001’de Anayasa değişikliğinden bu yana çekler konusunda hapis cezasının yaşatılması tipik bir Anayasa ihlalidir. Anayasa Mahkememizin aleni Anayasa hükmüne rağmen hapis cezalarının Anayasa’ya uygun olduğu yönündeki kararı normatif bağlayıcılığı yanında kuşkusuz bir sapma oluşturur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4. maddesi, gerekse Anayasamızın aynı doğrultudaki hükmü bu konuda yoruma elverişli olmayan bir açıklığı içerir.”
Bülent SARIOĞLU
15 Aralık 2011
Hürriyet
‘Çek’te hapisler ‘anayasa ihlali’ sayıldı
‘Çek’te hapisler ‘anayasa ihlali’ sayıldı, tahliye için yasa değişiyor
‘Çek’te hapisler ‘anayasa ihlali’ sayıldı
Meclis, kapasitelerini aşan cezaevlerinde kısmen rahatlatma sağlamak amacıyla karşılıksız çek suçundan tutuklu ve hükümlü olanları yılbaşından önce tahliyesi için adım atmaya hazırlanıyor.
Karşılıksız çek suçunda “ekonomik suça ekonomik ceza” yaklaşımıyla hapis cezasını kaldıran yasa tasarısı yarın Bakanlar Kurulu’nda görüşülecek. Tasarıyla tahliye edilenler bir geçiş dönemi boyunca yeniden çek sahibi olamayacak. Çek talep edenlerin ödeme gücünün araştırılması konusunda bankalara yüklenen sorumluluklar işlevsel hale getirilecek. Merkez Bankası nezdinde oluşturulan merkezi sistem aracılığıyla, geçmişte çek sicili bulunanlara veya ödeme gücü zayıf görülenlere çek verilmeyecek. Tasarı, yerel mahkemelerde görülen 405 bin dosya ile Yargıtay’daki 53 bin dosya ve Yargıtay Başsavcılığı’nda incelenen 163 bin dosyayı etkileyecek. Bakanlar Kurulu’ndan yarın çıkması durumunda tasarının hızla Meclis Adalet Komisyonu’nun gündemine alınması ve yılbaşından önce yasalaştırılması hedefleniyor.
Tipik Anayasa ihlali
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya düzenlemeyle ilgili şunları söyledi: “2001’de Anayasa değişikliğinden bu yana çekler konusunda hapis cezasının yaşatılması tipik bir Anayasa ihlalidir. Anayasa Mahkememizin aleni Anayasa hükmüne rağmen hapis cezalarının Anayasa’ya uygun olduğu yönündeki kararı normatif bağlayıcılığı yanında kuşkusuz bir sapma oluşturur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4. maddesi, gerekse Anayasamızın aynı doğrultudaki hükmü bu konuda yoruma elverişli olmayan bir açıklığı içerir.”
Bülent SARIOĞLU
15 Aralık 2011
Hürriyet
Etiketler:
çek,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası,
karşılıksız çek sorunu,
kosiad,
meclis,
oya armutçu
Karşılıksız çek yargıyı kilitledi
8 bin çek suçlusuna tahliye umudu
ADLİ para cezasını ödeyemediği için hapiste bulunan 8 bine yakın karşılıksız çek mahkumuna tahliye umudu olan Çek Kanunu’nda değişiklik için Hükümet çalışırken, çekten çekenler dernekleşti.
Karşılıksız çek mağdurlarının kurduğu ilk ve tek dernek olan Küçük Orta Ölçekli Sanayici ve İş Adamları Dayanışma Derneği (KOSİAD) ise karşılıksız çekten mahkumiyeti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. AİHM’e bu şekilde başvuru sayısı 20’yi aştı. AİHM’e yapılan başvurularda, karşılıksız çekten hapis cezasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) aykırı olduğu savunuldu. Önce Hükümet’i, üç yıl geçmeden kanun değişikliği ile çek sorununa çözüm aramaya iten rakamlara gözatalım:
Karşılıksız çek yargıyı kilitledi
Karşılıksız çekten 8 bin kişi cezaevinde. Sayı da her geçen gün artıyor. Yargıtay aşamasındaki çek davası sayısı 217 bin 165 dosya bulurken, bu yılın ilk yedi ayında Merkez Bankası’na bildirilen karşılıksız çek sayısı tam 306 bin 740.
ADLİ para cezasını ödeyemediği için hapiste bulunan 8 bine yakın karşılıksız çek mahkumuna tahliye umudu olan Çek Kanunu’nda değişiklik için Hükümet çalışırken, çekten çekenler dernekleşti.
Karşılıksız çek mağdurlarının kurduğu ilk ve tek dernek olan Küçük Orta Ölçekli Sanayici ve İş Adamları Dayanışma Derneği (KOSİAD) ise karşılıksız çekten mahkumiyeti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. AİHM’e bu şekilde başvuru sayısı 20’yi aştı. AİHM’e yapılan başvurularda, karşılıksız çekten hapis cezasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) aykırı olduğu savunuldu. Önce Hükümet’i, üç yıl geçmeden kanun değişikliği ile çek sorununa çözüm aramaya iten rakamlara gözatalım:
Karşılıksız çek yargıyı kilitledi
Karşılıksız çekten 8 bin kişi cezaevinde. Sayı da her geçen gün artıyor. Yargıtay aşamasındaki çek davası sayısı 217 bin 165 dosya bulurken, bu yılın ilk yedi ayında Merkez Bankası’na bildirilen karşılıksız çek sayısı tam 306 bin 740.
Etiketler:
çek cezası,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası
Çekte hapis cezası kalkıyor
Çekte hapis cezası kalkıyor
Adalet Bakanlığı yargının hızlandırılması için yeni bir paket hazırlıyor.
Çekte hapis cezası kalkıyor
Hazırlanan tasarıya göre Çek Kanunu kapsamındaki 'karşılıksız çek'e verilen hapis cezaları ortadan kaldırılacak.
Çek Kanunu kapsamında karşılıksız çek verenlere verilen hapis cezası kaldırılacak. Karşılıksız çekte hapis cezası yerine tacirlere 5 yıl süreyle çek yasağı getirilecek.Yaklaşık 10 bin kişinin karşılıksız çek kesme suçundan dolayı cezaevinde olduğu belirtiliyor.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da karşılıksız çekteki hapis cezasının kaldırılmasına onay verdi. Merkez Bankası nezdinde karşılıksız çek verenlerle ilgili merkezi bir sistem kurulduğu ve karşılıksız çek verenlerin buradan takibinin yapılabildiği öğrenildi. Karşılıksız çek verenlerin sayısında büyük bir düşme yaşandığı belirtiliyor.
Adalet Bakanlığı yargının hızlandırılması için yeni bir paket hazırlıyor.
Çekte hapis cezası kalkıyor
Hazırlanan tasarıya göre Çek Kanunu kapsamındaki 'karşılıksız çek'e verilen hapis cezaları ortadan kaldırılacak.
Çek Kanunu kapsamında karşılıksız çek verenlere verilen hapis cezası kaldırılacak. Karşılıksız çekte hapis cezası yerine tacirlere 5 yıl süreyle çek yasağı getirilecek.Yaklaşık 10 bin kişinin karşılıksız çek kesme suçundan dolayı cezaevinde olduğu belirtiliyor.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da karşılıksız çekteki hapis cezasının kaldırılmasına onay verdi. Merkez Bankası nezdinde karşılıksız çek verenlerle ilgili merkezi bir sistem kurulduğu ve karşılıksız çek verenlerin buradan takibinin yapılabildiği öğrenildi. Karşılıksız çek verenlerin sayısında büyük bir düşme yaşandığı belirtiliyor.
Etiketler:
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası,
karşılıksız çek mağdurları,
şükrü kızılot
Nitekim “karşılıksız çek” konusunda da öyle oldu.
Karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılacağını ve hapishanedekilerin de tahliye edileceğini, bu konudaki yasa tasarısını ve gerekçelerini, Hürriyet okurları ilk kez 7 Kasım tarihli yazımızdan öğrendiler.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇELERİ
Karşılıksız çek keşide etmenin, ceza hukukunun koruma alanından çıkartılmasının, iki temel gerekçesi var.
1. Ölçülülük İlkesi (Ekonomik suça ekonomik yaptırım ilkesi):
Çek Kanunu’nun beşinci maddesinde, karşılıksız çek keşide etme suçu için “adli para cezası” öngörülmüş olmasına karşılık, bu para cezasının ödenmemesi durumundaki infaz, para cezasının hapis cezasına dönüştürülmesi suretiyle yerine getirilmektedir. Bu durum ise, kanunda yaptırım olarak adli para cezası öngörülmüş olmasını, büyük ölçüde anlamsız kılmaktadır. Hapis cezası, borçlunun ticari hayatının ciddi şekilde sarsılmasına ve sona ermesine neden olmakta, borcunu ödeyebilme ihtimalini de ortadan kaldırmaktadır.
Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 4 Numaralı Protokol’ünde, “Hiç kimse, yalnızca akdi ilişkiden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememiş olmasından dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamaz” ve Anayasa’nın 38. maddesinde de “Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” hükmüne yer verilmiştir.
Karşılıksız çekte son haftalar
Karşılıksız çekte son haftalar
Nedenine gelince, birçok önemli konuyu ve çıkacak yasaları, ilk kez Hürriyet’te okuyorlar.Nitekim “karşılıksız çek” konusunda da öyle oldu.
Karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılacağını ve hapishanedekilerin de tahliye edileceğini, bu konudaki yasa tasarısını ve gerekçelerini, Hürriyet okurları ilk kez 7 Kasım tarihli yazımızdan öğrendiler.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇELERİ
Karşılıksız çek keşide etmenin, ceza hukukunun koruma alanından çıkartılmasının, iki temel gerekçesi var.
1. Ölçülülük İlkesi (Ekonomik suça ekonomik yaptırım ilkesi):
Çek Kanunu’nun beşinci maddesinde, karşılıksız çek keşide etme suçu için “adli para cezası” öngörülmüş olmasına karşılık, bu para cezasının ödenmemesi durumundaki infaz, para cezasının hapis cezasına dönüştürülmesi suretiyle yerine getirilmektedir. Bu durum ise, kanunda yaptırım olarak adli para cezası öngörülmüş olmasını, büyük ölçüde anlamsız kılmaktadır. Hapis cezası, borçlunun ticari hayatının ciddi şekilde sarsılmasına ve sona ermesine neden olmakta, borcunu ödeyebilme ihtimalini de ortadan kaldırmaktadır.
Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 4 Numaralı Protokol’ünde, “Hiç kimse, yalnızca akdi ilişkiden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememiş olmasından dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamaz” ve Anayasa’nın 38. maddesinde de “Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” hükmüne yer verilmiştir.
Etiketler:
5941,
çek mağdurları,
hapis,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası,
karşılıksız çek mağdurları
Çek mahkûmları şafak sayıyor
Çek mahkûmları şafak sayıyor
Adli para cezasını ödeyemediği için hapiste bulunan 8 bine yakın karşılıksız çek mahkûmu için 5941 sayılı Çek Kanunu değiştiriliyor
Çek Kanunu'ndaki ceza kaldırılıp yerine en az 5 yıl çek yasağı düşünülüyor. Düzenlemenin yeni yıla yetiştirilmesi gündemde Halen 8 bin kişinin karşılıksız çekten hapiste kalmasına neden olan 5941 sayılı Çek Kanunu’ndaki ‘adli para cezası’ düzenlemesinin kaldırılması için düğmeye basıldı. 2003 yılından sonra karşılıksız çekin adli para cezasını gerektiren bir suç olarak düzenlenmesi nedeniyle karşılıksız çek tutarına göre bir güne 100 lira üzerinden hesaplanan adli para cezasını ödeyemeyenler hapse giriyor. Yani örneğin 10 bin liralık çeki karşılıksız çıkan kişi, bu kadar tutarda adli para cezası ödemezse 100 gün hapis yatıyor. TBMM Adalet Komisyonu
Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki 4 nolu protokole aykırı olduğunu, adli para cezasını kaldıracak düzenleme için Adalet Bakanlığı’nda çalışma başlatıldığını söyledi.
Ardından çalışmanın Adalet Komisyonu’na geleceğini belirten İyimaya, çek dolandırıcılığını önleyecek madde üzerinde dikkatle durulduğunu bu konuda sıkıntı yaratmayacak düzenleme yapmak istediklerini söyledi. İyimaya, Adalet Bakanlığı’ndaki çalışmaya vurgu yaparken, CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün de 5941 sayılı Kanun’da adli para cezasını kaldırmaya yönelik 1 Ekim 2011 tarihli ve 2/85 nolu değişiklik teklifini TBMM Adalet Komisyonu’na iletmiş durumda.
Adli para cezasını ödeyemediği için hapiste bulunan 8 bine yakın karşılıksız çek mahkûmu için 5941 sayılı Çek Kanunu değiştiriliyor
Çek Kanunu'ndaki ceza kaldırılıp yerine en az 5 yıl çek yasağı düşünülüyor. Düzenlemenin yeni yıla yetiştirilmesi gündemde Halen 8 bin kişinin karşılıksız çekten hapiste kalmasına neden olan 5941 sayılı Çek Kanunu’ndaki ‘adli para cezası’ düzenlemesinin kaldırılması için düğmeye basıldı. 2003 yılından sonra karşılıksız çekin adli para cezasını gerektiren bir suç olarak düzenlenmesi nedeniyle karşılıksız çek tutarına göre bir güne 100 lira üzerinden hesaplanan adli para cezasını ödeyemeyenler hapse giriyor. Yani örneğin 10 bin liralık çeki karşılıksız çıkan kişi, bu kadar tutarda adli para cezası ödemezse 100 gün hapis yatıyor. TBMM Adalet Komisyonu
Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki 4 nolu protokole aykırı olduğunu, adli para cezasını kaldıracak düzenleme için Adalet Bakanlığı’nda çalışma başlatıldığını söyledi.
Ardından çalışmanın Adalet Komisyonu’na geleceğini belirten İyimaya, çek dolandırıcılığını önleyecek madde üzerinde dikkatle durulduğunu bu konuda sıkıntı yaratmayacak düzenleme yapmak istediklerini söyledi. İyimaya, Adalet Bakanlığı’ndaki çalışmaya vurgu yaparken, CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün de 5941 sayılı Kanun’da adli para cezasını kaldırmaya yönelik 1 Ekim 2011 tarihli ve 2/85 nolu değişiklik teklifini TBMM Adalet Komisyonu’na iletmiş durumda.
Etiketler:
ankara hukuklu,
çek mağdurları,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası
” HUKUK EKONOMİK GEREKÇELİ KARAR ALAMAZ – ALMAMALI ”
” ÇEK MAĞDURLARI AİHS İSTİNADEN – AİHM GİTME KARARI ALMIŞTIR ”
Ekonomik gerekçelerle hazırlanmış olan ve müteaddit defalar değişikliğe uğrayan Çek Kanunu, “ceza içeren özel nitelikte” bir kanun olmasına rağmen, eski ve yeni haliyle, Türk Ceza Hukuku sistemini altüst etmiş bulunmaktadır.
1. 01.01.2009 tarihi itibariyle 3167 Sayılı Kanunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa aykırı olan hükümleri zımnen ilga edilmiş ve söz konusu aykırılıkların giderildiği yeni kanunun (5941 sayılı Çek Kanunu) yürürlüğe girdiği 20.12.2009 tarihine kadar işlenmiş olan bütün karşılıksız çek suçları “kanunilik” ilkesi gereğince konusuz kalmış ve verilen cezalar hükümsüz hale gelmiştir. Benzer durum “Markaların Korunması Hakkında KHK” uyarınca verilen cezalar için de geçerli olup, Yargıtay 7. Ceza Dairesi 23.02.2009 tarihinde verdiği bir kararla bu hususu açıklığa kavuşturmuş ve tartışmayı bitirmiştir. Fakat Yargıtay 10. Ceza Dairesi, sebebi kamuoyunca bilinemeyen bir gerekçeyle, benzer bir karar vermekten bugüne kadar imtina etmiştir.
Şimdi sıra 15. Ceza dairesindedir.
2. 2005 yılında kabul edilerek yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile, ceza sistemimizde önemli değişiklikler yapılmış, bu arada suçun manevi unsuru konusunda da doktrinde ve uygulamada uzun süredir tartışılan “kusursuz” (objektif) sorumluluk anlayışı terk edilerek suçun ancak “kasıt” veya “taksir”le işlenebileceği kabul edilmiştir.
HUKUK EKONOMİK GEREKÇELİ KARAR ALAMAZ – ALMAMALI
” HUKUK EKONOMİK GEREKÇELİ KARAR ALAMAZ – ALMAMALI ”
” ÇEK MAĞDURLARI AİHS İSTİNADEN – AİHM GİTME KARARI ALMIŞTIR ”
Ekonomik gerekçelerle hazırlanmış olan ve müteaddit defalar değişikliğe uğrayan Çek Kanunu, “ceza içeren özel nitelikte” bir kanun olmasına rağmen, eski ve yeni haliyle, Türk Ceza Hukuku sistemini altüst etmiş bulunmaktadır.
1. 01.01.2009 tarihi itibariyle 3167 Sayılı Kanunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa aykırı olan hükümleri zımnen ilga edilmiş ve söz konusu aykırılıkların giderildiği yeni kanunun (5941 sayılı Çek Kanunu) yürürlüğe girdiği 20.12.2009 tarihine kadar işlenmiş olan bütün karşılıksız çek suçları “kanunilik” ilkesi gereğince konusuz kalmış ve verilen cezalar hükümsüz hale gelmiştir. Benzer durum “Markaların Korunması Hakkında KHK” uyarınca verilen cezalar için de geçerli olup, Yargıtay 7. Ceza Dairesi 23.02.2009 tarihinde verdiği bir kararla bu hususu açıklığa kavuşturmuş ve tartışmayı bitirmiştir. Fakat Yargıtay 10. Ceza Dairesi, sebebi kamuoyunca bilinemeyen bir gerekçeyle, benzer bir karar vermekten bugüne kadar imtina etmiştir.
Şimdi sıra 15. Ceza dairesindedir.
2. 2005 yılında kabul edilerek yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile, ceza sistemimizde önemli değişiklikler yapılmış, bu arada suçun manevi unsuru konusunda da doktrinde ve uygulamada uzun süredir tartışılan “kusursuz” (objektif) sorumluluk anlayışı terk edilerek suçun ancak “kasıt” veya “taksir”le işlenebileceği kabul edilmiştir.
Etiketler:
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası,
şişli 11.asliye ceza mah
ŞİŞLİ 11.ASLİYE CEZA MAH KARARI
T.C
ŞİŞLİ
11. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DOSYA NO :2010/686
KARAR NO :2011/167
C.SAVCILIĞI ESAS NO :2006/12615
GEREKÇELİ KARAR
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
HAKİM :
C.SAVCISI :
KATİP :
DAVACI :
KATILAN :
VEKİLİ :
SANIK :.
MÜDAFİİ :
SUÇ :Karşılıksız Çek Keşide Etme
SUÇ TARİHİ :28/08/2006
KARAR TARİHİ :11/02/2011
Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılamanın sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜLDÜ :
Sanığın karşılıksız çek keşide ettiğinden bahisle hakkında kamu davası açılmış ve 3167 sayılı yasanın 6/1 maddesi gereğince çek yaprağı sayısınca cezalandırılması talep edilmiştir.
Öncelikle 5237 sayılı yeni TCK’nın özel kanunlarla ilişkisini düzenleyen 5.maddesinde “Bu kanunun genel hükümlerinin,özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı”hükme bağlanmıştır.TCK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki 5252 sayılı yasayla değişik geçici 1.maddesinde ise “Diğer kanunların 5237 sayılı TCK’nın birinci kitabında (Genel Hükümler) yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerin ilgili kanunlarda değişiklik yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanmasına devam edileceği” belirtmem suretiyle 3167 sayılı yasanın TCK’nın genel hükümlerine aykırılık içeren kısımları süreye tabi tutularak bu tarihten sonra aykırı düzenlemelerin artık uygulanmayacağı açıkça ifade edilmiştir.
Yasama Organı tarafından birçok yasada TCK’nın genel hükümlerine uygun düzenleme yapıldığı halde 31.12.2008 tarihine kadar 3167 sayılı çek yasası bakımından böyle bir düzenleme yapılmamıştır.
3167 sayılı yasa bakımından da 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı yasanın genel hükümleri içerisinde nisbi adli para cezası bulunmamaktadır.Oysa 3167 sayılı yasanın 6/1 maddesinde karşılıksız çek keşide etmek suçu için öngörülen ceza ise nisbi nitelikte adli para cezasıdır.Dolayısıyla söz konusu yaptırım TCK’nın genel hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.
5237 sayılı TCK’nın özel hükümlere ilişkin ikinci kitabında nisbi nitelikte adli para cezasını gerektiren suçlara (örneğin TCK 58/1-son) yer verilmiş olması, bu düzenleme özel hükümlerde yer aldığı için karşı örnek olarak ileri sürülemeyecektir.Çünkü 5252 sayılı yasanın geçici 1.maddesinde genel hükümlere aykırılıktan bahsedilmiş olduğundan ve yine TCK’nın 2/3 maddesine göre de kıyas yasağı bulunduğundan bu tür örnekler karşılıksız çek suçlarına nisbi para cezası verilmesine emsal teşkil etmeyecektir.
5941 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önce gerçekleştirilen karşılıksız çek keşide etme eylemlerine TCK’nın genel hükümleri yürürlüğe girmemiş gibi 01.01.2009 tarihinden itibaren,çek bedeli kadar adli para cezası verilmesi,TCK’nın 5.maddesiyle 5252 sayılı yasanın geçici 1.maddesini anlamsız hale getirecektir.Başka bir deyişle ceza içeren diğer özel yasalar bakımından TCK’nın genel hükümlerinin yürürlüğe girdiğini kabul edip,sadece 3167 sayılı yasa bakımından yürürlüğe girmediğini ileri sürmek böyle bir istisnai düzenleme olmadığı için mümkün değildir.
Ayrıca tüzel kişilere ceza verilemeyeceğine ilişkin lehe olan TCK’nın 20/2 maddesinin 01.01.2009 tarihinden itibaren 3167 sayılı yasa bakımından da geçerli olduğunu kabul edip,TCK’nın genel hükümlerinde yer alan diğer hususların ise 3167 sayılı çek yasası bakımından geçerli olmadığını ileri sürmek de kendi içinde tutarsızlık oluşturacak ve TCK ile 3167 yasanın nitelikteki hükümlerinin kanuna uygulanmasına yol açacaktır.
3167 sayılı çek yasası bakımından da 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren ve genel hükümler içinde yer alan TCK’nın 52/3 maddesinde ise adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın kararda ayrı ayrı gösterileceği belirtilmiş,dolayısıyla 3167 sayılı yasada olduğu gibi çek bedeline bağlı adli para cezası uygulaması son bulmuştur.
Etiketler:
anayasa mahkemesi,
karşılıksız çek cezası,
sami kal
Son günlerde basında adalet bakanlıgına dayandırılarak kamu alacaklarına örtülü af iddiaları gündeme gelmektedir. Adı üzerinde kamu alacagıdır, bizleri yani çek magdurlarını bağlayan bir konu degildir. Özellikle adli para cezalarının yapılandırılması gibi bir gelişme yoktur. Çünkü apc 5941 sayılı çek yasası ile taahhüte baglanarak cezalar ertelenmiştir. bu nedenle ilk taksit olan 1/3 lük kısım cezaevlerinden tahliye olan bizler ve o anda taahhütte bulunan arkadaşlar için tarih 12 aydır. bu kadar yakın bir tarih var iken hükümet yeniden bir yapılandırmaya gitmez. bunun için hayale kapılmamaız gerekmektededir. Bizler için uygulama aynen devam etmektedir. bu haberlere dayanarak rehavete kapılmamamız gerekmektedir. bu ülkede insan yakan, adam öldüren gasp yapan affedilir, ama apc olan asla . ekonomik kaygılara dayanarak para için bizler feda edilmekteyiz. bizler için en yakın umut anayasa mahkemesidir. ama ne yazıkki burdanda lehimize bir karar çıkacagı umudumuz yoktur.yinede çıkmayan candan umut kesilmez. anayasa mahkemesi ve yeni infaz yasası için 5 yıllık ceza indirimi ve denetimli serbestlik üzerinde yogunlaşmalıyız. bu mercilere telefon, faks, mail ile bastırarak bunaltmalı ve kamuoyu oluşturarak gündemde kalmalıyız. çalışmaya hemen başlanmalı kaybedecek zaman kalmadı.
Saygı ve selamlarımla.
SAMİ KAL
2010/6 E. sayılı dosyaya ait CHP'nin 1.2.2010 tarihli dava dilekçesi
Telefon :0 312 463 73 00 - 0 312 463 73 00
Faks : 0 312 463 74 00
E-posta : bilgi@anayasa.gov.tr
Adres : Ahlatlıbel Mahallesi İncek
Yolu Serpmeleri No:4 06890 Çankaya
Ankara/Türkiye
Çek mağduru arkadaşlar şu andaki tek umudumuz olan anayasa mahkemesi size bildirdiğim bu adrese herkes elindeki imkanlar mukabilinde müracaat etsin. telefon, faks, mail haydi arkadaşlar.
BORÇLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE ÖRTÜLÜ AF.
Son günlerde basında adalet bakanlıgına dayandırılarak kamu alacaklarına örtülü af iddiaları gündeme gelmektedir. Adı üzerinde kamu alacagıdır, bizleri yani çek magdurlarını bağlayan bir konu degildir. Özellikle adli para cezalarının yapılandırılması gibi bir gelişme yoktur. Çünkü apc 5941 sayılı çek yasası ile taahhüte baglanarak cezalar ertelenmiştir. bu nedenle ilk taksit olan 1/3 lük kısım cezaevlerinden tahliye olan bizler ve o anda taahhütte bulunan arkadaşlar için tarih 12 aydır. bu kadar yakın bir tarih var iken hükümet yeniden bir yapılandırmaya gitmez. bunun için hayale kapılmamaız gerekmektededir. Bizler için uygulama aynen devam etmektedir. bu haberlere dayanarak rehavete kapılmamamız gerekmektedir. bu ülkede insan yakan, adam öldüren gasp yapan affedilir, ama apc olan asla . ekonomik kaygılara dayanarak para için bizler feda edilmekteyiz. bizler için en yakın umut anayasa mahkemesidir. ama ne yazıkki burdanda lehimize bir karar çıkacagı umudumuz yoktur.yinede çıkmayan candan umut kesilmez. anayasa mahkemesi ve yeni infaz yasası için 5 yıllık ceza indirimi ve denetimli serbestlik üzerinde yogunlaşmalıyız. bu mercilere telefon, faks, mail ile bastırarak bunaltmalı ve kamuoyu oluşturarak gündemde kalmalıyız. çalışmaya hemen başlanmalı kaybedecek zaman kalmadı.
Saygı ve selamlarımla.
SAMİ KAL
2010/6 E. sayılı dosyaya ait CHP'nin 1.2.2010 tarihli dava dilekçesi
Telefon :0 312 463 73 00 - 0 312 463 73 00
Faks : 0 312 463 74 00
E-posta : bilgi@anayasa.gov.tr
Adres : Ahlatlıbel Mahallesi İncek
Yolu Serpmeleri No:4 06890 Çankaya
Ankara/Türkiye
Çek mağduru arkadaşlar şu andaki tek umudumuz olan anayasa mahkemesi size bildirdiğim bu adrese herkes elindeki imkanlar mukabilinde müracaat etsin. telefon, faks, mail haydi arkadaşlar.
Etiketler:
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası,
yeni çek kanunu
Sayın Ali BAYRAMOĞLU TBMM Rize Üyesi Ankara 10 Aralık 2009 Sayın BAYRAMOĞLU; Bugün TBBM Genelkurulu’nda, yeniden düzenlenen “Çek Kanunu Tasarısı” sebebiyle yaptığınız kişisel konuşmanızda; belirttiğiniz, çek vasıtasıyla yapılan ekonomik faaliyetlerin büyüklüğü, ödenmeyen veya ödenemeyen çek adet ve tutarının, genel işlemlere göre düşüklüğü, düşünmesini bilenleri hayrete düşürecek derecede şaşırtıcıdır. İster kabul edilsin veya edilmesin; “Çeke güvenilirlik” adı altında düzenlenen tasarının, hâkim ve güçlü bir LOBİNİN varlığını göstermektedir. Hiç şüphesiz; bu GÜÇLÜ VE ETKİN LOBİYİ, bankalar, bir türlü önlenemeyen TEFECİLER, yasal izin adı altında faaliyet gösteren para satıcısı FACTORİNG ŞİRKETLERİ oluşturmuştur. Bu sebeple; yeni düzenleme, çeke güven sağlamaktan ziyade, finans ve bankacılık kesiminin gücünü artırmak ve hâkimiyetini devam ettirmek için düzenlendiği kanaatini doğurmuştur. Şöyle ki:
GÜÇLÜ ETKİN LOBİLER VE ÇEK KANUNU
Sayın Ali BAYRAMOĞLU TBMM Rize Üyesi Ankara 10 Aralık 2009 Sayın BAYRAMOĞLU; Bugün TBBM Genelkurulu’nda, yeniden düzenlenen “Çek Kanunu Tasarısı” sebebiyle yaptığınız kişisel konuşmanızda; belirttiğiniz, çek vasıtasıyla yapılan ekonomik faaliyetlerin büyüklüğü, ödenmeyen veya ödenemeyen çek adet ve tutarının, genel işlemlere göre düşüklüğü, düşünmesini bilenleri hayrete düşürecek derecede şaşırtıcıdır. İster kabul edilsin veya edilmesin; “Çeke güvenilirlik” adı altında düzenlenen tasarının, hâkim ve güçlü bir LOBİNİN varlığını göstermektedir. Hiç şüphesiz; bu GÜÇLÜ VE ETKİN LOBİYİ, bankalar, bir türlü önlenemeyen TEFECİLER, yasal izin adı altında faaliyet gösteren para satıcısı FACTORİNG ŞİRKETLERİ oluşturmuştur. Bu sebeple; yeni düzenleme, çeke güven sağlamaktan ziyade, finans ve bankacılık kesiminin gücünü artırmak ve hâkimiyetini devam ettirmek için düzenlendiği kanaatini doğurmuştur. Şöyle ki:
1- Ödenmeyen çeklere getirilen bu teminat; holdingler, bankalar, tefeciler ve factoring şirketlerinin çek dışında bir ödeme aracını kabul etmedikleri için, çek kullanımını yaygın hale getirmiştir.
2- Bankalar, çek yapraklarını yüksek ücretle sattıkları için, çek kullanımının yaygınlaşmasından büyük paralar kazanmaktadırlar.
3- Factoring şirketleri ve tefeciler, ödenmeyen çekler sebebiyle, hapis cezası kozunu kullanarak, borçlu ile ağır şartlar karşılığında anlaşmaktadırlar. Anlaşamadıklarını da, hapse göndermektedirler. Hapiste yatan veya yargılanan borçluların, kimlere borçlu oldukları araştırılırsa; belki de, şaşırtıcı ve düşündürücü bir gerçeği açığa çıkaracaktır.
4- Paralı kesim için, hapse giren ve hayatı kararan kişilerin sayısı önemli değildir. Terör suçlularına, katillere, hırsızlara dahî reva görülmeyen Adlî para cezası karşılığı getirilen hapis cezası, bu kesim için bir önlem ifade etmez. Onlar için önemli olan; çek kullanımının bu şekliyle devam etmesidir. Merakım şudur: Acaba siz; bu konuya önem vererek, bu hususları düşünebildiniz mi? Türkiye’nin; finans ve bankacılık kesimiyle, Türkiye’nin ekonomisini istek ve çıkarları doğrultusunda yönlendirmesini başaran ve idareleri baskı altında tutabilen 15-20 holdinge esir edildiğini, aklınıza getirdiniz mi? Sayın BAYRAMOĞLU; Teferruata girmeyeceğim. Size, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’e gönderdiğim mektubumun suretini gönderiyorum. Saygılarımla. Ecz. Hüsnü Akıncı Eki: Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’e yazdığım 16 Kasım 2009 Tarihli mektubum. Sayın Cemil ÇİÇEK Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ankara 16 Kasım 2009 Sayın BAKAN; Uzun zamandan beri tartışılan ÇEK KANUNU hakkında; Toplumsal talep haline geldiği için konu üzerinde yeniden durulması gereğinin ortaya çıktığını, konuyla ilgili TBMM Adalet Komisyonu'nda yapılan çalışmaların belli bir noktaya geldiğini, ancak son şeklinin verilemediğini açıklayarak; “Herkes kendi yönünden olaya bakıyor. Çek konusu bir güven konusudur. Piyasada güven ve istikrar büyük ölçüde çekler yoluyla sağlanıyor. Eğer çekin güvenilirliği ortadan kalkarsa; bu da, ekonomik faaliyet bakımından beraberinde çok ssciddi sıkıntılar, sorunlar getirecektir. Piyasanın durması gibi sıkıntıları getirecektir. Özellikle içinden geçtiğimiz ekonomik sıkıntılar da hesaba kattığımızda... Bütün bunları hesaba katarak, son bir değerlendirme daha yapacağız. Sayın Babacan ilgili arkadaşlarımızla bu konuyu konuşacak, taraflarla konuşacak. Muhtemelen bir hafta içerisinde bunu da netleştirmiş olacağız.” ifadelerini kullandığınızı, gazetelerden okudum. Evet; belirttiğiniz gibi, ÇEK KANUNU, toplumsal talep haline gelmiştir. Bu olaya, kimin, nasıl baktığı önemli değildir. Önemli olan; bu kanunun, beraberinde ADÂLETİ getirip, getirmediğidir. Şöyle ki: Bilinmeyen ve görünmeyen bir el; LOBİ oluşturarak ve DEVLETİ de kullanarak, medenî Batı ülkelerinin hiçbirinde olmayan bir şekilde gayet ADÂLETSİZ bir ÇEK KANUNU’NU yürürlüğe koydurmuş ve kişiler arasında cereyan eden bir hukuku, devleti de işin içine katarak DEVLET HUKUKU haline getirmesini başarmıştır. Kişiler veya kurumlar arasındaki bütün ticarî muameleler, alacak-verecek işlemlerinden doğan ihtilâflar ve haklar; çekler hariç, hukuk mahkemelerinde ve icra-iflas kanunları kapsamında işleme tâbî tutulurken; Çekler için, adâletsiz bir işlem yürürlüğe konmuştur. Şöyle ki:
1- Ödenmeyen veya ödenemeyen çekler, icraya verildiği zaman, çek tutarının yüzde 5’i oranında ÇEK TAZMİNATINA tâbî tutulmaktadır.
2- Ayrıca savcılıklara şikâyet edilerek, asliye ceza mahkemeleri tarafından ADLÎ PARA cezasına hükmedilmektedir.
3- Çekini ödeyemeyip acze düşen borçlu, neticede hapse girmektedir. Adlî para cezasının ödendiğini farz edelim; o zaman, devlet alacağını alıyor ve kişi, hapse girmekten kurtuluyor. Ama; bunun, alacaklıya bir faydası olmuyor.
4- Kişiler arasındaki hukukî hakların; devleti de işin içine katarak, DEVLET HUKUKU haline getirilmesinin, ince bir hesabı, bilinmeyen bir gayesi olmalıdır. Merak edilen; bu işi, hangi etkin LOBİNİN başardığıdır. Bugünlerde, yeni Çek Yasası’nın düzenlenmesi çalışmaları sebebiyle bu konu, tekrar tartışılır hale gelmiştir. Edindiğim intiba, bankacılık ve finans kesimi temsilcilerinin, çeklerdeki hapis cezasının korunması hususunda etkin LOBİ oluşturduklarıdır. Sayın BAKAN; Hükümet olarak size düşen görev; beklentilerden ziyade ADÂLETİ sağlamaktır. Zîra; yürürlükteki ÇEK KANUNU, gayet adâletsiz bir kanundur ve Avrupa hukuk normlarına da uygun değildir. Ülkemizde maalesef, beraberinde adâleti getirmeyen yasalar mevcuttur ve bu yüzden de, Avrupa hukuk normlarına uymayan gariplikler yaşanmaktadır. Avrupa ülkelerinde borcundan dolayı hiç kimse, hapse girmemektedir. Bu bakımdan; yeni düzenlenecek Çek Yasası’nda, adâletin sağlanması hedef alınmalıdır. Şöyle ki: Piyasada vadeli işlemler için üç ödeme aracı kullanılmaktadır. Bunlar, AÇIK HESAP, KAMBİYO SENEDİ ve ÇEK şeklindedir. Açık hesap ve kambiyo senetlerinden oluşan borçlar, ödenmediği takdirde; takibi, İCRA ve İFLÂS Kanunlarına göre yapılır ve TAZMİNAT, ADLÎ PARA CEZASI veya İDARÎ CEZA uygulanmaz. Ödenmeyen ÇEK BORÇLARINDA ise, ayrıca ÇEK TAZMİNATI vardır ve ADLÎ PARA CEZASI uygulanır. Tabiatıyla ödeme güçlüğüne ve acze düşen kişiler, adlî ceza sebebiyle cezaevine girmektedirler. Bu durum da; çek ve senet borçlarının ödenememesi halinde, FARKLI ve ADALETSİZ bir uygulamanın varlığını göstermektedir ve bu adâletsizliğin hikmetini araştıran, sorgulayan çıkmamıştır. Acaba; bu adâletsizlik, Hükümetler üzerinde LOBİ oluşturan kesimlerin baskısı ile mi getirilmiştir? Konuyu, biraz açmak istiyorum:
1-Her ne kadar kanunlarda çek vadesi yoksa da; yıllardan beri vadeli çek kullanımı, piyasada yaygın olduğu için, teâmül haline gelmiştir. Bankalar dahî, vadeli müşteri çekleri karşılığı bazı müşterilerine kredi vermektedirler.
2-Bir türlü engellenemeyen büyük para sahibi TEFECİLER, resmî hüviyet kazanan FAKTÖRİNG şirketleri ve BANKALAR, vadeli çekler karşılığında faizle para satmaktadırlar.
3-Herhangi bir sebeple çeki karşılıksız kalan insanlara karşı TEFECİLER, FAKTÖRİNG ŞİRKETLERİ ve BANKALAR, kanunların da kendilerine tanıdığı imkân ve güce dayanarak, gayet acımasız davranmaktadırlar. Tefeciler ve Faktöring şirketleri, ÇEK TAZMİNATI ve ADLÎ PARA CEZASI imkânlarından yararlanarak ve bu imkânları tehdit aracı olarak kullanarak, haklarından fazlasını almaktadırlar ve tahsil imkânı kalmadığı takdirde borçluyu, cezaevine göndermektedirler. Bu durumda, uzlaşma kapıları da kapatılmaktadır. Bankalar ise; üçüncü şahıslara ait çeklere karşılık kredi verdiği müşterisinin zora düştüğünü sezdikleri anda; teminatta bulundurdukları üçüncü şahıslara ait çekleri, vadelerine bakmaksızın tahsile koymaktadırlar. Bu imkândan yararlanarak kendi alacaklarını kurtarırken, bir anda üçüncü şahısları zora sokmaktadırlar ve hattâ, birçok kişinin iflâslarına sebep olmaktadırlar. Bu durum, ÇEK KANUNU DÜZENLEMESİNDE; TEFECİLERİN, FAKTÖRİNG ŞİRKETLERİNİN VE BANKALARIN, idare üzerindeki BASKILARININ olduğunu göstermektedir. Nitekim, yeni Çek Kanunu düzenlemesi için Adalet Bakanlığı yetkililerinin, finans ve bankacılık kesiminden görüş aldıklarını, gazetelerden okudum. Zaten ödenmeyen veya ödenemeyen senet ve çek borçları arasındaki adâletsiz uygulamanın varlığı, başka bir ihtimâli akla getirmez. Zira; çekler, para sahipleri tarafından acımasız bir silâh olarak kullanılmaktadır. Ticaret hayatıdır: Ticarette, ihtilâfların çıkması, acze düşülmesi mukadderdir. Bunların çözüm yeri de, Hukuk Mahkemeleri, İcra ve İflâs Mercileri olmalıdır. Zaten öyledir; ayrıcalık, sadece çekler içindir. Öylesine büyük bir adâletsiz uygulamadır ki; bir acze düşerek, ÇEKİNİ ÖDEYEMEYEN BİR BORÇLU, icabında, bir TERÖRİSTTEN, bir KATİLDEN fazla hapis yatmaktadır.
4-Hükümetlerin uyguladıkları yanlış iktisadî politikalar, meydana gelen ekonomik krizler, vatandaşların ve ticaret erbabının zora düşmesine sebep olmaktadır. Örnek: Hükümetlerin, vatandaşlara olan borçlarını zamanında ödememeleri, yalnız alacaklıyı zora sokmaz; zincirleme bir etkiyle, bütün piyasayı zora sokar. Özellikle Türkiye; 29 yıldan beri uygulanan yanlış ekonomi ve para politikaları sebebiyle daimâ, krizlere maruz kalmış ve reel ekonomide, hiçbir zaman istikrar sağlanamamıştır. Tabir caizse; Türkiye, finans ve bankacılık kesimiyle, Türkiye’nin ekonomisini istek ve çıkarları doğrultusunda yönlendirmesini başaran ve idareleri baskı altında tutabilen 15-20 holdinge esir edilmiştir. Vatandaşları borç batağına sürükleyen, gelir dağılımındaki adâletsizliği yaygınlaştıran ve milleti fukaralaştıran gerçek, budur. Sayın BAKAN; Yargının işi, yürürlükteki kanunları uygulamaktır. Yargı, beraberinde adâleti getirmeyen kanunları, elbette ki, yok farz edemez. Oluşturulan içtihatlar da yine, yürürlükteki kanunlar çerçevesinde oluşturulur. Vatandaşların elinde ise hiçbir imkân yoktur. Zira; ADÂLETSİZ KANUNLARIN iptal istemi için ANAYASA MAHKEMESİNE götürülmesi, Cumhurbaşkanı’nın, Ana Muhalefet Partisi’nin, yeterli sayıda imza toplayan Milletvekillerinin ve yargının yetkisindedir. Bu mektubumla maksadımı ifade ettiğimi zannediyorum. Ödeme aracı olan KAMBİYO senetleriyle, ÇEKLER arasındaki ADÂLETSİZLİĞİN giderilmesi hususunda gereken girişimlerde bulunacağınıza ve kanayan yara ve zulüm haline gelen bu konuya, çözüm bulacağınıza inanmaktayım.
Saygılarımla.
Ecz. Hüsnü Akıncı
Yazı eski yazı fakat hala gündemini koruduğu gibi çek mağdurlarıda çığ gibi çoğalmaktadır.
Etiketler:
çek mağduru,
karşılıksız çek cezası
ÇEK Mİ? ATEŞTEN GÖMLEK Mİ?
ÇEK Mİ? ATEŞTEN GÖMLEK Mİ?
Karşılıksız çek düzenleme suçundan hapise düşen yada adli soruşturma/kovuşturma geçiren binlerce esnaf ve iş adamının umudu haline gelen yeni çek yasası, 20 Aralık 2009 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kriz sürecinde keşide ettiği çekleri ödeyemeyen birçok esnaf ve iş adamı kara listeye düşmüş ve hapis cezası ile mahkum olmuştu. Yeni Çek Yasası, bu konuda yeni düzenlemeler getirmiş ve özellikle yıllardır tartışılan ve çok defa değişime uğrayan karşılıksız çekin yaptırımını yeniden düzenlemiştir. Şimdi karşılıksız çek keşide etmekten hapiste olanlar ödeme taahhüdünde bulundukları takdirde serbest kalabilecekler.
Peki ticari hayatta yaygın bir şekilde kullanılan çek nedir? Çeki diğer kambiyo senetlerinden ayıran özellikler nelerdir? Karşılıksız çekte neden hapis cezasına gerek duyulmuştur? Kriz dönemlerinde artan karşılıksız çeklerde, borçlunun hapis cezası ile cezalandırılmasının alacaklı yönünden bir anlamı var mıdır?Vadeli çek uygulamasının yol açtığı sorunlar nelerdir? Bu yazımızda bu soruların cevabını arayacağız.
ÇEKE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER
Türk Hukuku'nda çeke ilişkin temel kurallar esas itibariyle Türk Ticaret Kanunu'nun 692-735. maddeleri arasında yer almıştır. Ancak Ticaret Kanununda karşılıksız çek keşide etmeye ilişkin özel bir ceza yaptırımının bulunmaması nedeniyle, çek hamillerinin korunması ve çek kullanımı hakkındaki esasları da kapsamak üzere, 3167 sayılı kanun 19.03.1985 tarihinde kabul edilmiş ve 3.04.1985 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 3167 sayılı Çek Yasası uygulamada olduğu süre içerisinde çok defa değişime uğramış, en son 2003 yılında yasada köklü değişikliklere gidilmiştir. Yasa, 20 Aralık 2009 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yeni çek kanunu ile tamamen yürürlükten kaldırılmıştır.
ÇEK NEDİR? ÇEKTE VADE OLUR MU?
Türk Ticaret Kanununda çek, muhatabı banka olan özel bir kambiyo senedi olarak tanımlanmış ve diğer kambiyo senetlerine göre ağırlaştırılmış şekil şartlarına tabi tutulmuştur. Hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracı, bir havale olmasına karşın çek, ekonomik hayatta yaygın bir şekilde bir kredi ya da finansman aracına dönüştürülmüş ve bu şekilde kullanılagelmiştir.
Esasen çek ibrazında ödenmesi gereken bir kıymetli evraktır. Yani, uygulamada sıkça kullanıldığı gibi çekte vade söz konusu değildir. Çekin uygulamada ileri tarihli düzenlenmiş olması bir ticari teamül olup hukuki açıdan bir anlam ifade etmemektedir. İleri tarihli düzenlenmiş de olsa çekin, üzerinde kayıtlı düzenleme tarihinden önce bankaya ibrazında ödenmesi gerekir. Nitekim Ticaret Kanunu'nun 707'nci maddesine göre “çek, görüldüğünde ödenir. Buna aykırı her hangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. Keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek ibraz günü ödenir.”
“VADELİ ÇEK” TANZİMİNİN KRİZ DÖNEMLERİNDEKİ SONUÇLARI
İleri tarihli keşide edilse de çeklerin görüldüğünde ödenmesi zorunluluğu, çekin bir ödeme aracı olmasının sonucudur. Yani çeki keşide eden kişi, çeki teslim ettiği anda aslında bankasına bir ödeme emri vermiş olmaktadır. Diğer bir ifadeyle, çek hamile teslim edildiği anda keşidecinin banka hesabında çekin karşılığının bulunması esastır. Bu amir hükme rağmen, ekonomik hayatta yer bulan “vadeli çek” ya da “ileri tarihli çek” uygulaması, bazı açılardan sorunlara yol açmaktadır. Bir havale veya ödeme aracı olmasına rağmen kredilendirme ya da vadeli ödeme aracı olarak kullanılan çekler, genellikle keşidecinin gelecekteki nakit girişi (alacak tahsili, yeni sermaye girişi, yeni satışlar vb.) beklentisi ile ileri tarihli olarak keşide edilmektedir. Keşidecilerin gelecekte beklediği nakit girişlerinin sağlanamaması durumunda ödenemeyen çekler, “karşılıksızdır” işlemi görmektedir.
Bu durum ekonominin kriz dönemlerinde artan likidite sıkıntısı nedeniyle yaygınlaşmakta ve “karşılıksızdır” işlemi gören çeklerin sayısı artmaktadır. Buna paralel olarak adli takibe düşen dosyalarda ve mahkumiyetlerde de ciddi artışlar gözlenmektedir. Günümüzde yaşanan sorun da bundan farklı değildir. Kriz sürecinde alacağını tahsil edemeyen esnaf ve iş adamları bu defa vadesi gelen borçlarını ödemekte güçlüğe düşmekte ve bu durum borç alacak silsilesi içerisinde yayılmakta ve çığ etkisiyle krizi derinleştirmektedir. Kredibilitesi olanlar bankalara yönelmekte ve borçlanmaktadır. Bu da maliyetleri artırmakta olup uzun süre sürdürülebilir bir durum değildir. Krizde satışları azalan ve karlılılığı düşen esnafın, iş adamının kredilerini geri ödemesi de zorlaşmaktadır. Ekonomik krizin derinliği ve süresine göre banka kredilerinin geri ödemesinde de sorunlar yaşanmakta ve süreç iflaslara doğru gitmektedir.
ÇEKİN “HAMİLİNE” DÜZENLENMESİNİN ETKİLERİ
Çekler “emre yazılı” kaydiyle muayyen bir kimseye ödenmek üzere keşide edilebileceği gibi “hamiline” kaydı düşülmek suretiyle de keşide edilebilir. Uygulamada çekler genellikle “hamiline” kaydiyle keşide edilmekte ve bu suretle keşide edilen çekler ticari hayatta rahatlıkla sirkule etmektedir. Yukarıda değinildiği gibi çeklerin ileri tarihli düzenlenmesi uygulamada yaygınlık kazanmıştır. Buna ek olarak çeklerin “hamiline” düzenlenebiliyor olması da vadeye kadar çekin çok defa el değiştirmesi ve keşideci ile hamil arasına çok sayıda ciranta girmesine yol açmaktadır.
Vadesinde çeki ödeyecek olan kişi, keşidecidir. Keşideci bankası aracılığıyla (muhatap) ödemeyi gerçekleştirecektir. Ancak çoğu durumda hamil keşideciyi tanımamaktadır. Bu durumda keşidecinin kredibilitesi sorgulanmamaktadır da. Peki hamile, çekin ödeneceğine ilişkin güvenceyi hangi mekanizma vermektedir? Öncelikle hamilin çeki aldığı cirantanın da müteselsil olarak sorumlu olması bir güvencedir. Bu hukuki bir sorumluluktur. Diğer bir güvence ise, son tahlilde çekte hapis cezasının olduğu gerçeğidir. Böyle bir yaptırım çeki güçlü kılmakta ve kolaylıkla sirküle etmesini desteklemektedir.
Hamil, keşideciyi tanımasa da onun karşılıksız çekin cezasının hapse kadar varacağını bildiğini ve bu nedenle basiretli davrandığını varsaymaktadır. Bu yaptırım bir çeşit örtülü kamu garantisi niteliğinde olup ahlaki rizikoya (moral hazard) yol açmaktadır. Bu durum bankalara yatırılan mevduata verilen garantinin yarattığı ahlaki rizikodan çok farklı değildir. Mevduat garantisinde, tasarruf sahipleri bankanın mali bünyesini ve sağlamlığını sorgulamadan, birikimlerini yüksek faiz veren bankaya yatırmakta, “ne de olsa mevduatım garanti altında” diye düşünmektedir. Çeki alan hamil de tıpkı mevduat garantisinde olduğu gibi, “ne de olsa çekte hapis cezası var” diye düşünüp keşidecinin mali yeterliliğini, ödeme gücünü sorgulamayabilmektedir.
ESKİ YASADA HAPİS CEZASI VE EKONOMİK ETKİLERİ
3167 sayılı Kanunda karşılıksız çek düzenlemek hapis cezasını gerektiren bir suç olarak düzenlenmiştir. Karşılıksız çeklerden dolayı keşidecinin hapis ile cezalandırılması uygulamasının çağ dışı bir uygulama olduğu ve kaldırılması gerektiği toplumda tartışılıyordu. Bu kanaatin aksine, çekte hapis cezasının zorunlu olduğunu, aksi takdirde çekin kredibilitesinin kalkacağı ve iş hayatında giderilmesi zor zararlara yol açacağını savunanlar da az değil.
Aslında 1985 yılından beri uygulamada olan 3167 sayılı Çek Yasası uygulamada olduğu süre içerisinde çok defa değişime uğramış, en son 2003 yılında yasada köklü değişikliklere gidilmiştir. Özellikle yasanın karşılıksız çekin cezalandırılmasına ilişkin 16. maddesi 20 yıl içerisinde 3 defa değiştirilmiş ve bu değişiklikler de üç kere Anayasa Mahkemesinin incelemesine tabi olmuştur.
Son olarak 2003 yılında yapılan değişikliklerin dayanağı Anayasanın 38. maddesinin 8. fıkrasında yer alan "Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz." hükmüdür. 2003 yılında bu Anayasa hükmü doğrultusunda yapılan değişiklikle karşılıksız çekte hapis cezası yerine para cezası getirilmiş ancak bu suçun tekrarı halinde hapis cezazı öngörülmüştür. Aslında yapılan değişiklik hapis cezasını tamamen kaldırmamış fakat zorlaştırmıştır. Kanunda "Kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan her çek yaprağı ayrı bir suç oluşturur." denilmekte ve ikinci karşılıksız çekin hapis cezasına konu olacağı düzenlenmektedir.
HAPİS CEZASININ ETKİNLİĞİ
Meselenin tartışılan diğer bir boyutu da, yasadaki hapis cezasının etkinliği hususudur. Hapis cezasına mahkum edilen birçok insan, borçlarının er ya da geç ödeme imkanları varken hapse düştüklerinden bu imkanlarının tamamen ortadan kalktığını ifade etmektedir. Eğer hapiste olmasa idiler tahsil edemedikleri alacaklarını takip edecekler ve bir tahsilat yaptıklarında borçlarını ödeyebileceklerini dile getirmektedirler. Bu nedenle yasadaki hapis cezasının alacaklı için alacağını tahsil etme anlamında bir etkisi olmadığı, aksine hapis cezasının alacağını tahsil etme imkanını bütünüyle ortadan kaldırdığı tartışılmaktadır.
Diğer bir görüş ise çekte hapis cezasının olması, esnafı çek keserken daha basiretli ve ihtiyatlı davranmaya sevk ettiği ve bir kontrol mekanizması sağladığı görüşüdür. Bu görüşe göre eğer hapis cezası olmasa idi karşılıksız çeklerin önünü almak mümkün olamazdı. Bu görüşü savunanlar, ekonomik nedenlerle hapsin çağdışı bir uygulama olduğu iddiasına karşı, çekte hapis cezasının derhal uygulanan yöntem olmadığını, çekin karşılıksız çıkması halinde idari takip süreçlerinden geçtikten sonra adli aşamaya geçildiği, hatta savcılık çağrısı karşısında işin ciddiyetini kavrayan bir çok keşidecinin bir şekilde borcunu kapattığını ileri sürmektedirler.
YENİ YASASININ GETİRDİĞİ YENİLİKLER NELER?
5941 sayılı Kanun, çek defterlerinin içeriklerini, çek düzenlenmesini, kullanımını, çek hamillerinin korunmalarını ve kayıtdışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmaya ilişkin esasları, çekin karşılıksız çıkması ve belirlenen diğer yükümlülüklere aykırılık hallerinde ilgililer hakkında uygulanacak yaptırımları düzenlemektedir. Kanunun getirdiği bazı yenilikler aşağıda ele alınmıştır.
Karşılıksız Çekte Hapis Cezası Kalkıyor
Yeni çek kanununun getirdiği en temel değişiklik, karşılıksız çeklerle hapis cezasının kaldırılmış olmasıdır. Yasanın 5. maddesine göre “üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” Buna göre artık karşılıksız çekte hapis cezası yerine adli para cezası uygulaması getirilmiştir. Ancak değişiklik bununla sınırlı değildir. Para cezasına hükmeden mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Kanun koyucu tarafından karşılıksız çek keşide etme suçunun yaptırımı bir taraftan hafifletilmişken ek yaptırımlar suretiyle denge korunmaya çalışılmıştır.
Ancak unutmamak gerekir ki adli para cezasını ödemeyenler hakkındaki yaptırım hapse çevrilebilir. Cumhuriyet Savcılığı tarafından hükümlüye gönderilen ödeme emri üzerine hükümlü süresi içinde (5275 Sayılı Kanun m.106/2 uyarınca 30 gün) para cezasını ödemez ise; 5275 Sayılı Kanunun 106/3. maddesi uyarınca Cumhuriyet Savcılığı tarafından belirlenen para cezası, mahkeme kararında belirtilen güne çevrilir ve ceza gün kadar hapse çevrilir.
Burada dikkate edilmesi gereken husus şudur; söz konusu işlemle para cezası hapis cezasına değil hapse çevrilmektedir. Yani, belirlenen hapis süresi tazyik hapsi niteliğindedir. Öyle olunca da hükümlü para cezasını ödediği takdirde serbest bırakılır. Ödeme yapmaz ise belirlenen gün kadar hapis yatar. Verilen para cezasını hapiste kalarak infaz etmiş olsa bile hükümlü halen para cezasına hükümlü bir kişidir ve örneğin ikince kez suç işlediğinden hakkında daha önce hapis cezasına hükmedilmiş kişilere dair hükümler uygulanamaz (5275 Sayılı Kanunun 106/9. maddesi).
Eski Kanuna Göre Mahkum Olanlara Serbest Kalma İmkanı Getiriliyor
Yasaya göre 1 Kasım 2009 itibariyle haklarında soruşturma ya da kovuşturma başlatılan ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkum olanlar, alacaklı ile borçların ödenmesi hususunda anlaşmaya varmaları halinde tahliye edilecek ya da haklarındaki soruşturma veya kovşturmaya son verilecek. Anlaşmanın dışında diğer bir fırsat ise çekten mahkum olanın tek taraflı olarak borcunu ödeyeceğini taahhüt etmesi. Bu yöndeki bir taahhütanmeyi 1 Nisan 2010 tarihine kadar Cumhuriyet Savcılığına ya da mahkemeye verdiği takdirde, anlaşma aranmaksızın serbest kalacaklar. Ancak borcunu ödeyeceğine dair taahhütname vererek serbest kalan kişi, borcunu yine ödemezse yeniden hapse girecek. Bu şekilde tahliye olacaklabileceklerinn sayısı ise yaklaşık 2.200 kişi.
Çek Hesabı Açtırmak Zorlaşıyor
Bankalara çek hesabı açtıracak kişilere ilişkin araştırma yükümlülüğü getiriliyor. Bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin adli sicil kayıtlarını, açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkâr olanların ise esnaf ve sanatkâr sicili kayıtlarını almak ve çek hesabının kapatılması halinde bunları, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren on yıl süreyle saklamakla yükümlü tutulmuşlardır.
Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişinin, bu suçtan verilen adli para cezasını ödemiş olması veya ödeyememesi sebebiyle hapis cezasını çekmiş olması halinde dahi bu yasak en az üç yıl daha süreceği için, bu kişinin çalışma hürriyeti bize göre bu süre zarfında kısıtlanmış olmaktadır. Kanunun, infaz edilmiş bir cezanın sonuçlarını cezanın infazından sonraya da taşıyarak bir özgürlüğü kısıtlamış olması ise tartışılmaktadır.
“Hamiline” Çek Düzenlemesi Zorlaştırılıyor
Çek Kanunu özellikle hamiline çek düzenlenmesini kısıtlamış, özel koşullara bağlamıştır. Bu koşullar incelendiğinde kişilerin adeta hamiline çek kullanmaktan caydırılmaya çalışıldığı açıkça görülmektedir. Yasaya göre tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılır. Hamiline düzenlenecek çekler için sadece bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı çek hesapları açılır. Hamiline düzenlenecek çeklerde, hamiline çek defteri yapraklarının kullanılması gerekir. Çek yapraklarının üzerinde “hamiline” ibaresi matbu olarak yer alır.
“Hamiline” çek uygulamasının zorlaştırılması önemli bir gelişmedir. Böylece elinde çeki bulunduranlarla keşideciler arasındaki ilişki ön plana çıkacaktır. Bu değişiklik, hapis cezasının kaldırılmasının doğal bir sonucudur. Hamiline çek uygulaması, çeklerin vadeli düzenlenmesi şeklindeki uygulamayla birleştiğinde çeke rahat sirküle edebilme olanağı getirmiş ve hamiline yazılı çekler kontrolsüz bir biçimde yaygınlaşmıştır. Bu durum özellikle kriz dönemlerinde büyük bir risk unsuru haline gelmiştir.
SONUÇ
Yeni Çek Kanunu uygulamada önemli değişiklikler getirmektedir. Kanun, bir taraftan hapis cezasını kaldırırken diğer taraftan bazı ağır yaptırımları da beraberinde getirmiştir. Hapis cezasının kaldırılması önemli bir gelişmedir. Fakat onun yerine getirilen adli para cezası uygulaması, zaten ödeme güçlüğü içinde olan kişiyi daha da zor durumda bırakabilecektir. Adli para cezasının ödenememesi durumunda ise hapisle tazyik mukadder görünüyor.
Öyle görünüyor ki; çek keşide eden tüccar her halükarda basireti elden bırakmamalı ve azami ihtiyatlı davranmalıdır. Kanunda, ekonomik kriz hallerine ilişkin istisnai bir düzenleme bulunmamaktadır. Yani şimdi olduğu gibi çeki karşılıksız çıkan kişi ekonomik krizi bahane gösteremeyecektir. Nitekim Türk Ticaret Kanununun 20. maddesinde de belirtildiği gibi “her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır.”
http://www.stratejikboyut.com/
Karşılıksız çek düzenleme suçundan hapise düşen yada adli soruşturma/kovuşturma geçiren binlerce esnaf ve iş adamının umudu haline gelen yeni çek yasası, 20 Aralık 2009 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kriz sürecinde keşide ettiği çekleri ödeyemeyen birçok esnaf ve iş adamı kara listeye düşmüş ve hapis cezası ile mahkum olmuştu. Yeni Çek Yasası, bu konuda yeni düzenlemeler getirmiş ve özellikle yıllardır tartışılan ve çok defa değişime uğrayan karşılıksız çekin yaptırımını yeniden düzenlemiştir. Şimdi karşılıksız çek keşide etmekten hapiste olanlar ödeme taahhüdünde bulundukları takdirde serbest kalabilecekler.
Peki ticari hayatta yaygın bir şekilde kullanılan çek nedir? Çeki diğer kambiyo senetlerinden ayıran özellikler nelerdir? Karşılıksız çekte neden hapis cezasına gerek duyulmuştur? Kriz dönemlerinde artan karşılıksız çeklerde, borçlunun hapis cezası ile cezalandırılmasının alacaklı yönünden bir anlamı var mıdır?Vadeli çek uygulamasının yol açtığı sorunlar nelerdir? Bu yazımızda bu soruların cevabını arayacağız.
ÇEKE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER
Türk Hukuku'nda çeke ilişkin temel kurallar esas itibariyle Türk Ticaret Kanunu'nun 692-735. maddeleri arasında yer almıştır. Ancak Ticaret Kanununda karşılıksız çek keşide etmeye ilişkin özel bir ceza yaptırımının bulunmaması nedeniyle, çek hamillerinin korunması ve çek kullanımı hakkındaki esasları da kapsamak üzere, 3167 sayılı kanun 19.03.1985 tarihinde kabul edilmiş ve 3.04.1985 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 3167 sayılı Çek Yasası uygulamada olduğu süre içerisinde çok defa değişime uğramış, en son 2003 yılında yasada köklü değişikliklere gidilmiştir. Yasa, 20 Aralık 2009 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yeni çek kanunu ile tamamen yürürlükten kaldırılmıştır.
ÇEK NEDİR? ÇEKTE VADE OLUR MU?
Türk Ticaret Kanununda çek, muhatabı banka olan özel bir kambiyo senedi olarak tanımlanmış ve diğer kambiyo senetlerine göre ağırlaştırılmış şekil şartlarına tabi tutulmuştur. Hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracı, bir havale olmasına karşın çek, ekonomik hayatta yaygın bir şekilde bir kredi ya da finansman aracına dönüştürülmüş ve bu şekilde kullanılagelmiştir.
Esasen çek ibrazında ödenmesi gereken bir kıymetli evraktır. Yani, uygulamada sıkça kullanıldığı gibi çekte vade söz konusu değildir. Çekin uygulamada ileri tarihli düzenlenmiş olması bir ticari teamül olup hukuki açıdan bir anlam ifade etmemektedir. İleri tarihli düzenlenmiş de olsa çekin, üzerinde kayıtlı düzenleme tarihinden önce bankaya ibrazında ödenmesi gerekir. Nitekim Ticaret Kanunu'nun 707'nci maddesine göre “çek, görüldüğünde ödenir. Buna aykırı her hangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. Keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek ibraz günü ödenir.”
“VADELİ ÇEK” TANZİMİNİN KRİZ DÖNEMLERİNDEKİ SONUÇLARI
İleri tarihli keşide edilse de çeklerin görüldüğünde ödenmesi zorunluluğu, çekin bir ödeme aracı olmasının sonucudur. Yani çeki keşide eden kişi, çeki teslim ettiği anda aslında bankasına bir ödeme emri vermiş olmaktadır. Diğer bir ifadeyle, çek hamile teslim edildiği anda keşidecinin banka hesabında çekin karşılığının bulunması esastır. Bu amir hükme rağmen, ekonomik hayatta yer bulan “vadeli çek” ya da “ileri tarihli çek” uygulaması, bazı açılardan sorunlara yol açmaktadır. Bir havale veya ödeme aracı olmasına rağmen kredilendirme ya da vadeli ödeme aracı olarak kullanılan çekler, genellikle keşidecinin gelecekteki nakit girişi (alacak tahsili, yeni sermaye girişi, yeni satışlar vb.) beklentisi ile ileri tarihli olarak keşide edilmektedir. Keşidecilerin gelecekte beklediği nakit girişlerinin sağlanamaması durumunda ödenemeyen çekler, “karşılıksızdır” işlemi görmektedir.
Bu durum ekonominin kriz dönemlerinde artan likidite sıkıntısı nedeniyle yaygınlaşmakta ve “karşılıksızdır” işlemi gören çeklerin sayısı artmaktadır. Buna paralel olarak adli takibe düşen dosyalarda ve mahkumiyetlerde de ciddi artışlar gözlenmektedir. Günümüzde yaşanan sorun da bundan farklı değildir. Kriz sürecinde alacağını tahsil edemeyen esnaf ve iş adamları bu defa vadesi gelen borçlarını ödemekte güçlüğe düşmekte ve bu durum borç alacak silsilesi içerisinde yayılmakta ve çığ etkisiyle krizi derinleştirmektedir. Kredibilitesi olanlar bankalara yönelmekte ve borçlanmaktadır. Bu da maliyetleri artırmakta olup uzun süre sürdürülebilir bir durum değildir. Krizde satışları azalan ve karlılılığı düşen esnafın, iş adamının kredilerini geri ödemesi de zorlaşmaktadır. Ekonomik krizin derinliği ve süresine göre banka kredilerinin geri ödemesinde de sorunlar yaşanmakta ve süreç iflaslara doğru gitmektedir.
ÇEKİN “HAMİLİNE” DÜZENLENMESİNİN ETKİLERİ
Çekler “emre yazılı” kaydiyle muayyen bir kimseye ödenmek üzere keşide edilebileceği gibi “hamiline” kaydı düşülmek suretiyle de keşide edilebilir. Uygulamada çekler genellikle “hamiline” kaydiyle keşide edilmekte ve bu suretle keşide edilen çekler ticari hayatta rahatlıkla sirkule etmektedir. Yukarıda değinildiği gibi çeklerin ileri tarihli düzenlenmesi uygulamada yaygınlık kazanmıştır. Buna ek olarak çeklerin “hamiline” düzenlenebiliyor olması da vadeye kadar çekin çok defa el değiştirmesi ve keşideci ile hamil arasına çok sayıda ciranta girmesine yol açmaktadır.
Vadesinde çeki ödeyecek olan kişi, keşidecidir. Keşideci bankası aracılığıyla (muhatap) ödemeyi gerçekleştirecektir. Ancak çoğu durumda hamil keşideciyi tanımamaktadır. Bu durumda keşidecinin kredibilitesi sorgulanmamaktadır da. Peki hamile, çekin ödeneceğine ilişkin güvenceyi hangi mekanizma vermektedir? Öncelikle hamilin çeki aldığı cirantanın da müteselsil olarak sorumlu olması bir güvencedir. Bu hukuki bir sorumluluktur. Diğer bir güvence ise, son tahlilde çekte hapis cezasının olduğu gerçeğidir. Böyle bir yaptırım çeki güçlü kılmakta ve kolaylıkla sirküle etmesini desteklemektedir.
Hamil, keşideciyi tanımasa da onun karşılıksız çekin cezasının hapse kadar varacağını bildiğini ve bu nedenle basiretli davrandığını varsaymaktadır. Bu yaptırım bir çeşit örtülü kamu garantisi niteliğinde olup ahlaki rizikoya (moral hazard) yol açmaktadır. Bu durum bankalara yatırılan mevduata verilen garantinin yarattığı ahlaki rizikodan çok farklı değildir. Mevduat garantisinde, tasarruf sahipleri bankanın mali bünyesini ve sağlamlığını sorgulamadan, birikimlerini yüksek faiz veren bankaya yatırmakta, “ne de olsa mevduatım garanti altında” diye düşünmektedir. Çeki alan hamil de tıpkı mevduat garantisinde olduğu gibi, “ne de olsa çekte hapis cezası var” diye düşünüp keşidecinin mali yeterliliğini, ödeme gücünü sorgulamayabilmektedir.
ESKİ YASADA HAPİS CEZASI VE EKONOMİK ETKİLERİ
3167 sayılı Kanunda karşılıksız çek düzenlemek hapis cezasını gerektiren bir suç olarak düzenlenmiştir. Karşılıksız çeklerden dolayı keşidecinin hapis ile cezalandırılması uygulamasının çağ dışı bir uygulama olduğu ve kaldırılması gerektiği toplumda tartışılıyordu. Bu kanaatin aksine, çekte hapis cezasının zorunlu olduğunu, aksi takdirde çekin kredibilitesinin kalkacağı ve iş hayatında giderilmesi zor zararlara yol açacağını savunanlar da az değil.
Aslında 1985 yılından beri uygulamada olan 3167 sayılı Çek Yasası uygulamada olduğu süre içerisinde çok defa değişime uğramış, en son 2003 yılında yasada köklü değişikliklere gidilmiştir. Özellikle yasanın karşılıksız çekin cezalandırılmasına ilişkin 16. maddesi 20 yıl içerisinde 3 defa değiştirilmiş ve bu değişiklikler de üç kere Anayasa Mahkemesinin incelemesine tabi olmuştur.
Son olarak 2003 yılında yapılan değişikliklerin dayanağı Anayasanın 38. maddesinin 8. fıkrasında yer alan "Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz." hükmüdür. 2003 yılında bu Anayasa hükmü doğrultusunda yapılan değişiklikle karşılıksız çekte hapis cezası yerine para cezası getirilmiş ancak bu suçun tekrarı halinde hapis cezazı öngörülmüştür. Aslında yapılan değişiklik hapis cezasını tamamen kaldırmamış fakat zorlaştırmıştır. Kanunda "Kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan her çek yaprağı ayrı bir suç oluşturur." denilmekte ve ikinci karşılıksız çekin hapis cezasına konu olacağı düzenlenmektedir.
HAPİS CEZASININ ETKİNLİĞİ
Meselenin tartışılan diğer bir boyutu da, yasadaki hapis cezasının etkinliği hususudur. Hapis cezasına mahkum edilen birçok insan, borçlarının er ya da geç ödeme imkanları varken hapse düştüklerinden bu imkanlarının tamamen ortadan kalktığını ifade etmektedir. Eğer hapiste olmasa idiler tahsil edemedikleri alacaklarını takip edecekler ve bir tahsilat yaptıklarında borçlarını ödeyebileceklerini dile getirmektedirler. Bu nedenle yasadaki hapis cezasının alacaklı için alacağını tahsil etme anlamında bir etkisi olmadığı, aksine hapis cezasının alacağını tahsil etme imkanını bütünüyle ortadan kaldırdığı tartışılmaktadır.
Diğer bir görüş ise çekte hapis cezasının olması, esnafı çek keserken daha basiretli ve ihtiyatlı davranmaya sevk ettiği ve bir kontrol mekanizması sağladığı görüşüdür. Bu görüşe göre eğer hapis cezası olmasa idi karşılıksız çeklerin önünü almak mümkün olamazdı. Bu görüşü savunanlar, ekonomik nedenlerle hapsin çağdışı bir uygulama olduğu iddiasına karşı, çekte hapis cezasının derhal uygulanan yöntem olmadığını, çekin karşılıksız çıkması halinde idari takip süreçlerinden geçtikten sonra adli aşamaya geçildiği, hatta savcılık çağrısı karşısında işin ciddiyetini kavrayan bir çok keşidecinin bir şekilde borcunu kapattığını ileri sürmektedirler.
YENİ YASASININ GETİRDİĞİ YENİLİKLER NELER?
5941 sayılı Kanun, çek defterlerinin içeriklerini, çek düzenlenmesini, kullanımını, çek hamillerinin korunmalarını ve kayıtdışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmaya ilişkin esasları, çekin karşılıksız çıkması ve belirlenen diğer yükümlülüklere aykırılık hallerinde ilgililer hakkında uygulanacak yaptırımları düzenlemektedir. Kanunun getirdiği bazı yenilikler aşağıda ele alınmıştır.
Karşılıksız Çekte Hapis Cezası Kalkıyor
Yeni çek kanununun getirdiği en temel değişiklik, karşılıksız çeklerle hapis cezasının kaldırılmış olmasıdır. Yasanın 5. maddesine göre “üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” Buna göre artık karşılıksız çekte hapis cezası yerine adli para cezası uygulaması getirilmiştir. Ancak değişiklik bununla sınırlı değildir. Para cezasına hükmeden mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Kanun koyucu tarafından karşılıksız çek keşide etme suçunun yaptırımı bir taraftan hafifletilmişken ek yaptırımlar suretiyle denge korunmaya çalışılmıştır.
Ancak unutmamak gerekir ki adli para cezasını ödemeyenler hakkındaki yaptırım hapse çevrilebilir. Cumhuriyet Savcılığı tarafından hükümlüye gönderilen ödeme emri üzerine hükümlü süresi içinde (5275 Sayılı Kanun m.106/2 uyarınca 30 gün) para cezasını ödemez ise; 5275 Sayılı Kanunun 106/3. maddesi uyarınca Cumhuriyet Savcılığı tarafından belirlenen para cezası, mahkeme kararında belirtilen güne çevrilir ve ceza gün kadar hapse çevrilir.
Burada dikkate edilmesi gereken husus şudur; söz konusu işlemle para cezası hapis cezasına değil hapse çevrilmektedir. Yani, belirlenen hapis süresi tazyik hapsi niteliğindedir. Öyle olunca da hükümlü para cezasını ödediği takdirde serbest bırakılır. Ödeme yapmaz ise belirlenen gün kadar hapis yatar. Verilen para cezasını hapiste kalarak infaz etmiş olsa bile hükümlü halen para cezasına hükümlü bir kişidir ve örneğin ikince kez suç işlediğinden hakkında daha önce hapis cezasına hükmedilmiş kişilere dair hükümler uygulanamaz (5275 Sayılı Kanunun 106/9. maddesi).
Eski Kanuna Göre Mahkum Olanlara Serbest Kalma İmkanı Getiriliyor
Yasaya göre 1 Kasım 2009 itibariyle haklarında soruşturma ya da kovuşturma başlatılan ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkum olanlar, alacaklı ile borçların ödenmesi hususunda anlaşmaya varmaları halinde tahliye edilecek ya da haklarındaki soruşturma veya kovşturmaya son verilecek. Anlaşmanın dışında diğer bir fırsat ise çekten mahkum olanın tek taraflı olarak borcunu ödeyeceğini taahhüt etmesi. Bu yöndeki bir taahhütanmeyi 1 Nisan 2010 tarihine kadar Cumhuriyet Savcılığına ya da mahkemeye verdiği takdirde, anlaşma aranmaksızın serbest kalacaklar. Ancak borcunu ödeyeceğine dair taahhütname vererek serbest kalan kişi, borcunu yine ödemezse yeniden hapse girecek. Bu şekilde tahliye olacaklabileceklerinn sayısı ise yaklaşık 2.200 kişi.
Çek Hesabı Açtırmak Zorlaşıyor
Bankalara çek hesabı açtıracak kişilere ilişkin araştırma yükümlülüğü getiriliyor. Bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin adli sicil kayıtlarını, açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkâr olanların ise esnaf ve sanatkâr sicili kayıtlarını almak ve çek hesabının kapatılması halinde bunları, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren on yıl süreyle saklamakla yükümlü tutulmuşlardır.
Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişinin, bu suçtan verilen adli para cezasını ödemiş olması veya ödeyememesi sebebiyle hapis cezasını çekmiş olması halinde dahi bu yasak en az üç yıl daha süreceği için, bu kişinin çalışma hürriyeti bize göre bu süre zarfında kısıtlanmış olmaktadır. Kanunun, infaz edilmiş bir cezanın sonuçlarını cezanın infazından sonraya da taşıyarak bir özgürlüğü kısıtlamış olması ise tartışılmaktadır.
“Hamiline” Çek Düzenlemesi Zorlaştırılıyor
Çek Kanunu özellikle hamiline çek düzenlenmesini kısıtlamış, özel koşullara bağlamıştır. Bu koşullar incelendiğinde kişilerin adeta hamiline çek kullanmaktan caydırılmaya çalışıldığı açıkça görülmektedir. Yasaya göre tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılır. Hamiline düzenlenecek çekler için sadece bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı çek hesapları açılır. Hamiline düzenlenecek çeklerde, hamiline çek defteri yapraklarının kullanılması gerekir. Çek yapraklarının üzerinde “hamiline” ibaresi matbu olarak yer alır.
“Hamiline” çek uygulamasının zorlaştırılması önemli bir gelişmedir. Böylece elinde çeki bulunduranlarla keşideciler arasındaki ilişki ön plana çıkacaktır. Bu değişiklik, hapis cezasının kaldırılmasının doğal bir sonucudur. Hamiline çek uygulaması, çeklerin vadeli düzenlenmesi şeklindeki uygulamayla birleştiğinde çeke rahat sirküle edebilme olanağı getirmiş ve hamiline yazılı çekler kontrolsüz bir biçimde yaygınlaşmıştır. Bu durum özellikle kriz dönemlerinde büyük bir risk unsuru haline gelmiştir.
SONUÇ
Yeni Çek Kanunu uygulamada önemli değişiklikler getirmektedir. Kanun, bir taraftan hapis cezasını kaldırırken diğer taraftan bazı ağır yaptırımları da beraberinde getirmiştir. Hapis cezasının kaldırılması önemli bir gelişmedir. Fakat onun yerine getirilen adli para cezası uygulaması, zaten ödeme güçlüğü içinde olan kişiyi daha da zor durumda bırakabilecektir. Adli para cezasının ödenememesi durumunda ise hapisle tazyik mukadder görünüyor.
Öyle görünüyor ki; çek keşide eden tüccar her halükarda basireti elden bırakmamalı ve azami ihtiyatlı davranmalıdır. Kanunda, ekonomik kriz hallerine ilişkin istisnai bir düzenleme bulunmamaktadır. Yani şimdi olduğu gibi çeki karşılıksız çıkan kişi ekonomik krizi bahane gösteremeyecektir. Nitekim Türk Ticaret Kanununun 20. maddesinde de belirtildiği gibi “her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır.”
http://www.stratejikboyut.com/
Etiketler:
çek mağduru,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası
Çekte hapislik bitti, sorunlar bitti mi
3167 sayılı "Çekte Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Yasa" nihayet TBMM çatısı altından çıkarak hukukçuların önüne geldi.
Yasanın yeni hali piyasalarda her ne kadar, "Karşılıksız çekte hapis cezası kalktı" şeklinde algılansa da kazın ayağı pek öyle değil.
Hapisteki "mağdurlar"ın mağduriyetleri şimdilik kaydıyla gideriliyor.
Ama onlardan alacaklıların mağduriyetleri öyle görülüyor ki, uzun bir süre daha ortada duracak...
Yasa ile yazılan senaryo şöyle:
Henüz mahkûmiyet almamışsa infaz ertelenecek.
Hapiste ise tahliye olacak.
Gidecek ve 1 Nisan 2010 tarihine kadar borçlu olduğu kişi ile anlaşacak.
Velev ki anlaştı...
Bu anlaşma mahkemelere bildirilecek.
Yani ya 1 Nisan'a kadar borcunu ödeyecek ya da 2 yıl süreli belli bir takvime bağlayacak.
Borcunu ödeyebilmek için
Ya yeni iş kuracak ya da yeni bir iş bulacak.
İş kurmak için sermaye lazım.
Sermaye yoksa, kredi lazım.
Diyeceksiniz ki, "sermaye anlamında parası olsa borcunu öder hapse girmezdi."
Doğrudur, demek ki sermayesi yok.
O zaman kredi bakacak.
Kredi demek borç üstüne borç demek!
Çekten mahkûmiyet yemiş adama kim kredi verecek?
Çalacağı kapı, iyimser ifade ile tefeci...
Kötümser isimle mafya kapısı olacak.
Diyelim ki, bunlardan birinden sermaye buldu.
Çek özürlü işadamı kimliği ile çek hesabı nasıl açacak?
Yeni yasaya göre açamayacak.
O zaman önünde bir yol kalacak: Kayıtdışı çalışmak!
Diyelim ki, bunların hepsi gerçekleşti.
Çalışacak, hem geçimini sağlayacak; hem 2 yıllık anlaşma yaptığı alacaklısının borcunu ödeyecek hem de kredi bulduğu tefeci veya mafyanın borcunu...
Ve tüm bunları 2 yıl içerisinde yapacak!
Her şey yolunda giderse, ne âlâ!
Gitmez de borçlarını ödeyemezse tekrar mapus damına düşecek.
Yeni yasanın kaleme aldığı senaryoda yazılanlar bunlar.
Yasa ile yazılmayan senaryoyu konuşacaksak o daha da vahim.
İlk 2 yıllık sürede, yasanın 2 yıldan 4 yıla çıkarılmasını bekleyecek.
Olmazsa, borcunu ödeyemeyecek ve izini kaybedecek.
O da olmazsa gazetelerin üçüncü sayfalarında şu haberleri okuyacağız:
"Mafya infazı!"
Veya "Alacağını ödemeyen borçlusunu vurdu."
Veya "Borcunu ödeyemeyince alacaklısını vurdu."
Özetle; ya dünya değiştirecek ya da yine mapus damına dönecek.
8 yıldır TBMM'de bulunan çek yasasının "yeni" adı altında ilgililerine sunduğu acı senaryolardır bunlar.
Her iki senaryoda da mutlu son yok.
Oysa;
"Yeni" adını verdiğiniz bir oluşum iki tarafı olmasa da bir tarafı mutlu etmelidir.
Yeni çek yasasının mevcut hali ile alacaklıyı da borçluyu da mutlu eder bir yanı yok.
Böyle bir yasadan mutlu olan varsa, "verdik, kurtulduk" şeklinde düşünen TBMM Adalet Komisyonu olmalıdır.
Komisyon, 8 yıllık süre sonunda sorunları bir süreliğine halı altına süpürmüştür, o kadar!
Bu kadar uzun süre sonunda, topu hukukçuların, alacaklıların ve borçluların önüne atmış "Ne haliniz varsa görün" demiştir.
Yazımın başlığında "Çekte hapislik bitti, sorunlar bitti mi" diye sormuştum ya!
Ne dersiniz sorunlar bitti mi, yoksa sorunlar dolu bir başka perde mi açıldı?
Şevket Sürek
Referasns
Etiketler:
çek mağduru,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası
Çekte yeni düzenleme
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, çekte hürriyeti bağlayıcı cezanın orta vadede kaldırılmasına karşı olmadıklarını belirterek, ancak bunun için başka düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi.
TBMM Adalet Komisyonunda, Çek Yasa Tasarısının görüşmelerine başlandı. Alt Komisyon metni üzerinden ele alınan tasarı üzerinde söz alan MHP ve CHP'li alt komisyon üyeleri, Haziran ayında yapılan Alt Komisyon çalışmalarını eleştirdi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Alt Komisyonunun çalışma yöntemini eleştirerek, ''Alt Komisyon Başkanı ve AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü'nün hukuku bir yana bırakarak tek seçici gibi davrandığını'' savunarak, 'Alt komisyon şeklen çalıştı, sonradan imzalar tamamlandı. Esas olan komisyon iradesi değildi.'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın toplantıya niçin gelmediğini soran Öztürk, ''Kendisi bankalarla görüştü, bankalara ne taahhüt verdi? Tasarının sahibi bankalar, holdingler ve sermaye mi? Çekten mağdur olan toplumsal gruplar yok mu? Bizler bu tür bir hukuk dışı davranışların oyuncağı, piyonu olmayız. Böylesine bir kepazelik, rezillik yapılmamıştı. Komisyon başkanı buna izin vermemeliydi'' diye konuştu.
AK Parti'li milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine Öztürk, tasarıda değişiklik içeren önergelerin Komisyon dışında hazırlandığını ileri sürerek, 'Bu önergelerin sahibi Bankalar Birliği, holdingler mi? Önergeler kapalı kapılar ardından Babacan'ın yönlendirmesiyle mi hazırladı?'' diye sordu.
MHP Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın, alt komisyonda usulüne uygun çalışma yapılmadığını belirterek, ''ancak buna takılmaya gerek yok, soruna nasıl çözüm üretileceğini konuşalım'' görüşünü ifade etti.
Alt Komisyonunun çalışmalarını tamamlamasına rağmen konunun bekletilmesini ''işkence'' olarak tanımlayan Yalçın, krizin teğet geçmediğini, binlerce insanın çekin karşılığını ödeyemediği için cezaevinde bulunduğunu, aynı şekilde alacaklının da mağdur olduğunu kaydetti. Yalçın, tasarının her iki kesimi de rahatlatmayacağını belirterek, konuyla ilgili olarak af beklentisinin olduğunu, bu nedenle kısa bir düzenlemeyle yetinilmesi, ayrıntılı düzenlemenin daha sonra yapılmasını önerdi.
CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe de tasarının çek mağdurlarının yoğun baskısıyla gündeme geldiğini ifade ederek, getirilen cezai yaptırımların karşılıksız çek sayısını azaltmadığını tam tersine artırdığını savundu. Bankaların, ''her önüne gelene çek verdiğini'', kime, hangi koşullarda nasıl çek verileceğine dair düzenleme yapılması halinde sorunun tekrar tekrar yaşanacağını kaydeden Ünlütepe, ''Kredi kartındaki uygulamayı buraya da getirelim. Çeki verenin parasını banka ödesin. Sorunun çıkışı ancak böyle mümkün olur'' dedi.
Ünlütepe, CHP olarak çekle ilgili cezaevinde bulunan tüm mahkumları salıverecek bir düzenleme yapılmasından yana olduklarını bildirdi.
CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ise yapılacak düzenlemenin hem yasal hem de meşru olması gerektiğini savunarak, ''Borçlanmak başlı başına bir suçsa, Türkiye'yi borçlandıran Başbakan'ı da içeriye atmak gerekir'' diye konuştu.
-''ÇEKTE BİR TARAF YOK''-
Milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, çekin fonksiyonu itibarıyla ödenmemesi ve karşılıksız çıkması halinde müeyyide uygulanması ilkesinin, 2003 yılında yapılan değişiklikle adli para cezası uygulanması, bunun Ödenmemesi halinde ise hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüşmesi şekline dönüştürüldüğünü belirterek, konuyla ilgili tartışmaların ''çekte hürriyeti bağlayıcı ceza ve vade olayının olup olmaması'' noktasında yapıldığını anlattı.
''Çek mağdurları'' ifadesine işaret eden Ergin, şöyle konuştu:
'Çekte bir taraf yok. Çeki düzenleyen ve kullanıma sunan banka, çeki alıp keşide eden borçlu ve çek karşılığında bir nakdi ödeme yapıp çeki alanlar var. Bu üçlü ilişki sonucunda, piyasada oluşan bir hareket var. Ekonominin dengelerini bir miktar etkileyen mekanizma var. Çeki ödeyemediği için soruşturma ve kovuşturma gören ve hapse düşenler kendileri açısından bir mağduriyet yaşadıkları doğru. Ancak, baktığınız zaman bir mal vererek karşılığında çeki alan kişiyi düşündüğünüzde o da kendi açısından mağdur olduğunu ifade ediyor. Karşılıksız çekten hapis yatanlar 'mağdurum, beni kurtarın' diyor, çek mağduru olarak müracaat ediyorlar. Muhalefet daha çok bu pencereden bakıyor. Diğer taraftan alacaklarını alamadıkları için kendi çarklarını döndüremeyen esnaf, KOBİ, ticari erbaplar da 'ben de alacağımı alamadım, ödemelerimi yapamadım, mağdurum' diyor. Bu çarkın dönmesini engellemeyen bir düzenlemeye ihtiyaç var. Hükümet penceresinden bakıldığında; bütün bu tarafların haklarını, hukukunu aynı pencereden bakarak koruma zaruriyeti var. Ben sadece cezaevinde olanların penceresinden bakarak ya da sadece alacaklının penceresinden bakarak bir düzenleme yapamam. Bütün bu dengeleri gözetmek ve işleyişi bozmadan, geleceğe dönük olarak sistemi rehabilite etme zorunluluğumuz var.''
Çekte hürriyeti bağlayıcı ceza olmaması yönündeki görüşlere işaret eden Ergin, ''Bu görüş düşünce olarak yanlış değil. Ancak, bunun önlemlerini almadan, böyle bir hükmü getirirsek, çok daha mağduriyetlere yol açacak endişesindeyim'' dedi.
-37 MİLYON ÇEK-
Ergin, bankaların Eylül ayı itibarıyla kullanıcılara verdiği çek adedinin 37 milyon 95 bin civarında olduğunu belirterek, ''Bu çeklerin yarısının tedavülde olduğunu düşünsek bile, yaklaşık 19 milyona yakın bir çekin olduğunu gösteriyor. Oysa karşılıksız çek nedeniyle mağduriyete uğradığı söylenenlerin sayısının, genel itibarıyla bu çoğunluk içerisinde ne kadarlık yer işgal ettiğini takdirinize bırakıyorum. Şimdi elbette ki mağdur kesimin sorununu düzeltmeye gayret edelim. Ama 37 milyon çek yaprağının da ekonomiyi ve piyasayı düzenleyici etkisini de gözden kaçırmamalıyız'' dedi.
Çekte hürriyeti bağlayıcı cezanın orta vadede kaldırılmasına karşı olmadıklarını bildiren Ergin, ancak bunun için alt yapıda ve başka bazı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bu konudaki çalışmalar hakkında da bilgi veren Ergin, şöyle konuştu:
''Bu çalışmalardan biri risk merkezinin kurulması. Merkez bankası bünyesinde olan risk merkezinin Bankalar Birliğine devredilerek, bunun TOBB kullanıcılarının da yararlanmasına sunacak bir yasal düzenleme yapılması, ayrıca ticari risk sigortasının getirilmesi planlanıyor. Daha sonrasında çek alacak kişinin muhatabının durumunu gördükten sonra bu risk merkezi sayesinde takdiri kendisinde olacak. İster alır, ister almaz. Bununla ilgili bir tasarı halen Plan ve Bütçe Komisyonunda bulunuyor. Bu şartlarda orta vadede bu alt yapı çalışmaları bittikten sonra çekte hürriyeti bağlayıcı cezanın kaldırılması konusunda bizimde bir sakınca görmediğimizi ifade etmek istiyorum. Beni ziyarete gelen esnaf temsilcileri, çekte hürriyeti bağlayıcı cezanın kaldırılmasına yönelik tartışmaların bile çekin ödenmesi konusunda sıkıntı yarattığını söyledi. Bir geçiş süreci öngörerek, gerekli alt yapı ve düzenlemeleri yaparak biz de hükümet olarak bu düşünceye katılıyoruz.''
Ergin, çek ile ilgili olarak dün itibarıyla cezaevinde bulunanların sayısının 2 bin 172 kişi olduğunu belirtti.
Komisyonda, Çek Yasa Tasarısının birinci maddesi kabul edildi. Tasarının ikinci maddesi üzerinde görüşmeler sürerken toplantıya ara verildi. Görüşmeler, öğleden sonra devam edecek.
TBMM Adalet Komisyonunda, Çek Yasa Tasarısının görüşmelerine başlandı. Alt Komisyon metni üzerinden ele alınan tasarı üzerinde söz alan MHP ve CHP'li alt komisyon üyeleri, Haziran ayında yapılan Alt Komisyon çalışmalarını eleştirdi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Alt Komisyonunun çalışma yöntemini eleştirerek, ''Alt Komisyon Başkanı ve AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü'nün hukuku bir yana bırakarak tek seçici gibi davrandığını'' savunarak, 'Alt komisyon şeklen çalıştı, sonradan imzalar tamamlandı. Esas olan komisyon iradesi değildi.'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın toplantıya niçin gelmediğini soran Öztürk, ''Kendisi bankalarla görüştü, bankalara ne taahhüt verdi? Tasarının sahibi bankalar, holdingler ve sermaye mi? Çekten mağdur olan toplumsal gruplar yok mu? Bizler bu tür bir hukuk dışı davranışların oyuncağı, piyonu olmayız. Böylesine bir kepazelik, rezillik yapılmamıştı. Komisyon başkanı buna izin vermemeliydi'' diye konuştu.
AK Parti'li milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine Öztürk, tasarıda değişiklik içeren önergelerin Komisyon dışında hazırlandığını ileri sürerek, 'Bu önergelerin sahibi Bankalar Birliği, holdingler mi? Önergeler kapalı kapılar ardından Babacan'ın yönlendirmesiyle mi hazırladı?'' diye sordu.
MHP Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın, alt komisyonda usulüne uygun çalışma yapılmadığını belirterek, ''ancak buna takılmaya gerek yok, soruna nasıl çözüm üretileceğini konuşalım'' görüşünü ifade etti.
Alt Komisyonunun çalışmalarını tamamlamasına rağmen konunun bekletilmesini ''işkence'' olarak tanımlayan Yalçın, krizin teğet geçmediğini, binlerce insanın çekin karşılığını ödeyemediği için cezaevinde bulunduğunu, aynı şekilde alacaklının da mağdur olduğunu kaydetti. Yalçın, tasarının her iki kesimi de rahatlatmayacağını belirterek, konuyla ilgili olarak af beklentisinin olduğunu, bu nedenle kısa bir düzenlemeyle yetinilmesi, ayrıntılı düzenlemenin daha sonra yapılmasını önerdi.
CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe de tasarının çek mağdurlarının yoğun baskısıyla gündeme geldiğini ifade ederek, getirilen cezai yaptırımların karşılıksız çek sayısını azaltmadığını tam tersine artırdığını savundu. Bankaların, ''her önüne gelene çek verdiğini'', kime, hangi koşullarda nasıl çek verileceğine dair düzenleme yapılması halinde sorunun tekrar tekrar yaşanacağını kaydeden Ünlütepe, ''Kredi kartındaki uygulamayı buraya da getirelim. Çeki verenin parasını banka ödesin. Sorunun çıkışı ancak böyle mümkün olur'' dedi.
Ünlütepe, CHP olarak çekle ilgili cezaevinde bulunan tüm mahkumları salıverecek bir düzenleme yapılmasından yana olduklarını bildirdi.
CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ise yapılacak düzenlemenin hem yasal hem de meşru olması gerektiğini savunarak, ''Borçlanmak başlı başına bir suçsa, Türkiye'yi borçlandıran Başbakan'ı da içeriye atmak gerekir'' diye konuştu.
-''ÇEKTE BİR TARAF YOK''-
Milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, çekin fonksiyonu itibarıyla ödenmemesi ve karşılıksız çıkması halinde müeyyide uygulanması ilkesinin, 2003 yılında yapılan değişiklikle adli para cezası uygulanması, bunun Ödenmemesi halinde ise hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüşmesi şekline dönüştürüldüğünü belirterek, konuyla ilgili tartışmaların ''çekte hürriyeti bağlayıcı ceza ve vade olayının olup olmaması'' noktasında yapıldığını anlattı.
''Çek mağdurları'' ifadesine işaret eden Ergin, şöyle konuştu:
'Çekte bir taraf yok. Çeki düzenleyen ve kullanıma sunan banka, çeki alıp keşide eden borçlu ve çek karşılığında bir nakdi ödeme yapıp çeki alanlar var. Bu üçlü ilişki sonucunda, piyasada oluşan bir hareket var. Ekonominin dengelerini bir miktar etkileyen mekanizma var. Çeki ödeyemediği için soruşturma ve kovuşturma gören ve hapse düşenler kendileri açısından bir mağduriyet yaşadıkları doğru. Ancak, baktığınız zaman bir mal vererek karşılığında çeki alan kişiyi düşündüğünüzde o da kendi açısından mağdur olduğunu ifade ediyor. Karşılıksız çekten hapis yatanlar 'mağdurum, beni kurtarın' diyor, çek mağduru olarak müracaat ediyorlar. Muhalefet daha çok bu pencereden bakıyor. Diğer taraftan alacaklarını alamadıkları için kendi çarklarını döndüremeyen esnaf, KOBİ, ticari erbaplar da 'ben de alacağımı alamadım, ödemelerimi yapamadım, mağdurum' diyor. Bu çarkın dönmesini engellemeyen bir düzenlemeye ihtiyaç var. Hükümet penceresinden bakıldığında; bütün bu tarafların haklarını, hukukunu aynı pencereden bakarak koruma zaruriyeti var. Ben sadece cezaevinde olanların penceresinden bakarak ya da sadece alacaklının penceresinden bakarak bir düzenleme yapamam. Bütün bu dengeleri gözetmek ve işleyişi bozmadan, geleceğe dönük olarak sistemi rehabilite etme zorunluluğumuz var.''
Çekte hürriyeti bağlayıcı ceza olmaması yönündeki görüşlere işaret eden Ergin, ''Bu görüş düşünce olarak yanlış değil. Ancak, bunun önlemlerini almadan, böyle bir hükmü getirirsek, çok daha mağduriyetlere yol açacak endişesindeyim'' dedi.
-37 MİLYON ÇEK-
Ergin, bankaların Eylül ayı itibarıyla kullanıcılara verdiği çek adedinin 37 milyon 95 bin civarında olduğunu belirterek, ''Bu çeklerin yarısının tedavülde olduğunu düşünsek bile, yaklaşık 19 milyona yakın bir çekin olduğunu gösteriyor. Oysa karşılıksız çek nedeniyle mağduriyete uğradığı söylenenlerin sayısının, genel itibarıyla bu çoğunluk içerisinde ne kadarlık yer işgal ettiğini takdirinize bırakıyorum. Şimdi elbette ki mağdur kesimin sorununu düzeltmeye gayret edelim. Ama 37 milyon çek yaprağının da ekonomiyi ve piyasayı düzenleyici etkisini de gözden kaçırmamalıyız'' dedi.
Çekte hürriyeti bağlayıcı cezanın orta vadede kaldırılmasına karşı olmadıklarını bildiren Ergin, ancak bunun için alt yapıda ve başka bazı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bu konudaki çalışmalar hakkında da bilgi veren Ergin, şöyle konuştu:
''Bu çalışmalardan biri risk merkezinin kurulması. Merkez bankası bünyesinde olan risk merkezinin Bankalar Birliğine devredilerek, bunun TOBB kullanıcılarının da yararlanmasına sunacak bir yasal düzenleme yapılması, ayrıca ticari risk sigortasının getirilmesi planlanıyor. Daha sonrasında çek alacak kişinin muhatabının durumunu gördükten sonra bu risk merkezi sayesinde takdiri kendisinde olacak. İster alır, ister almaz. Bununla ilgili bir tasarı halen Plan ve Bütçe Komisyonunda bulunuyor. Bu şartlarda orta vadede bu alt yapı çalışmaları bittikten sonra çekte hürriyeti bağlayıcı cezanın kaldırılması konusunda bizimde bir sakınca görmediğimizi ifade etmek istiyorum. Beni ziyarete gelen esnaf temsilcileri, çekte hürriyeti bağlayıcı cezanın kaldırılmasına yönelik tartışmaların bile çekin ödenmesi konusunda sıkıntı yarattığını söyledi. Bir geçiş süreci öngörerek, gerekli alt yapı ve düzenlemeleri yaparak biz de hükümet olarak bu düşünceye katılıyoruz.''
Ergin, çek ile ilgili olarak dün itibarıyla cezaevinde bulunanların sayısının 2 bin 172 kişi olduğunu belirtti.
Komisyonda, Çek Yasa Tasarısının birinci maddesi kabul edildi. Tasarının ikinci maddesi üzerinde görüşmeler sürerken toplantıya ara verildi. Görüşmeler, öğleden sonra devam edecek.
Etiketler:
çek kanunu,
ekonomik kriz,
hakkı köylü,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası
Herkese " çek" yok..
TBMM Adalet Komisyonu Başkanvekili ve AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü, Çek Kanunu'nda yapılacak değişiklikle hem alacaklıya hem de borçluya yeni imkanlar tanınacağını belirterek, yeni düzenlemeyle bankalara da önemli sorumluluklar yükleneceğini söyledi.
Bayram ziyareti için geldiği Kastamonu'da gazetecilerin konuya ilişkin sorularını yanıtlayan Köylü, Çek Kanunu'ndaki değişiklik için çalışmaların büyük bir titizlikle sürdüğünü ifade etti. Köylü, değişiklikle ilgili şu bilgileri verdi:
''Yeni düzenlemeyle getirilen değişiklikler şöyle: Çekin karşılığı ödenmediği zaman doğrudan hapis cezası yok, para cezası var. Para cezası ödenmezse, genel hükümlere göre hapse çevriliyor. Bu yeni kanun çıktıktan sonra, çekten dolayı sorumlu olan kişi hesap sahibi olacak. Yani çekin üzerindeki imza sahibi değil. İmza sahibi aynı zamanda hesap sahibi de olabilir, o ayrı bir durum. Tüzel kişiler yani özellikle şirketlerde şirketin yönetim kurulu üyelerinden birisine bankada çek hesabı açılırken, o bir kişi görevlendirilecek. Banka, şirketin çek hesabından sorumlu olan kişiyi önceden bilecek. Şirket, bu görevlendirmeyi yapmadığı takdirde şirketin yöneticilerinin tamamı sorumlu olacak. Şirketin muhasebecisi sorumlu olmayacak.
Eskiden ceza verilirken çekin üzerindeki rakam neyse o nazara alınıyordu. Yeni sistemde, çekin karşılıksız çıkan kısmı nazar alınarak ceza verilecek. Bir takım teknik düzenlemeler de olacak. Mesela, çekler ikiye ayrılıyor. Şahıs çekleri yani hamiline çekler ve ticari çekler... Bankaların daha dikkatli olması için bankalara bazı yükümlülükler getiriliyor.
Çek yasağı bulunan kişiye çek verildiği takdirde bankaya ceza var. Ayrıca yasaklı olduğu halde çek kullanan kişiye de hapis cezası var. Buradan şu anlaşılıyor. Bundan sonra herkese rastgele çek verilmeyecek. Bankalar bu konuda çok titiz olacaklar.''
Çek işlemi yapan kişilerin çek hesaplarının açık olacağını anlatan Köylü, bu hesabın, kişinin çek verebileceği kişilerce de görülebileceğini söyledi.
ÇEK MAĞDURLARI
Hakkı Köylü, ''çek mağduru'' olarak ifade edilen kişilerin durumuna değinirken de şunları söyledi:
''Cezaevlerinde bu konu yüzünden şu anda 2 bin 118 kişi var. Bu son 15-20 günlük bir rakam. Biz, işte bu cezaevlerindeki kişiler için yeni bir düzenleme getireceğiz. 37 milyon çek kesilmiş. Bu rakamın içerisinde 1 milyon civarında dava var. Ama hapis yatan 2 bin kişi var. Davanın çok olması önemli değil. Sonuçta bunlar ödeniyor. Biz, yeni bir düzenleme getireceğiz. Çekini ödeyemeyip hapse düşenlere yeni bir imkan tanıyacağız. Asgari 1 yıl olmak kaydıyla yeni bir düzenleme yapılacak. Bu düzenleme ile eğer taraflar aralarında anlaşabilirse, kişi hakkında açılmış dava duracak. Soruşturma başlamışsa o duracak, ceza infaz ediliyorsa tahliye edilecek. O süre içerisinde ödenmesi beklenecek. Ödemediği taktirde soruşturma kaldığı yerden devam edecek. Zaman aşımı işlemeyecek. Ayrıca bu kişinin şikayet hakkı da ortadan kalkmayacak. Eğer, anlaşamazlarsa kanun 'en az bir yıl süreyi' ben veririm diyor. Bundan çok önemli bir fayda sağlanır. Bir çok kişi 'biz hapisteyiz dışarıda olsak borcumuzu öderiz' diyor. Buyursunlar ödesinler. Bu düzenleme ile alacaklının bir kaybı olmayacak. Alacaklıya alacağını tahsil edebilmesi için yeni bir imkan sağlanmış olacak. Aynı zamanda borçluya da borcunu ödeyebilmesi için bir imkan tanınacak.''
AA
Bayram ziyareti için geldiği Kastamonu'da gazetecilerin konuya ilişkin sorularını yanıtlayan Köylü, Çek Kanunu'ndaki değişiklik için çalışmaların büyük bir titizlikle sürdüğünü ifade etti. Köylü, değişiklikle ilgili şu bilgileri verdi:
''Yeni düzenlemeyle getirilen değişiklikler şöyle: Çekin karşılığı ödenmediği zaman doğrudan hapis cezası yok, para cezası var. Para cezası ödenmezse, genel hükümlere göre hapse çevriliyor. Bu yeni kanun çıktıktan sonra, çekten dolayı sorumlu olan kişi hesap sahibi olacak. Yani çekin üzerindeki imza sahibi değil. İmza sahibi aynı zamanda hesap sahibi de olabilir, o ayrı bir durum. Tüzel kişiler yani özellikle şirketlerde şirketin yönetim kurulu üyelerinden birisine bankada çek hesabı açılırken, o bir kişi görevlendirilecek. Banka, şirketin çek hesabından sorumlu olan kişiyi önceden bilecek. Şirket, bu görevlendirmeyi yapmadığı takdirde şirketin yöneticilerinin tamamı sorumlu olacak. Şirketin muhasebecisi sorumlu olmayacak.
Eskiden ceza verilirken çekin üzerindeki rakam neyse o nazara alınıyordu. Yeni sistemde, çekin karşılıksız çıkan kısmı nazar alınarak ceza verilecek. Bir takım teknik düzenlemeler de olacak. Mesela, çekler ikiye ayrılıyor. Şahıs çekleri yani hamiline çekler ve ticari çekler... Bankaların daha dikkatli olması için bankalara bazı yükümlülükler getiriliyor.
Çek yasağı bulunan kişiye çek verildiği takdirde bankaya ceza var. Ayrıca yasaklı olduğu halde çek kullanan kişiye de hapis cezası var. Buradan şu anlaşılıyor. Bundan sonra herkese rastgele çek verilmeyecek. Bankalar bu konuda çok titiz olacaklar.''
Çek işlemi yapan kişilerin çek hesaplarının açık olacağını anlatan Köylü, bu hesabın, kişinin çek verebileceği kişilerce de görülebileceğini söyledi.
ÇEK MAĞDURLARI
Hakkı Köylü, ''çek mağduru'' olarak ifade edilen kişilerin durumuna değinirken de şunları söyledi:
''Cezaevlerinde bu konu yüzünden şu anda 2 bin 118 kişi var. Bu son 15-20 günlük bir rakam. Biz, işte bu cezaevlerindeki kişiler için yeni bir düzenleme getireceğiz. 37 milyon çek kesilmiş. Bu rakamın içerisinde 1 milyon civarında dava var. Ama hapis yatan 2 bin kişi var. Davanın çok olması önemli değil. Sonuçta bunlar ödeniyor. Biz, yeni bir düzenleme getireceğiz. Çekini ödeyemeyip hapse düşenlere yeni bir imkan tanıyacağız. Asgari 1 yıl olmak kaydıyla yeni bir düzenleme yapılacak. Bu düzenleme ile eğer taraflar aralarında anlaşabilirse, kişi hakkında açılmış dava duracak. Soruşturma başlamışsa o duracak, ceza infaz ediliyorsa tahliye edilecek. O süre içerisinde ödenmesi beklenecek. Ödemediği taktirde soruşturma kaldığı yerden devam edecek. Zaman aşımı işlemeyecek. Ayrıca bu kişinin şikayet hakkı da ortadan kalkmayacak. Eğer, anlaşamazlarsa kanun 'en az bir yıl süreyi' ben veririm diyor. Bundan çok önemli bir fayda sağlanır. Bir çok kişi 'biz hapisteyiz dışarıda olsak borcumuzu öderiz' diyor. Buyursunlar ödesinler. Bu düzenleme ile alacaklının bir kaybı olmayacak. Alacaklıya alacağını tahsil edebilmesi için yeni bir imkan sağlanmış olacak. Aynı zamanda borçluya da borcunu ödeyebilmesi için bir imkan tanınacak.''
AA
Etiketler:
çek mağduru,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası,
nurettin canikli
AKP, TBMM Adalet Komisyonu'nda bulunan çek yasa tasarısında değişiklik yapacak. Karşılıksız çekten hapis yatan 2 bin 116 kişi borçlarını ödemeleri veya alacaklılarıyla anlaşmaları takdirinde serbest kalacak.
AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, aylardır tartışmalara neden olan, çek düzenlemesi ile ilgili olarak AKP Grubu'nun hazırladığı ve Komisyona öneri olarak sunacakları düzenleme ile ilgili bilgi verdi.
Canikli, Adalet Komisyonu'nda bulunan Çek Yasası ile ilgili tasarıyı hatırlatarak, neden böyle bir düzenlemeye gidilmesi gerektiğinin anlattı.
Nurettin Canikli, "Af düzenlemesi söz konusu değil. Alacaklı ile borçlu arasında özel bir hukuk ilişkisi vardır. Getirilecek düzenlemeyle; alacaklının hakları korunurken, borçluya borcunu ödeme şansı veriliyor. Bizim öneri olarak getireceğimiz düzenlemenin amacı, alacaklı ile borçlu arasında bir mutabakat ortamı oluşturmak ve teşvik etmek. Çünkü ortada çok ciddi bir sorun var" dedi.
Canikli, getirilecek düzenlemeyle alacaklının haklarını koruduklarını, borçluya ise borcunu makul bir sürede ödeme kolaylığı getirildiğini belirterek, "Tarafların karşılıklı anlaşması durumunda; çekten dolayı kovuşturması, soruşturması ve cezası olanların infazı durdurulacak. Taraflar borcun ödenmesi konusunda anlaşamazlarsa o zaman kamu araya girecek belli bir süre koyacak. Borçlu anlaşılan şartları verilen vadede yerine getirmezse, ertelenen cezası yeniden başlayacak" diye konuştu.
Canikli, bazı teknik düzenlemelerin Adalet Komisyonu'nda veya Genel Kurul'da ele alınacağını kaydederek, söz konusu tasarının yılbaşından önce yasalaşmasını istediklerini de bildirdi.
Çekler sicil dosyası geliyor
Canikli, tasarıya yeni bir düzenlemenin de gireceğini açıklayarak, "Çekle ilgisi olan (esnaf tüccar işadamı.) hakkında internet ortamında 'çek sicil' dosyası olacak. Herkesin kendine ait bir şifresi olacak. Kendisiyle ilgili çek konusunda her şeyi görebilecek. Kişi isterse çekle ilgili kriter bilgilerini başkalarıyla da paylaşacak. Kişi ödemelerini, kimden alacaklı, kime borçlu olduğunu kendi dosyasından görebilecek" dedi.
ANKA
Nurettin Canikli 'çek sicil' dosyası olacak..
Çek mağdurları serbest kalacak
AKP, TBMM Adalet Komisyonu'nda bulunan çek yasa tasarısında değişiklik yapacak. Karşılıksız çekten hapis yatan 2 bin 116 kişi borçlarını ödemeleri veya alacaklılarıyla anlaşmaları takdirinde serbest kalacak.
AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, aylardır tartışmalara neden olan, çek düzenlemesi ile ilgili olarak AKP Grubu'nun hazırladığı ve Komisyona öneri olarak sunacakları düzenleme ile ilgili bilgi verdi.
Canikli, Adalet Komisyonu'nda bulunan Çek Yasası ile ilgili tasarıyı hatırlatarak, neden böyle bir düzenlemeye gidilmesi gerektiğinin anlattı.
Nurettin Canikli, "Af düzenlemesi söz konusu değil. Alacaklı ile borçlu arasında özel bir hukuk ilişkisi vardır. Getirilecek düzenlemeyle; alacaklının hakları korunurken, borçluya borcunu ödeme şansı veriliyor. Bizim öneri olarak getireceğimiz düzenlemenin amacı, alacaklı ile borçlu arasında bir mutabakat ortamı oluşturmak ve teşvik etmek. Çünkü ortada çok ciddi bir sorun var" dedi.
Canikli, getirilecek düzenlemeyle alacaklının haklarını koruduklarını, borçluya ise borcunu makul bir sürede ödeme kolaylığı getirildiğini belirterek, "Tarafların karşılıklı anlaşması durumunda; çekten dolayı kovuşturması, soruşturması ve cezası olanların infazı durdurulacak. Taraflar borcun ödenmesi konusunda anlaşamazlarsa o zaman kamu araya girecek belli bir süre koyacak. Borçlu anlaşılan şartları verilen vadede yerine getirmezse, ertelenen cezası yeniden başlayacak" diye konuştu.
Canikli, bazı teknik düzenlemelerin Adalet Komisyonu'nda veya Genel Kurul'da ele alınacağını kaydederek, söz konusu tasarının yılbaşından önce yasalaşmasını istediklerini de bildirdi.
Çekler sicil dosyası geliyor
Canikli, tasarıya yeni bir düzenlemenin de gireceğini açıklayarak, "Çekle ilgisi olan (esnaf tüccar işadamı.) hakkında internet ortamında 'çek sicil' dosyası olacak. Herkesin kendine ait bir şifresi olacak. Kendisiyle ilgili çek konusunda her şeyi görebilecek. Kişi isterse çekle ilgili kriter bilgilerini başkalarıyla da paylaşacak. Kişi ödemelerini, kimden alacaklı, kime borçlu olduğunu kendi dosyasından görebilecek" dedi.
ANKA
Etiketler:
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası
Çek Yasa Tasarısı,Tasarının 10 Ocak ile Yılbaşı arasında...
NOT:SAYIN BEHÇET GÜNGÖR İLE YAPILAN TELEFON GÖRÜŞMESİNDE TARİHLERİ
10 ARALIK 2009 İLA 31 ARALIK 2009 OLARAK DÜZELTMİŞTİR
Çekleri karşılıksız çıktığı için cezaevinde bulunan 2 bin mağdura umut ışığı yandı. Mağdurlara, borçlarını ödemek için 1,5 ya da 2 yıl ek süre verilecek ve ödemeleri durumunda cezaları şartlı olarak affedilecek. Ödememeleri durumunda ise tekrar cezaevine girecek. Çekleri karşılıksız çıktığı için 8 bin kişinin cezaevine girme ihtimali bulunduğu belirtiliyor. Başbakan Erdoğan, MYK toplantısında çek mağdurlarını gündeme getirdi. Erdoğan, gerekli düzenlemelerin bir an önce düzeltilmesini istedi.
TARİH BELİRLENECEK
Çek Yasa Tasarısı şu anda TBMM Adalet Komisyonu'nda bulunuyor. Bu konudaki tarih belirlendikten sonra bu konuyla ilgili bir önergeyle bu tasarıya ekleme yapılacak. Tasarı Kurban Bayramı'ndan hemen sonra Meclis gündemine getirilecek. Tasarının 10 Ocak ile Yılbaşı arasında yasalaşması bekleniyor.
NOT:SAYIN BEHÇET GÜNGÖR İLE YAPILAN TELEFON GÖRÜŞMESİNDE TARİHLERİ
10 ARALIK 2009 İLA 31 ARALIK 2009 OLARAK DÜZELTMİŞTİR
10 ARALIK 2009 İLA 31 ARALIK 2009 OLARAK DÜZELTMİŞTİR
Çekleri karşılıksız çıktığı için cezaevinde bulunan 2 bin mağdura umut ışığı yandı. Mağdurlara, borçlarını ödemek için 1,5 ya da 2 yıl ek süre verilecek ve ödemeleri durumunda cezaları şartlı olarak affedilecek. Ödememeleri durumunda ise tekrar cezaevine girecek. Çekleri karşılıksız çıktığı için 8 bin kişinin cezaevine girme ihtimali bulunduğu belirtiliyor. Başbakan Erdoğan, MYK toplantısında çek mağdurlarını gündeme getirdi. Erdoğan, gerekli düzenlemelerin bir an önce düzeltilmesini istedi.
TARİH BELİRLENECEK
Çek Yasa Tasarısı şu anda TBMM Adalet Komisyonu'nda bulunuyor. Bu konudaki tarih belirlendikten sonra bu konuyla ilgili bir önergeyle bu tasarıya ekleme yapılacak. Tasarı Kurban Bayramı'ndan hemen sonra Meclis gündemine getirilecek. Tasarının 10 Ocak ile Yılbaşı arasında yasalaşması bekleniyor.
NOT:SAYIN BEHÇET GÜNGÖR İLE YAPILAN TELEFON GÖRÜŞMESİNDE TARİHLERİ
10 ARALIK 2009 İLA 31 ARALIK 2009 OLARAK DÜZELTMİŞTİR
Etiketler:
çek mağduru,
ekonomik kriz,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek adet,
karşılıksız çek cezası
Üçüncüsü, Çek Yasası'yla ilgili, Sayın Ünlütepe, biliyoruz ki Adalet Komisyonunda bir düzenleme var toplumun değişik kesimlerinden gelen taleple ilgili olarak. Tabii karşılıksız çıkan her çeki de ekonomik sıkıntıya düştü de bundan dolayı ödemedi tarzındaki bir kanaate varmak da doğru değil çünkü bu çekin bir de alıcısı var. İçerdekini düşüneceğiz, eğer hakikaten elinde olmayan sebeplerden dolayı içeri düşmüşse ona bir imkân getirelim, onun çıkmasını temin edelim ama öbür tarafta bir kısım konuları, bir kısım durumları, bir kısım gelişmeleri istismar ederek alacaklıyı da dolandırdıysa, bunun ikisinin ayrımını yaparak bir kanun çıkarmak gerekir, bir dengeye oturtmak gerekir aksi takdirde çekler gelişigüzel… Çünkü bir güven meselesidir. Çeke güvenmeyecekse, başka bir şeye güvenmeyecekse bu çok doğru olmaz. Onun için, doğruyla yanlışı belli bir adalet ölçüsü içerisinde denkleştirmek lazım zaten biz de bu kanıya vardık ki bir Çek Yasası'nda düzenleme yapalım. Nitekim Adalet Komisyonunda epey görüşüldü, tartışıldı, tartışılıyor. Zannediyorum bu hafta içerisinde veya önümüzdeki hafta komisyonda bir uzlaşmaya varılırsa, yani bir taraftan içerde yatanların talepleri var, öbür taraftan da "Aman ha, bunları çıkardığınız takdirde biz alacağımızı nasıl alırız?" düşüncesiyle bir öbür taraftan da baskı geliyor. Onların da kendilerine göre haklı tarafları var. Dengeyi sağlamak lazım. Ama Meclisimizin gündemindedir. Ümit ediyoruz ki en kısa sürede bunları sağlamak mümkün, dengeye oturtmak mümkün olacak.
Kaynak Meclis tutanakları
Cemil Çiçek Mecliste yaptığı konuşmada ...
Üçüncüsü, Çek Yasası'yla ilgili, Sayın Ünlütepe, biliyoruz ki Adalet Komisyonunda bir düzenleme var toplumun değişik kesimlerinden gelen taleple ilgili olarak. Tabii karşılıksız çıkan her çeki de ekonomik sıkıntıya düştü de bundan dolayı ödemedi tarzındaki bir kanaate varmak da doğru değil çünkü bu çekin bir de alıcısı var. İçerdekini düşüneceğiz, eğer hakikaten elinde olmayan sebeplerden dolayı içeri düşmüşse ona bir imkân getirelim, onun çıkmasını temin edelim ama öbür tarafta bir kısım konuları, bir kısım durumları, bir kısım gelişmeleri istismar ederek alacaklıyı da dolandırdıysa, bunun ikisinin ayrımını yaparak bir kanun çıkarmak gerekir, bir dengeye oturtmak gerekir aksi takdirde çekler gelişigüzel… Çünkü bir güven meselesidir. Çeke güvenmeyecekse, başka bir şeye güvenmeyecekse bu çok doğru olmaz. Onun için, doğruyla yanlışı belli bir adalet ölçüsü içerisinde denkleştirmek lazım zaten biz de bu kanıya vardık ki bir Çek Yasası'nda düzenleme yapalım. Nitekim Adalet Komisyonunda epey görüşüldü, tartışıldı, tartışılıyor. Zannediyorum bu hafta içerisinde veya önümüzdeki hafta komisyonda bir uzlaşmaya varılırsa, yani bir taraftan içerde yatanların talepleri var, öbür taraftan da "Aman ha, bunları çıkardığınız takdirde biz alacağımızı nasıl alırız?" düşüncesiyle bir öbür taraftan da baskı geliyor. Onların da kendilerine göre haklı tarafları var. Dengeyi sağlamak lazım. Ama Meclisimizin gündemindedir. Ümit ediyoruz ki en kısa sürede bunları sağlamak mümkün, dengeye oturtmak mümkün olacak.
Kaynak Meclis tutanakları
Etiketler:
çek senet mağdurları,
çek yasası,
ekonomik kriz,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek cezası
Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Mehmet Yiğiner, 65 bin kişinin karşılıksız çek nedeniyle sıkıntı yaşayacağını ifade ederek, Çek Kanununda acilen bir düzenleme yapılması gerektiğini kaydetti.
Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ANKESOB) Başkanı Mehmet Yiğiner, ekonomik krizden ağır şekilde etkilenen esnaf ve sanatkarın şu anda da karşılıksız çekler nedeniyle hapse girme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ileri sürdü.
Yiğiner yaptığı yazılı açıklamada, 65 bin kişinin karşılıksız çek nedeniyle sıkıntı yaşayacağını ifade ederek, Çek Kanununda acilen bir düzenleme yapılması gerektiğini kaydetti.
Kamuoyunda ‘’sicil affı” olarak bilinen ”Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanun”un Ocak ayında yasalaştığını hatırlatan Yiğiner, yasanın çıkma sebebinin zor duruma düşmüş esnaf ve sanatkarları tekrar kazanmak olduğunu, ancak bankaların özellikle kredi talebinde bulunan esnafa zorluk çıkardığını ifade etti.
”Bankalar ya istenilen miktarın aşağısında kredileri onaylanmak istenmekte ya da talep geri çevrilmektedir. Bu da işin başka bir boyutudur” diyen Yiğiner, şu görüşleri vurguladı:
”Çek kanununda düzenlemeler yaparak bu sorun aşılmalıdır. Bir geçiş dönemi yaşanmaktadır. Bunu en az zararla aşmak gerekiyor. Esnaf her zaman üretken olup, ülke ekonomisine karşılık beklemeden katkılar sağlamıştır. Ancak bu durum yaşanan krizle birlikte değişmiştir. Şimdi esnafa ivme kazandıracak yeni düzenlemelere ihtiyaç vardır. Aksi takdirde ülke ekonomisine büyük katkılar sağlamış olan esnaf sayısı her geçen gün azalacaktır. İstihdamın öncüsü durumunda olan esnaf ve sanatkara öncelik verilmelidir. Bazı destekleyici tedbirlere ihtiyaç duyulmaktadır.”
AA
Ankara’da 65 bin esnaf çek mağduru olabilir
Ankara’da 65 bin esnaf çek mağru olabilir
Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Mehmet Yiğiner, 65 bin kişinin karşılıksız çek nedeniyle sıkıntı yaşayacağını ifade ederek, Çek Kanununda acilen bir düzenleme yapılması gerektiğini kaydetti.
Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ANKESOB) Başkanı Mehmet Yiğiner, ekonomik krizden ağır şekilde etkilenen esnaf ve sanatkarın şu anda da karşılıksız çekler nedeniyle hapse girme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ileri sürdü.
Yiğiner yaptığı yazılı açıklamada, 65 bin kişinin karşılıksız çek nedeniyle sıkıntı yaşayacağını ifade ederek, Çek Kanununda acilen bir düzenleme yapılması gerektiğini kaydetti.
Kamuoyunda ‘’sicil affı” olarak bilinen ”Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanun”un Ocak ayında yasalaştığını hatırlatan Yiğiner, yasanın çıkma sebebinin zor duruma düşmüş esnaf ve sanatkarları tekrar kazanmak olduğunu, ancak bankaların özellikle kredi talebinde bulunan esnafa zorluk çıkardığını ifade etti.
”Bankalar ya istenilen miktarın aşağısında kredileri onaylanmak istenmekte ya da talep geri çevrilmektedir. Bu da işin başka bir boyutudur” diyen Yiğiner, şu görüşleri vurguladı:
”Çek kanununda düzenlemeler yaparak bu sorun aşılmalıdır. Bir geçiş dönemi yaşanmaktadır. Bunu en az zararla aşmak gerekiyor. Esnaf her zaman üretken olup, ülke ekonomisine karşılık beklemeden katkılar sağlamıştır. Ancak bu durum yaşanan krizle birlikte değişmiştir. Şimdi esnafa ivme kazandıracak yeni düzenlemelere ihtiyaç vardır. Aksi takdirde ülke ekonomisine büyük katkılar sağlamış olan esnaf sayısı her geçen gün azalacaktır. İstihdamın öncüsü durumunda olan esnaf ve sanatkara öncelik verilmelidir. Bazı destekleyici tedbirlere ihtiyaç duyulmaktadır.”
AA
Etiketler:
adalet,
adalet bakanı,
cezaevi,
ekonomik kriz,
hapis,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek adet,
karşılıksız çek cezası

2009 YILINA AİT VERİLER ADLİYELER ,ÇEK DAVA SAYISI VE ÇEK TOPLAM BEDELLERİ


Kütahya milletveki Sn Alim Işık'ın soru önergesinin detayları
CEZA MAHKEMELERİ 3167SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLEMESİ HAKKINDA KANUN İLE İLGİLİ AÇILAN DAVALAR VE SANIK SAYILARI
CEZA MAHKEMELERİNE 3167 SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLEMESİ HK. KANUN İLE İLGİLİ ÇIKAN DAVALARDAKİ SANIKLARIN KARAR TÜRÜ
2009 YILINA AİT VERİLER ADLİYELER ,ÇEK DAVA SAYISI VE ÇEK TOPLAM BEDELLERİ
CEZA MAHKEMELERİNE AÇILAN DAVA VE KİŞİ SAYISI
(HAZİRAN 2009 A KADAR)
2009 YILINDA (HAZİRAN)3167 SK dan CEZAEVLERİNE GİREN KİŞİ SAYISI
Kaynak TBMM
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















